Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Padişahlar – 2. Murat Dönemi

  • II. Murat (Osmanlı Türkçesi: مراد ثانى Murād-ı sānī) Koca Murad olarak da anılır; (d. Haziran 1404, Amasya – ö. 3 Şubat 1451, Edirne), 6. Osmanlı padişahı.
    Babası Çelebi Mehmed, annesi Dulkadiroğulları Beyliği’nden Emine Hatun’dur. Fatih Sultan Mehmed’in babasıdır. Amasya’da doğan Sultan Murad; babasının Edirne’de 1421 yılında ölümüne kadar Amasya’da Sancakbeyliği yapmıştır. Babasının ölüm haberi üzerine henüz 19 yaşındayken tahta çıkmıştır.
    Sultan İkinci Murad, soyunun Kayı boyuna mensubiyetini göstermek için, sikkelerine, Kayı boyuna ait iki ok ve bir yaydan müteşekkil damgayı koydurmuştur. Sonraki padişahların bastırdıkları sikkelerde görülmeyen Kayı damgası, Kanunî’ye kadar çeşitli eşya ve silâhlar üzerine konulmasına devam edilmiştir.
    Şehzadeliği
    II.Murad; bazı kaynaklara göre 1402’de , bazılarına göre ise 1404’de Amasya’da dünyaya geldi. İlk çocukluk yılları Amasya’da geçti. 1410’da babasıyla Bursa’ya gelerek orada saray eğitimi aldı. 1415’de lalası Yörgüç Paşa ile Amasya’da Rum ve Danışmendiye eyaleti valisi olarak görevlendirildi ve tahta çıkıncaya kadar 6 yıl bu görevi yaptı. 1416da bölgesi askeri başında Börklüce Mustafa’nın İzmir ve Saruhan tarafında çıkardığı ayaklanmaların bastırılmasında görev aldı. 1418’de Sonraki lalası Hamza Bey ile Çandaroğullarından Samsun’u aldı. Babası I. Mehmet Edirne’de bir av kazası sonunda ağır yaralanınca ölüm yatağında devletin idaresinin biran evvel oğlu Murat’a devrini vasiyete etti ve Murat Amasya’dan tahta geçme töreni yapılacak Bursa’ya gelinceye kadar devlet adamları babasının ölümünü sakladılar. Murat 25 Haziran 1421’de Bursa’da gelip culûs ve biat törenleri yapılıp devletin ileri gelenleri ve yeniçerilerin desteğiyle 17 yaşındayken tahta çıktı.
    Saltanatı
    İlk yılları
    Murat’ın babası Mehmet’in ölümünü üç yıl süren bir bunalım izledi. Doğu Roma İmparatoru Manuel Limni’de gözaltında tutulan Murat’ın amcası Mustafa Çelebi’yi Gelibolu’yu Bizans’a bırakması karşılığında serbest bıraktı; onu meşru padişah kabul edip bir Bizans donanma filosu ile Limni’den Rumeli’ye geçmesini sağladı. Mustafa Çelebi, özellikle İzmiroğlu Cüneyd Bey’in yardımcılığı ile Rumeli beylerinin de desteğini aldı. II. Murat’ın veziriazamı olan Amasyalı Beyazıt Paşa Edirne’deki ordu ile Mustafa Çelebi’nin yeni topladıği orduya karşı gitti. Yapılan Sazlıdere Muharebesi sonucunda veziriazamn ordusunun büyük bir kısmı taraf değiştirdi ve II. Murad’ın veziriazamı teslim oldu. İzmiroğlu Cüneyd Bey’in israrı üzerine Beyazıt Paşa idam edildi. Mustafa Çelebi’yi ikinci başkent halkı tezahüratla karşıladı. Mustafa Çelebi Edirne’de hükümdarlığını ilan edip kendi adına hutbe okutup sikke bastırdı.
    Mustafa Çelebi siyasetinde bazı büyük hatalar yaptı. Bizans’a vaad ettiği Gelibolu’yu vermeyerek ilk destekcisini kaybetti. Sonra 12 bin sipahi ve 5 bin yaya ordusuyla Galata Cenevizlilerin gemileri ile Gelibolu’dan Anadolu’ya geçip Bursa’yi kuşattı. Fakat Anadolu’da savaşa girişmek istemeyen Rumeli asillı ordunun bu sefere pek gönüllü olmaması ve II. Murad’ın Mustafa Çelebi’nin Beyazit’in oğlu olmayip Düzmece olduğuna dair menfi propagandalarının inandırıcı olması Mustafa Çelebi’nin ordusunun dağılmasına neden oldu. Özellikle kendisine İzmir ve Aydın beyliği teklif edilen İzmirlioğlu Cüneyd Bey yandaşları ile Mustafa’nın ordusundan ayrıldı. Mustafa ordusunda kalanlarla geri çekilirken Ulubat civarında bir köprüde Hacı İvaz Paşa’nın birliği ile tutuştuğu çarpışmada büyük zararlar verdi.
    Mustafa Gelibolu’ya kaçmayı başardı ve oradan Boğaz trafiğini durdurmaya çalıştı. Fakat II. Murad Cenevizli Foca Podestası Adorno’dan kiraladığı gemi ve askerlerle birlikte Rumeli’ye geçmeyi başarıp Mustafa’yı Gelibolu’dan kaçırttı. II. Murat 2 bin zırhlı Foca Podestasi askeriyle takviyeli orduyla Edirne üzerine yürüdü. Edirne’liler onu şehir dışında karşılayıp ona sadık olduklarını bildirdiler. Mustafa Çelebi devlet hazinesinde alarak Edirne’den kaçti. Fakat Tunca Vadisindeki Kızılağaç Yenicesi’inde yakalanıp Edirne’ye gönderildi. Mustafa Çelebi hailesi Mustafa’nın Edirne kale burcundan asılması ile böylece 1422de son buldu. Fakat tarihciler hala Mustafa Çelebi’nin düzmece mi yoksa gerçekten padişah oğlu olup olmadığı sorusunu tartışmaktadırlar.
    Bu olayın ardından Mustafa Çelebi’yi destekleyen Bizanslılar yeni bir oyun sergileyerek bu desteğin o zaman güç kazanan bir saray kliği tarafından uygulandığını ve gerçekten imparator II. Manuel’in II. Murat’a karşı dost olduğunu beyan ettiler.
    Fakat yeni veziriazam Çandarlı İbrahim Paşa, Vezir Hacı İvaz Paşa ve Lal Yörgüç Paşa’nın görüşlerini alan Murat Bizans’a sert tepki gösterdi ve 2 Haziran 1422’dan Eylul başına kadar Konstantinopolis’i karadan kuşatmaya aldı. Bu kuşatma Bizans için büyük asker ve bina hasarına yol açtı.
    Bu kuşatmadan kurtulmak için Bizans’lılara bu sefer kuşatma sürerken Ağustos ayında II. Murat’ın kardeşi Küçük Mustafa’yı ayaklandırmaya başardılar. Karaman ve Germiyan beyleri ile birlikte Hamid-İli’nden hareket eden Küçük Mustafa Bursa’ya gelip bu şehri kuşattı. Bursa Ahileri Küçük Mustafa’nın lalası olan Şarapdar İlyas’a heyet göndererek şehrin kendini savunacak personel ve ikmal maddesi olduğunu ve Ahilerin bu savunmayı destekleyeceğini bildirdiler. Bunun üzerine Şehzade Mustafa İznik üzerine yönelip 40 günlük kuşatmadan sonra bu şehri eline geçirdi. Şehzade Küçük Mustafa burada İbrahim Paşa sarayına yerleşip padişahlığını ilan ettirdi. Bunun üzerine Murat 6 Eylül’de Konstantinopolis kuşatmasını kaldırıp Anadolu yakasına geçti. Mihaloğlu Mehmet Bey’i sipahilerle İznik üzerine gönderdi. Şehzadenin lalası Şarapdar İlyas ise beylerbeylik verme vaadleri ile elde edildi. Şubat 1423de Mihaloğlu İznik’i bastığı zaman Şehzade Mustafa hamamda idi; yandaşları onu savunup kaçırmaya çalışırken Mihaloğlu yaralandı. Fakat lala Şarapdar İlyas Şehzadeyi atına kendi bindirip götürüp II. Murat’a teslim etti. Şehzade Mustafa boğulup idam edildi; ceseti İznik dışında bir incir ağacına asıldı ve sonra Bursa’ya götürülüp Yeşil Türbe’ye gömüldü.
    1423de II. Murat Şehzade Mustafa olayını gizliden destekleyen Candaroğulları beyi İsfendiyar Bey üzerine yürüyerek topraklarının büyük bölümünü ve özellikle Taraklıboru (Safranbolu) şehrini Osmanlı ülkesine kattı.
    Karamanoğlu Mehmet Bey Antakya’yi kuşatması sırasında ölmesi yerine geçebilecekler arasında bir çatışmaya neden oldu. II. Murat II. Mehmet Bey’in (1423-1426) hükümdar olmasına yardımcı oldu ve bunun sonucu bir anlaşma ile Karamanlıların ellerine geçirmiş oldukları Göller Bölgesi Osmanlılar tarafından geri alındı.
    Eflak voyvodasının Osmanlı topraklarına yaptığı saldırılar püskürtüldü ve akıncıların yıldırıcı hücümlarını durdurmak için Eflak Voyvodası yine bağımlılığı kabul etti.
    Venedik’le savaş ve Selanik’in fethi
    Konstantinopolis kuşatması sırasında Venedikliler Selanik ve Mora’yı kendi denetimleri altına almak için Bizans ile görüşmeler başlatmışlar ve 1423’te o sırada Osmanlı ablukası altında olan Selanik’e sahip olmuşlardı. Bunun üzerine Konstantinopolis’in de Venediklilere bırakılabileceği endişesiyle Murat 1424 yılında Cenevizliler aracılığıyla Bizans ile bir antlaşma yaptı. Bu antlaşmaya göre imparator her yıl vergi olarak 30.000 duka altın vermeyi ve Ankara Savaşı’nın ardından Bizans’ın eline geçmiş olan Ege ve Karadeniz kıyılarındaki toprakları Osmanlılar’a iade etmeyi kabul etti.
    Anadolu’da tekrar savaş
    1425 Anadolu’da birlik sağlama çalışmalarına girişti. Önce Düzmece Mustafa vakasında Aydınoğlu Beyliği verilen İzmiroğlu Cüneyd Bey ile uğraşıldı. Cüneyd Bey ardı ardına gerçek ve sahte şehzade ayaklanmalarına destek vermişti. Önce Şehzade İsmail’e isyanında yardım etmiş ve 1425de ise Selanik’te Venedik desteği ile isyan çıkaran kimliği bilinmeyen yeni bir Duzmece Mustafa’ya destek vermisti. II. Murat Cenevizlilere tekrar Karadeniz’de bulunan liman kolonilerini geri verip onlarla anlaşarak Midilli ve Sakız’dan getirilen Ceneviz filoları kullanarak Cüneyt Bey’in denizden destek sağlamasina engel oldu. Sonra bir kara ordusuyla uzun süren bir uğraştan sonra 1426da Cüneyd Bey, ailesi ve hanedanının diğer mensupları yakalanarak hepsi idam edildi.
    Sonra Menteşe ve Teke beylikleri Osmanlı topraklarına katıldı. Fakat daha doğuda bulunan Karaman ve Candarlı beyliklerin egemenliklerine son verilmedi. Buna bir neden bu siyasetin Timur’un yerine geçen Şahruh’un bir zamanlar Selçuklular ve İlhanlılar’ın hükümdarlığı altında bulunan bütün arazilerin üstünde hak iddia etmesi ve bir istila hareketine girişmesi tehdidi idi.
    1429’da erkek çocuğu olmayan Germiyanoğlu II. Yakup Bey’in ölümünün ardından vasiyeti üzerine Germiyanoğulları Beyliği Osmanlı topraklarına katıldı.
    Murat Anadolu’da barışı sağladıktan sonra tüm gücünü Venediklilere yöneltti ve 1430’da Selanik’i, ardından da Yanya’yı ele geçirdi.
    Sırbistan’ın ilhakı
    Osmanlı iç savaşı sırasında Balkanlarda Macar etkisi artmış ve 1427 yılında Sırp Despotu Stefan Lazareviç’in ölümü üzerine Macaristan ile Osmanlılar arasında Sırbistan tahtı üzerinde çekişme çıkmıştı. 1428’de Macarlarla Osmanlılar arasında yapılan anlaşma sonucunda Yorgo Brankoviç Sırp Despotu olarak tanınmıştı.
    1431’de antlaşmanın süresi dolunca Macar Kralı Sigismund II. Murat’a bir elçi göndererek Bosna, Sırbistan ve Bulgaristan üzerindeki Macarisatn yüksek egemenliğini tanınmasını resmen istedi. Bu hareketle Macaristan savaş ilan etmiş oluyordu. Osmanli devleti aleyhinde olanlar Macaristan Kralı çevresinde toplanmaya başladılar. Bunlar arasında Bosna Kralı II. Tvrtko, Sırp Despotu Yorgo Brankoviç, Eflak prensliğini Sigismund desteği ile eline geçiren Vlad Drakul I, Savcı Bey’in oğlu Şehzade Davut, taht hakkı arayan birçcok Balkan soylusu ve pek çok senyör bulunmaktaydı. Macarların artan etkisi karşısında Murat 1434’ten itibaren Balkanlar’da daha saldırgan bir tutum izlemeye başladı ama Anadolu’da ve Asya’da önemli gelişmeler (örneğin Timur torunu Şahruh’un Anadolu’ya yönelmesi olasılığı, Karamanoğulları’nın mütecaviz bir atakla eski arazilerini geri almaları) II. Murat’ın Balkan sorunlarına dikkatini çekmesini önledi. Diğer taraftan Macarlar etrafında ki kalabalık cephe de atak harekete geçmedi.
    9 Aralık 1437’de Sigismund’un bir erkek çocuk varis bırakmadan ölmesi üzerine Macaristan’da işbaşına gelecek hanedan sorunları Macaristan’da epey kargaşalık yarattı. Sigismund’un kurmaya çalıştığı cephe de dağıldı. II. Murat bu fırsatı iyi değerlendirerek üç yıl Rumeli’de kalarak, özellikle Sırbistan ve Eflak sorunları üzerine eğildi. Sırbistan ve Eflak prensliklerinin koşulsuz olarak kendisine bağlanmalarini sağladıktan sonra 1438’de II. Murat ilk Macaristan Seferi’ne çıktı. Tuna’yı geçerek Severin, Demirkapı, Orsova ve Şeşbeş kalelerini topa tutup yıkarak Erdel’in merkezi Zeybin (sonradan Hermannstadt ve şimdi Sibiu) kalesini kuşattı. Bu kaleyi eline geçirip Karpat Dağları geçitlerini aşıp Eflak topraklarına girdikten sonra Yergöğü üzerinden Edirne’ye geri döndü. 1438de ise II. Murat Sırbistan üzerine yöneldi. Brankoviç tarafından yaptırmasına izin verilen yeni önemli savunma kalesi Semendire’yi fethederek Sırp Despotluğu’nu işgal etti ve burasını Osmanlı eyaleti ilan etti. O sırada Bosna Kralı II. Tvrtko’nun ölmesi Bosna Kralliğı’nın iki varis arasında paylaşılması ve güneyde bulunan Hersek’in de ayrı bağımsız bir idare kazanması sonucunu doğurdu. II. Murat bundan istifade edip her üç idareyi de haraca bağladı.
    Macarlar yeni Macaristan Kralı olarak o zaman Polonya Kralı olan III. Ladislas’i seçtiler ve Polonya ve Macaristan krallıları aynı kişinin idaresi altına geçti. Ladislas Transilvanya voyvodalığına Hunyadi Corvinus Yanos adlı, ailesi pek gizemli olan fakat Eflak soylusu olduğunu iddia eden, bir kişiyi atadı. Böylelikle 20 yıl Osmanlılarla devamlı olarak bir Haçlı ruhu ile mücadele eden, Macarlar tarafından bir milli kahraman sayılan ve sonunda Macaristan Krallığına gelen bir kişi Balkanlar siyaset sahnesine girmiş oldu. 1441de Hunyadi Yanos Semendire’yi Osmanlilar elinden geri aldı ve Transilvanya’ya gönderilen Osmanli birliklerine karşı birkaç galibiyet kazandı.
    Hunyadi Yanoş’un Balkanlar’ı istilası
    Murat 1440’ta Stefan Lazaroviç’in ölümünden beri Macar işgali altında olan Belgrad’ı altı ay süreyle kuşattı ancak başarısız oldu. Bu dönemde yeni Macar Kralı Ladislas iki komutanını, Hunyadi Yanoş ve Nicholas Ujlaki’yi Osmanlı tehdidi altındaki sınırları korumakla görevlendirdi. Bunlardan Hunyadi Yanoş Belgrad’daki karargahından Osmanlı topraklarına karşı taaruzlar yapmaya başladı. 1441’de Erdel’i işgal eden ve Sibiu’yu kuşatan Mezid beyi öldürüp ordusunu bozguna uğrattı. Ertesi yılın Eylül ayında Mezid beyin intikamını almak isteyen Şahabeddin Paşa da aynı akıbete uğradı. 1443’ün sonbaharında Hunyadi Yanoş Macar Kralı Ladislas ve Sırp Despotu Yorgo Brankoviç ile birlikte karşı taaruza geçti. Tuna’yı geçerek Niş ve Sofya’yı ele geçirerek Balkan geçitlerine dayandı.
    Aynı dönemde Macarlarla anlaşan Karamanoğlu İbrahim Bey de 1443 ilkbaharında Anadolu’da Akşehir ve Beyşehir üzerine saldırıya geçti ancak Murat, oğlu Ali Çelebi ile birlikte İbrahim beyi durdurdu. Hunyadi Yanoş önderliğindeki ordunun Osmanlı topraklarını istila etmekte olduğunu Karaman seferi dönüşünde öğrenen Murat haçlı ordusunu 25 Aralık 1443’te İzladi’de güçlükle durdurabildi.
    1444 buhranı, tahttan çekilmesi ve Varna Muharebesi
    Hunyadi Yanoş önderliğindeki ordunun İzladi’de durdurulmasının ardından Murat Macarlar ile barış görüşmeleri için girişimlerde bulundu. 1444’ün Haziran ayında taraflar arasında tarihte Edirne-Segedin olarak bilinen bir anlaşmaya varıldı. Anlaşmaya göre Sırp Despotluğu 1427’deki sınırlarıyla Brankoviç’e iade edilecek, Macarlar Bulgaristan üzerindeki iddialarından vazgeçecekler, Osmanlılar ve Macarlar Tuna’yı geçmemeyi taahüt edecekti.
    Bu antlaşmanın ardından Murat, oğlu Mehmet’i Edirne’ye getirtti ve onu başkentte “kaymakam” olarak bıraktıktan sonra Karamanlılar ile ilgilenmek üzere Anadolu’ya geçti. Ağustos ayında Yenişehir antlaşması ile Akşehir ve Beyşehir’i Karamanlılara bıraktı. Bu şekilde hem batıda hem doğuda barışı sağladığını düşünüyordu. Murat bu antlaşmanın ardından oğlundan yana tahttan çekildi. Bu hareketinin arkasındaki başlıca sebep Konstantinopolis’te Doğu Roma’nın himayesinde olan ve Osmanlı tahtında hak iddia eden Orhan Çelebi’ye karşı oğlunun tahta yerleşmesini sağlamaktı.
    Ağustos ayında Macar Kralı Ladislas Osmanlılar’la yaptığı antlaşmayı geçersiz sayarak yeni bir haçlı seferine çıkacağını duyurdu. Aralarında Arnavutluk’ta babasının mirasında hak iddia eden İskender Bey’in de bulunduğu Rumeli’deki eski yerel hanedanlar Osmanlılar’a karşı silahlandı. Bu haber Edirne’deki halkın bir bölümünün Anadolu’ya kaçmasına neden oldu. Aynı dönemde Orhan Çelebi de Dobruca’ya giderek bir isyan girişiminde bulundu ancak bu girişim Şahabeddin Paşa tarafından önlendi. Macar ordusunun Tuna’yı aştığı haberi üzerine Murat Edirne’ye geri çağrıldı. Murat 10 Kasım 1444’te Varna Muharebesinde Macar ordusunu yenilgiye uğrattı. Kral Ladislas savaş meydanında öldü. Savaşın ardından Murat Edirne’de bir süre kaldıktan sonra oğlunun konumunu Konstantinopolis’teki müddeiye karşı korumak için Manisa’ya çekildi.
    Tahta dönüşü, Kosova Savaşı ve ölümü
    Murat’ın Manisa’ya çekildiği dönemde başkent Edirne’de barış yanlısı Sadrazam Çandarlı Halil Paşa ile dış siyasette daha saldırgan tutum içinde olan Şahabeddin ve Zağanos paşalar arasında çekişme sürmekteydi. Sadrazam Halil Paşa bu dönemde Murat’a hâlen gerçek padişah muamelesi yapıyordu. Öte yandan Şahabeddin ve Zağanos paşalar ise genç padişah Mehmet’i Doğu Roma’ya karşı saldırmaya teşvik ediyorlardı. 1446 yılında muhtemelen Çandarlı Halil Paşa’nın düzenlediği bir yeniçeri isyanı durumu iyice zora soktu. Ayaklanan yeniçeriler Konstantinopolis’teki müddei Orhan Çelebi’nin yanına gitme tehdidinde bulununca Sadrazam Halil Paşa Murat’ı Edirne’ye geri çağırdı ve Mayıs ayında tahta çıkardı.
    Murat ikinci saltanatında 1444 buhranında isyan eden Balkanlar’daki yerel hanedanları boyun eğdirmekle uğraştı. Bunların arasında özellikle Arnavutluk’ta İskender Bey ile meşgul olmuştur. 1446 yılında Mora despotuna karşı sefere çıktı. 1448’de İskender Bey’e karşı birinci seferini yaptı. Aynı yıl Ekim ayında Kosova Savaşı’nda Hunyadi’nin ordusunu bir kere daha yenilgiye uğrattı. 1449’da Eflak seferini, ertesi yıl da İskender Bey’e karşı ikinci seferini düzenledi. 1451’de dinlenmek üzere çekildiği Edirne’deki Tunca’daki bir adada felç geçirdi ve 3 Şubat günü öldü. Bursa’da Muradiye Camii’ndeki türbesine gömüldü. Öldüğünde Osmanlı Devleti 1402 yılında aldığı darbeden tamamıyla kurtulmuştu.
    Ailesi Hakkında Bilgi
    Eşleri
    Alime Hatun, Dulkadiroğulları Beyliği’nden.
    Yeni Hatun, Amasya’dan Mahmud Bey’in kızı.
    Hüma Hatun, kendisi ile ilgili fazla bilgi bulunmamaktadır.Fatih Sultan Mehmet’in annesidir.
    Tacünnisa Hatice Halime Hatun, Çandaroğulları Beyi İsfendiyar Bey’in kızı.
    Mara Hatun (Mara Branković). Sırbistan Despotu George Bronkoviç’in kızı.
    Erkek çocukları
    Alaaddin Bey
    Büyük Ahmed
    II. Mehmed
    Orhan
    Hasan
    Küçük Ahmed
    Yusuf Âdil Şah.
    Hüseyin
    Isfendiyar
    Kız çocukları
    Hatice Hatun.
    Hafsa Hatun.
    Fatma Hatun.
    Erhondu Hatun.
    Şehzâde Selçuk Hatun.
    _______________________________
    VARNA MUHABERESİ
    Varna Muharebesi veya Varna Savaşı, 10 Kasım 1444 tarihinde, Macar, Leh, Papalık ve çeşitli Balkan milletlerinden oluşan, János Hunyadi komutasındaki Haçlı ordusu ile II. Murat önderliğindeki Osmanlı ordusu arasında bugünkü Bulgaristan’ın Varna şehri yakınında yapılmış bir savaştır.Osmanlı ordusu kazanmıştır.
    Savaş öncesi
    II. Murat, Papa IV. Eugenius’un önayak olmasıyla oluşturulan bir Haçlı ordusunu yenmiş ve 1444 yılının yaz aylarında Edirne-Segedin Antlaşması’nı imzalamıştı. Bu antlaşma 10 yıl sürelik bir barış dönemini öngörüyordu. Antlaşmanın imzası üzerine II. Murat tahtı 12 yaşındaki oğlu şehzade Mehmet’e bırakarak Manisa’ya çekilmişti. Ancak Edirne-Segedin Antlaşması’nın koşullarından hoşnut kalmayan Papalık, Kardinal Giuliano Cesarini vasıtasıyla Macar komutanı János Hunyadi’yi “Papa’nın onayı olmadığından dolayı geçersizdir” iddiasıyla antlaşmayı ihlale ikna etmeğe çalışıyordu. Böylece Balkan ülkeleri Papa’nın da önayak olmasıyla tekrar bir ordu oluşturarak saldırıya hazırlandı.
    12 yaşındaki genç Şahzade Mehmet babası Murat’a ordunun başına tekrar geçmesi için mektup yazmıştır. Bu mektupta yazan bir kısım şudur.”Baba,eğer ki padişah sen isen ordunun başına geç, eğer padişah ben isem sana emrediyorum gel ve ordularının başına geç” yazmıştır. II. Murat önce tahta geri dönmeye isteksizdi. Tahtta oturan 12 yaşındaki II. Mehmed’in yaşından beklenmeyecek bir üslupta babasını ordularının başına geçmeye davet eden mektubu ve Veziriazam Çandarlı Halil Paşa’nın çağrısı üzerine, II. Murat askerleri ile beraber Manisa’dan İstanbul boğazına doğru hareket etti. Oradan, asker başına birer duka altın vererek; Ceneviz gemileriyle Rumeli’ye geçti. Oğlu II. Murat ve Veziriazam Çandarlı Halil Paşa’yı, Edirne’de bırakarak Varna’ya doğru Haçlı ordularını karşılamak üzere hareket etti.Osmanlı bu bölgedeki hakimiyetine başarı kattı.
    Savaşın gelişmesi
    Osmanlı ve Haçlı orduları bugünkü Bulgaristan’ın Varna kenti yakınlarında karşılaştılar. II. Murat’ın bulunduğu yerde bir hendeğin yanında Haçlıların ihlal ettiği Edirne-Segedin Antlaşması’nın metni asılıydı. II. Murat’ın bu savaşta çok başarılı bir strateji uyguladığı bilinmektedir.
    Haçlı ordusunun sol tarafında bataklıklar yer almaktaydı. II. Murat savaş alanının avantajını kullanmak için baskın stratejisi kullanmıştır. Güneydeki bataklıkları hesaba katarak sağ kanadının savaş sırasında çevrilmesinin ihtimalini ortadan kaldırmak ve Haçlıları tam bir çembere almak için Haçlıların tek çıkış yolu olan Varna’nın kuzey yoluna 15.000 kişilik bir kuvvet koyarak tam imha düzeni almıştır. Bu düzen Haçlıları psikolojik olarak sarstı. Ama II. Murat yolu tutan kuvvetleri çarpışmalar süresince savaşa sokmadı. Ancak Osmanlı Ordusu’nun en zorlandığı anda bu kuvvetleri çağırdı. Kuzey yolunu boşaltarak dengeyi kendi lehine çevirdi. Haçlılara “Kaçış yolunuz var.” mesajı vererek, kaçmaya eğilimli Haçlı askerlerini savaş alanından kaçışa özendirerek bir taşla iki kuş vurmuş oldu.
    Haçlı ordularının başında Macar komutan János Hunyadi, Macaristan kralı I. Ulászló (III. Władysław adıyla Lehistan kralı), Kardinal Cesarini, Franko, Varadin ve Erlan piskoposları bulunuyordu. II. Murat ordusunu kademeli olarak düzenlemiş, Rumeli beylerbeyi Turhan Bey’i Rumeli askeriyle sağa,Anadolu beylerbeyi Karaca Bey’i askeriyle sol tarafa yerleştirmişti. İstanbul’dan getirdiği yeniçeri askerlerini ise bizzat kendi kumandası altında orta kısıma yerleştirmişti.
    Savaş başladığında önce Haçlı ordusunun şiddetli saldırısı sonucu Osmanlı ordusunda bir panik havası ortaya çıktı. Haçlı orduları zırhlıydı ve daha az kayıp veriyorlardı. Bu durum Osmanlı ordusunu zor durumda bırakıyordu. János Hunyadi ordusunu disiplinli bir şekilde yönetmekteydi. Osmanlı ordusunun yenilme belirtileri göstermesi üzerine Macar Kralı I. Ulászló, savaşın başarısını tamamen Hunyadi’ye bırakmamak için yerinden ayrılarak savaşa katıldı. Osmanlı ordusu merkeze doğru saldıran Haçlı ordusunu geri çekmek için yanlara doğru açıldı ve ortada kalan Haçlı ordusu bu şekilde Osmanlı ordusunun şiddetli saldırıları sonucu yenilgiye uğradı.
    I. Ulászló savaş sırasında başına aldığı bir balta darbesi sonucunu yaşamını yitirdi. Ölen kralın başını yeniçeriler II. Murat’a getirdiler. II. Murat ölen kralın başını yeminini bozduğu Edirne-Segedin Antlaşmasının yanında teşhir ettirdi. II. Murat tam imha stratejisini kuvvetlerinin çok yıpranmaması için iki kademe olarak düzen yaptığı Kosova Savaşına taşımıştır. Tam sonucu da elinde sağ kalan tecrübeli komutanlarla bu savaşta almıştır.
    Bazı kaynaklara göre II. Murat savaş alanını gezerken yanındaki yardımcılarına sorar: “Biz bu savaşı nasıl kazanabildik?” Yanındaki vezirlerden biri: “Hanım, şu yerde yatan keferelerde bir tek ak sakallı ihtiyar yok. Biz ihtiyarlarımız yüzünden kazandık,onlar ise ihtiyatsızlıkları yüzünden kaybettiler.” cevap verir.
    Savaş kazanılmasına karşılık Osmanlılar için çok zor geçmiştir. Bunun nedeni Haçlı askerlerinin hepsinin tepeden tırnağa, savaş atları dahil kalın zırhlarla donatılmış olmasıydı. Varna’da 70.000 tam zırhlı Haçlı askerin öldürülmesine karşılık bu sayıdan çok daha fazla Osmanlı askeri yaşamlarını kaybetti. İşte bu sayı kaybı II. Murat’ı savaşı iki kademeli olarak Kosova’ya taşımasına neden olmuştur. Haçlıların sayısı yaklaşık 325.000 kişi idi. Ve savaş alanından kaçan Haçlı askeri sayısı ise 120.000 civarındaydı.
    Savaşın sonuçları
    Varna Muharebesinin yapıldığı yerde savaşta ölen kral Ulászló’nun onuruna yapılmış anıt
    Varna Muharebesinden sonra ismini kurtarmak isteyen János Hunyadi tekrar ordularını toplayarak, kendisine katılmak istemeyen Sırbistan’ı işgal edip Tuna’yı geçecek ve Kosova Meydan Muharebesinde Osmanlı ordusu ile tekrar karşılaşacaktı.
    Mora ve Bulgaristan Osmanlı Devleti`ne bağlandı.Osmanlı devletinin balkanlardaki otoritesi artmaya başladı.
    __________________________
    II. Kosova Muharebesi
    II. Kosova Savaşı veya İkinci Kosova Meydan Muharebesi (Macarca:Második Rigómezei csata)(17 Ekim-20 Ekim 1448) Sultan II. Murat önderliğindeki Osmanlı ordusu ile Macar kumandanı János Hunyadi önderliğindeki bir Balkan ordusu arasında yapılmış bir muharebedir. Osmanlı Devleti’nin zaferiyle sonuçlanmıştır.
    Savaş Öncesi
    Varna’da alınan mağlubiyet ile Macaristan ve Lehistan ordularının önemli bir kısmının Türkler tarafından yok edilmesine rağmen, Eflak, Arnavutluk ve Mora’da başgösteren isyanlar, Hristiyan Avrupa’da yeni bir Haçlı ordusu kurarak, Osmanlılar’ı Balkanlar’dan atabilme umudu verdi.
    Bunun üzerine Sultan II.Murad, yanına Şehzade Mehmed’i de alarak önce Mora, sonra Arnavutluk üzerine yürüdü ve isyanlar bastırıldı. Bu esnada kendisine karşı toparlanan Haçlı ordusundan haberdar olan Padişah, derhal Sofya’ya dönerek mevcut kuvvetlerini birleştirdi. Hazırlanan yaklaşık 60.000 kişilik birlik, Kosova’ya doğru ilerlemeye başladı.
    Öte yandan, Hunyadi János’da beraberinde yeni Eflak prensi Vladislav ile beraber komuta ettiği yaklaşık 70.000 kişilik ordusu ile Peşte’den harekete geçti. Öncelikli amacı Sırbistan’ı işgal etmek ve ardından Belgrad-Kosova yönünde ilerleyerek Arnavutluk’ta olduğunu düşündüğü Osmanlı ordusunu arkadan vurmak, en kötü ihtimalle de Kosova Ovası’nda hazır bekleyerek kendisi için en avantajlı noktada Türkler’i meydan savaşına mecbur bırakmaktı.
    Savaş
    17 Ekim sabahı hafif çarpışmalarla başlayan savaş, öğleden sonra Hunyadi János’un 38 koldan genel taarruza geçmesi ile devam etti, fakat Haçlı ordusu bu saldırılardan bir sonuç alamadı. Türk askerleri de Haçlı ordusunun zırhlı birlikleri karşısında ilk günün sonunda oldukça zorlanmıştı. Aynı günün akşamında Hunyadi János’un birlikleri Türk saflarına gece baskını yapmış, fakat bu saldırı da püskürtülmüştü.
    Savaşın ikinci gününde Haçlı ordusu kanatlardan saldırıya geçti. Bunu gören II.Murad, merkezde yer alan Azap ve Yeniçeri kuvvetlerinden oluşan birliklerini sabit tutup kanatlardaki askerlerini geri çekilme emri verdi. Bunu gören Hunyadi János’un birlikleri Osmanlılar’ın savaşı terkettiğini düşünüp tüm güçleri ile merkeze saldırdılar. Bunun üzerine II.Murad merkez birliklerine de geri çekilme emri verdi, fakat bu bir savaş hilesiydi. Çünkü sağ ve sol kanatlarda yer alan Anadolu ve Rumeli beylerbeyliğine bağlı kuvvetler ani ve hızlı bir manevrayla yeniden hücüma geçip Haçlı ordusunu çembere almayı başardılar. Mağlup olacağını anlayan Hunyadi János kaçtı.
    19 Ekim sabahı Haçlı ordugahında kalan kuvvetlerin kurduğu son barikatlar da Türkler tarafından aşıldı ve çok sayıda esir alındı. Bununla birlikle iki buçuk gün sürn savaş Osmanlı ordusunun kesin zaferi ile sonuçlandı.
    II. Kosova Savaşı, Osmanlı’nın ilk zamanlarındaki en uzun süren ve en çok kan dökülen savaşlardan biridir. Bunun sebebi elbette her iki ordunun da dişe diş savaşmış olmasıdır.
    Savaş Sonrası
    Osmanlı Devleti’ne karşı Hristiyan devletlerce oragize edilen altıncı Haçlı Ordusu’nun da başarısız olması nedeniyle, Avrupa’lı devletler Osmanlılar’ın Balkanlar’daki varlığını kabullendiler. Ayrıca Hunyadi János, bu mağlubiyetin ardından Avrupa’daki itibarını kaybetti.
    Osmanlı Devleti bu sayede Tuna nehri kıyısına kadar olan bölgenin güvenliğini sağlamış oldu. Kosova’da alınan zaferin ardından Arnavutluk’ta karışıklık çıkarmaya devam eden İskender’in üzerine yeni bir sefer-i hümayun düzenleyerek isyanı bütünüyle bastirip Edirne’ye geri döndü.
    ______________________________
    Edirne-Segedin Antlaşması
    Edirne-Segedin Antlaşması 1444 yılında Osmanlı Devleti ve Macaristan arasında imzalanmış bir antlaşmadır. Ayrıca bu antlaşma Osmanlı Devleti’nin imzaladığı ilk antlaşmadır.
    Papa IV. Eugenius János Hunyadi’nin kumandanlığı altında Macar, Sırp, Bosna ve Eflak kuvvetlerinden oluşan bir Haçlı ordusunu Sultan II. Murat’ın kumandanlığı altındaki Osmanlı ordusunun üzerine gönderdi. Karamanoğulları beyliğinin de desteğini alan bu orduyu Osmanlılar yenilgiye uğrattı. Bunun üzerine II. Murat 12 Haziran 1444’de Edirne’de bu barış antlaşmasını imzalayarak antlaşmanın metnini bir Osmanlı heyetiyle Macaristan’a yolladı.
    Macaristan kralı I. Ulászló bu antlaşmayı onaylama taraftarıydı. Ama Papa ve Bizans İmparatoru bu antlaşmaya karşı çıktılar. Sırp despotunun ve János Hunyadi’nin de ısrarıyla kral I. Ulászló antlaşmayı 12 Temmuz 1444’de Segedin’de imzaladı. Antlaşmanın maddeleri şunlardı:
    -Bulgaristan’daki Osmanlı egemenliği tanınacak.
    -Sırp despotluğu tekrar kurulacak ve Osmanlılara vergi verecek.
    -Eflak beyliği Macar egemenliğinde kalacak, Osmanlılara vergi vermeye devam edecek.
    -Tuna nehri taraflar arasında sınır olacak.
    -Antlaşmanın süresi 10 yıldı.
    Bu antlaşmadan sonra II. Murat yerini 12 yaşındaki oğlu II. Mehmed’e (Fatih Sultan Mehmet) bıraktı. Ama barış dönemi değil 10 yıl, 6 ay bile sürmedi. Haçlı tehditi altında II. Murat tekrar Osmanlı ordusunun başına geçmek zorunda kaldı. 10 Kasım 1444 tarihinde Osmanlı ordusu tekrar János Hunyadi kumandanlığı altındaki Haçlı Ordusuyla Varna Savaşını yaptı.

    II. Murat Dönemi

    II. Murat (Osmanlı Türkçesi: مراد ثانى Murād-ı sānī) Koca Murad olarak da anılır; (d. Haziran 1404, Amasya – ö. 3 Şubat 1451, Edirne), 6. Osmanlı padişahı.

    Babası Çelebi Mehmed, annesi Dulkadiroğulları Beyliği’nden Emine Hatun’dur. Fatih Sultan Mehmed’in babasıdır. Amasya’da doğan Sultan Murad; babasının Edirne’de 1421 yılında ölümüne kadar Amasya’da Sancakbeyliği yapmıştır. Babasının ölüm haberi üzerine henüz 19 yaşındayken tahta çıkmıştır.

    Sultan İkinci Murad, soyunun Kayı boyuna mensubiyetini göstermek için, sikkelerine, Kayı boyuna ait iki ok ve bir yaydan müteşekkil damgayı koydurmuştur. Sonraki padişahların bastırdıkları sikkelerde görülmeyen Kayı damgası, Kanunî’ye kadar çeşitli eşya ve silâhlar üzerine konulmasına devam edilmiştir.

    Şehzadeliği

    II.Murad; bazı kaynaklara göre 1402’de , bazılarına göre ise 1404’de Amasya’da dünyaya geldi. İlk çocukluk yılları Amasya’da geçti. 1410’da babasıyla Bursa’ya gelerek orada saray eğitimi aldı. 1415’de lalası Yörgüç Paşa ile Amasya’da Rum ve Danışmendiye eyaleti valisi olarak görevlendirildi ve tahta çıkıncaya kadar 6 yıl bu görevi yaptı. 1416da bölgesi askeri başında Börklüce Mustafa’nın İzmir ve Saruhan tarafında çıkardığı ayaklanmaların bastırılmasında görev aldı. 1418’de Sonraki lalası Hamza Bey ile Çandaroğullarından Samsun’u aldı. Babası I. Mehmet Edirne’de bir av kazası sonunda ağır yaralanınca ölüm yatağında devletin idaresinin biran evvel oğlu Murat’a devrini vasiyete etti ve Murat Amasya’dan tahta geçme töreni yapılacak Bursa’ya gelinceye kadar devlet adamları babasının ölümünü sakladılar. Murat 25 Haziran 1421’de Bursa’da gelip culûs ve biat törenleri yapılıp devletin ileri gelenleri ve yeniçerilerin desteğiyle 17 yaşındayken tahta çıktı.

    Saltanatı

    İlk yılları

    Murat’ın babası Mehmet’in ölümünü üç yıl süren bir bunalım izledi. Doğu Roma İmparatoru Manuel Limni’de gözaltında tutulan Murat’ın amcası Mustafa Çelebi’yi Gelibolu’yu Bizans’a bırakması karşılığında serbest bıraktı; onu meşru padişah kabul edip bir Bizans donanma filosu ile Limni’den Rumeli’ye geçmesini sağladı. Mustafa Çelebi, özellikle İzmiroğlu Cüneyd Bey’in yardımcılığı ile Rumeli beylerinin de desteğini aldı. II. Murat’ın veziriazamı olan Amasyalı Beyazıt Paşa Edirne’deki ordu ile Mustafa Çelebi’nin yeni topladıği orduya karşı gitti. Yapılan Sazlıdere Muharebesi sonucunda veziriazamn ordusunun büyük bir kısmı taraf değiştirdi ve II. Murad’ın veziriazamı teslim oldu. İzmiroğlu Cüneyd Bey’in israrı üzerine Beyazıt Paşa idam edildi. Mustafa Çelebi’yi ikinci başkent halkı tezahüratla karşıladı. Mustafa Çelebi Edirne’de hükümdarlığını ilan edip kendi adına hutbe okutup sikke bastırdı.

    Mustafa Çelebi siyasetinde bazı büyük hatalar yaptı. Bizans’a vaad ettiği Gelibolu’yu vermeyerek ilk destekcisini kaybetti. Sonra 12 bin sipahi ve 5 bin yaya ordusuyla Galata Cenevizlilerin gemileri ile Gelibolu’dan Anadolu’ya geçip Bursa’yi kuşattı. Fakat Anadolu’da savaşa girişmek istemeyen Rumeli asillı ordunun bu sefere pek gönüllü olmaması ve II. Murad’ın Mustafa Çelebi’nin Beyazit’in oğlu olmayip Düzmece olduğuna dair menfi propagandalarının inandırıcı olması Mustafa Çelebi’nin ordusunun dağılmasına neden oldu. Özellikle kendisine İzmir ve Aydın beyliği teklif edilen İzmirlioğlu Cüneyd Bey yandaşları ile Mustafa’nın ordusundan ayrıldı. Mustafa ordusunda kalanlarla geri çekilirken Ulubat civarında bir köprüde Hacı İvaz Paşa’nın birliği ile tutuştuğu çarpışmada büyük zararlar verdi.

    Mustafa Gelibolu’ya kaçmayı başardı ve oradan Boğaz trafiğini durdurmaya çalıştı. Fakat II. Murad Cenevizli Foca Podestası Adorno’dan kiraladığı gemi ve askerlerle birlikte Rumeli’ye geçmeyi başarıp Mustafa’yı Gelibolu’dan kaçırttı. II. Murat 2 bin zırhlı Foca Podestasi askeriyle takviyeli orduyla Edirne üzerine yürüdü. Edirne’liler onu şehir dışında karşılayıp ona sadık olduklarını bildirdiler. Mustafa Çelebi devlet hazinesinde alarak Edirne’den kaçti. Fakat Tunca Vadisindeki Kızılağaç Yenicesi’inde yakalanıp Edirne’ye gönderildi. Mustafa Çelebi hailesi Mustafa’nın Edirne kale burcundan asılması ile böylece 1422de son buldu. Fakat tarihciler hala Mustafa Çelebi’nin düzmece mi yoksa gerçekten padişah oğlu olup olmadığı sorusunu tartışmaktadırlar.

    Bu olayın ardından Mustafa Çelebi’yi destekleyen Bizanslılar yeni bir oyun sergileyerek bu desteğin o zaman güç kazanan bir saray kliği tarafından uygulandığını ve gerçekten imparator II. Manuel’in II. Murat’a karşı dost olduğunu beyan ettiler.

    Fakat yeni veziriazam Çandarlı İbrahim Paşa, Vezir Hacı İvaz Paşa ve Lal Yörgüç Paşa’nın görüşlerini alan Murat Bizans’a sert tepki gösterdi ve 2 Haziran 1422’dan Eylul başına kadar Konstantinopolis’i karadan kuşatmaya aldı. Bu kuşatma Bizans için büyük asker ve bina hasarına yol açtı.

    Bu kuşatmadan kurtulmak için Bizans’lılara bu sefer kuşatma sürerken Ağustos ayında II. Murat’ın kardeşi Küçük Mustafa’yı ayaklandırmaya başardılar. Karaman ve Germiyan beyleri ile birlikte Hamid-İli’nden hareket eden Küçük Mustafa Bursa’ya gelip bu şehri kuşattı. Bursa Ahileri Küçük Mustafa’nın lalası olan Şarapdar İlyas’a heyet göndererek şehrin kendini savunacak personel ve ikmal maddesi olduğunu ve Ahilerin bu savunmayı destekleyeceğini bildirdiler. Bunun üzerine Şehzade Mustafa İznik üzerine yönelip 40 günlük kuşatmadan sonra bu şehri eline geçirdi. Şehzade Küçük Mustafa burada İbrahim Paşa sarayına yerleşip padişahlığını ilan ettirdi. Bunun üzerine Murat 6 Eylül’de Konstantinopolis kuşatmasını kaldırıp Anadolu yakasına geçti. Mihaloğlu Mehmet Bey’i sipahilerle İznik üzerine gönderdi. Şehzadenin lalası Şarapdar İlyas ise beylerbeylik verme vaadleri ile elde edildi. Şubat 1423de Mihaloğlu İznik’i bastığı zaman Şehzade Mustafa hamamda idi; yandaşları onu savunup kaçırmaya çalışırken Mihaloğlu yaralandı. Fakat lala Şarapdar İlyas Şehzadeyi atına kendi bindirip götürüp II. Murat’a teslim etti. Şehzade Mustafa boğulup idam edildi; ceseti İznik dışında bir incir ağacına asıldı ve sonra Bursa’ya götürülüp Yeşil Türbe’ye gömüldü.

    1423de II. Murat Şehzade Mustafa olayını gizliden destekleyen Candaroğulları beyi İsfendiyar Bey üzerine yürüyerek topraklarının büyük bölümünü ve özellikle Taraklıboru (Safranbolu) şehrini Osmanlı ülkesine kattı.

    Karamanoğlu Mehmet Bey Antakya’yi kuşatması sırasında ölmesi yerine geçebilecekler arasında bir çatışmaya neden oldu. II. Murat II. Mehmet Bey’in (1423-1426) hükümdar olmasına yardımcı oldu ve bunun sonucu bir anlaşma ile Karamanlıların ellerine geçirmiş oldukları Göller Bölgesi Osmanlılar tarafından geri alındı.

    Eflak voyvodasının Osmanlı topraklarına yaptığı saldırılar püskürtüldü ve akıncıların yıldırıcı hücümlarını durdurmak için Eflak Voyvodası yine bağımlılığı kabul etti.

    Venedik’le savaş ve Selanik’in fethi

    Konstantinopolis kuşatması sırasında Venedikliler Selanik ve Mora’yı kendi denetimleri altına almak için Bizans ile görüşmeler başlatmışlar ve 1423’te o sırada Osmanlı ablukası altında olan Selanik’e sahip olmuşlardı. Bunun üzerine Konstantinopolis’in de Venediklilere bırakılabileceği endişesiyle Murat 1424 yılında Cenevizliler aracılığıyla Bizans ile bir antlaşma yaptı. Bu antlaşmaya göre imparator her yıl vergi olarak 30.000 duka altın vermeyi ve Ankara Savaşı’nın ardından Bizans’ın eline geçmiş olan Ege ve Karadeniz kıyılarındaki toprakları Osmanlılar’a iade etmeyi kabul etti.

    Anadolu’da tekrar savaş

    1425 Anadolu’da birlik sağlama çalışmalarına girişti. Önce Düzmece Mustafa vakasında Aydınoğlu Beyliği verilen İzmiroğlu Cüneyd Bey ile uğraşıldı. Cüneyd Bey ardı ardına gerçek ve sahte şehzade ayaklanmalarına destek vermişti. Önce Şehzade İsmail’e isyanında yardım etmiş ve 1425de ise Selanik’te Venedik desteği ile isyan çıkaran kimliği bilinmeyen yeni bir Duzmece Mustafa’ya destek vermisti. II. Murat Cenevizlilere tekrar Karadeniz’de bulunan liman kolonilerini geri verip onlarla anlaşarak Midilli ve Sakız’dan getirilen Ceneviz filoları kullanarak Cüneyt Bey’in denizden destek sağlamasina engel oldu. Sonra bir kara ordusuyla uzun süren bir uğraştan sonra 1426da Cüneyd Bey, ailesi ve hanedanının diğer mensupları yakalanarak hepsi idam edildi.

    Sonra Menteşe ve Teke beylikleri Osmanlı topraklarına katıldı. Fakat daha doğuda bulunan Karaman ve Candarlı beyliklerin egemenliklerine son verilmedi. Buna bir neden bu siyasetin Timur’un yerine geçen Şahruh’un bir zamanlar Selçuklular ve İlhanlılar’ın hükümdarlığı altında bulunan bütün arazilerin üstünde hak iddia etmesi ve bir istila hareketine girişmesi tehdidi idi.

    1429’da erkek çocuğu olmayan Germiyanoğlu II. Yakup Bey’in ölümünün ardından vasiyeti üzerine Germiyanoğulları Beyliği Osmanlı topraklarına katıldı.

    Murat Anadolu’da barışı sağladıktan sonra tüm gücünü Venediklilere yöneltti ve 1430’da Selanik’i, ardından da Yanya’yı ele geçirdi.

    Sırbistan’ın ilhakı

    Osmanlı iç savaşı sırasında Balkanlarda Macar etkisi artmış ve 1427 yılında Sırp Despotu Stefan Lazareviç’in ölümü üzerine Macaristan ile Osmanlılar arasında Sırbistan tahtı üzerinde çekişme çıkmıştı. 1428’de Macarlarla Osmanlılar arasında yapılan anlaşma sonucunda Yorgo Brankoviç Sırp Despotu olarak tanınmıştı.

    1431’de antlaşmanın süresi dolunca Macar Kralı Sigismund II. Murat’a bir elçi göndererek Bosna, Sırbistan ve Bulgaristan üzerindeki Macarisatn yüksek egemenliğini tanınmasını resmen istedi. Bu hareketle Macaristan savaş ilan etmiş oluyordu. Osmanli devleti aleyhinde olanlar Macaristan Kralı çevresinde toplanmaya başladılar. Bunlar arasında Bosna Kralı II. Tvrtko, Sırp Despotu Yorgo Brankoviç, Eflak prensliğini Sigismund desteği ile eline geçiren Vlad Drakul I, Savcı Bey’in oğlu Şehzade Davut, taht hakkı arayan birçcok Balkan soylusu ve pek çok senyör bulunmaktaydı. Macarların artan etkisi karşısında Murat 1434’ten itibaren Balkanlar’da daha saldırgan bir tutum izlemeye başladı ama Anadolu’da ve Asya’da önemli gelişmeler (örneğin Timur torunu Şahruh’un Anadolu’ya yönelmesi olasılığı, Karamanoğulları’nın mütecaviz bir atakla eski arazilerini geri almaları) II. Murat’ın Balkan sorunlarına dikkatini çekmesini önledi. Diğer taraftan Macarlar etrafında ki kalabalık cephe de atak harekete geçmedi.

    9 Aralık 1437’de Sigismund’un bir erkek çocuk varis bırakmadan ölmesi üzerine Macaristan’da işbaşına gelecek hanedan sorunları Macaristan’da epey kargaşalık yarattı. Sigismund’un kurmaya çalıştığı cephe de dağıldı. II. Murat bu fırsatı iyi değerlendirerek üç yıl Rumeli’de kalarak, özellikle Sırbistan ve Eflak sorunları üzerine eğildi. Sırbistan ve Eflak prensliklerinin koşulsuz olarak kendisine bağlanmalarini sağladıktan sonra 1438’de II. Murat ilk Macaristan Seferi’ne çıktı. Tuna’yı geçerek Severin, Demirkapı, Orsova ve Şeşbeş kalelerini topa tutup yıkarak Erdel’in merkezi Zeybin (sonradan Hermannstadt ve şimdi Sibiu) kalesini kuşattı. Bu kaleyi eline geçirip Karpat Dağları geçitlerini aşıp Eflak topraklarına girdikten sonra Yergöğü üzerinden Edirne’ye geri döndü. 1438de ise II. Murat Sırbistan üzerine yöneldi. Brankoviç tarafından yaptırmasına izin verilen yeni önemli savunma kalesi Semendire’yi fethederek Sırp Despotluğu’nu işgal etti ve burasını Osmanlı eyaleti ilan etti. O sırada Bosna Kralı II. Tvrtko’nun ölmesi Bosna Kralliğı’nın iki varis arasında paylaşılması ve güneyde bulunan Hersek’in de ayrı bağımsız bir idare kazanması sonucunu doğurdu. II. Murat bundan istifade edip her üç idareyi de haraca bağladı.

    Macarlar yeni Macaristan Kralı olarak o zaman Polonya Kralı olan III. Ladislas’i seçtiler ve Polonya ve Macaristan krallıları aynı kişinin idaresi altına geçti. Ladislas Transilvanya voyvodalığına Hunyadi Corvinus Yanos adlı, ailesi pek gizemli olan fakat Eflak soylusu olduğunu iddia eden, bir kişiyi atadı. Böylelikle 20 yıl Osmanlılarla devamlı olarak bir Haçlı ruhu ile mücadele eden, Macarlar tarafından bir milli kahraman sayılan ve sonunda Macaristan Krallığına gelen bir kişi Balkanlar siyaset sahnesine girmiş oldu. 1441de Hunyadi Yanos Semendire’yi Osmanlilar elinden geri aldı ve Transilvanya’ya gönderilen Osmanli birliklerine karşı birkaç galibiyet kazandı.

    Hunyadi Yanoş’un Balkanlar’ı istilası

    Murat 1440’ta Stefan Lazaroviç’in ölümünden beri Macar işgali altında olan Belgrad’ı altı ay süreyle kuşattı ancak başarısız oldu. Bu dönemde yeni Macar Kralı Ladislas iki komutanını, Hunyadi Yanoş ve Nicholas Ujlaki’yi Osmanlı tehdidi altındaki sınırları korumakla görevlendirdi. Bunlardan Hunyadi Yanoş Belgrad’daki karargahından Osmanlı topraklarına karşı taaruzlar yapmaya başladı. 1441’de Erdel’i işgal eden ve Sibiu’yu kuşatan Mezid beyi öldürüp ordusunu bozguna uğrattı. Ertesi yılın Eylül ayında Mezid beyin intikamını almak isteyen Şahabeddin Paşa da aynı akıbete uğradı. 1443’ün sonbaharında Hunyadi Yanoş Macar Kralı Ladislas ve Sırp Despotu Yorgo Brankoviç ile birlikte karşı taaruza geçti. Tuna’yı geçerek Niş ve Sofya’yı ele geçirerek Balkan geçitlerine dayandı.

    Aynı dönemde Macarlarla anlaşan Karamanoğlu İbrahim Bey de 1443 ilkbaharında Anadolu’da Akşehir ve Beyşehir üzerine saldırıya geçti ancak Murat, oğlu Ali Çelebi ile birlikte İbrahim beyi durdurdu. Hunyadi Yanoş önderliğindeki ordunun Osmanlı topraklarını istila etmekte olduğunu Karaman seferi dönüşünde öğrenen Murat haçlı ordusunu 25 Aralık 1443’te İzladi’de güçlükle durdurabildi.

    1444 buhranı, tahttan çekilmesi ve Varna Muharebesi

    Hunyadi Yanoş önderliğindeki ordunun İzladi’de durdurulmasının ardından Murat Macarlar ile barış görüşmeleri için girişimlerde bulundu. 1444’ün Haziran ayında taraflar arasında tarihte Edirne-Segedin olarak bilinen bir anlaşmaya varıldı. Anlaşmaya göre Sırp Despotluğu 1427’deki sınırlarıyla Brankoviç’e iade edilecek, Macarlar Bulgaristan üzerindeki iddialarından vazgeçecekler, Osmanlılar ve Macarlar Tuna’yı geçmemeyi taahüt edecekti.

    Bu antlaşmanın ardından Murat, oğlu Mehmet’i Edirne’ye getirtti ve onu başkentte “kaymakam” olarak bıraktıktan sonra Karamanlılar ile ilgilenmek üzere Anadolu’ya geçti. Ağustos ayında Yenişehir antlaşması ile Akşehir ve Beyşehir’i Karamanlılara bıraktı. Bu şekilde hem batıda hem doğuda barışı sağladığını düşünüyordu. Murat bu antlaşmanın ardından oğlundan yana tahttan çekildi. Bu hareketinin arkasındaki başlıca sebep Konstantinopolis’te Doğu Roma’nın himayesinde olan ve Osmanlı tahtında hak iddia eden Orhan Çelebi’ye karşı oğlunun tahta yerleşmesini sağlamaktı.

    Ağustos ayında Macar Kralı Ladislas Osmanlılar’la yaptığı antlaşmayı geçersiz sayarak yeni bir haçlı seferine çıkacağını duyurdu. Aralarında Arnavutluk’ta babasının mirasında hak iddia eden İskender Bey’in de bulunduğu Rumeli’deki eski yerel hanedanlar Osmanlılar’a karşı silahlandı. Bu haber Edirne’deki halkın bir bölümünün Anadolu’ya kaçmasına neden oldu. Aynı dönemde Orhan Çelebi de Dobruca’ya giderek bir isyan girişiminde bulundu ancak bu girişim Şahabeddin Paşa tarafından önlendi. Macar ordusunun Tuna’yı aştığı haberi üzerine Murat Edirne’ye geri çağrıldı. Murat 10 Kasım 1444’te Varna Muharebesinde Macar ordusunu yenilgiye uğrattı. Kral Ladislas savaş meydanında öldü. Savaşın ardından Murat Edirne’de bir süre kaldıktan sonra oğlunun konumunu Konstantinopolis’teki müddeiye karşı korumak için Manisa’ya çekildi.

    Tahta dönüşü, Kosova Savaşı ve ölümü

    Murat’ın Manisa’ya çekildiği dönemde başkent Edirne’de barış yanlısı Sadrazam Çandarlı Halil Paşa ile dış siyasette daha saldırgan tutum içinde olan Şahabeddin ve Zağanos paşalar arasında çekişme sürmekteydi. Sadrazam Halil Paşa bu dönemde Murat’a hâlen gerçek padişah muamelesi yapıyordu. Öte yandan Şahabeddin ve Zağanos paşalar ise genç padişah Mehmet’i Doğu Roma’ya karşı saldırmaya teşvik ediyorlardı. 1446 yılında muhtemelen Çandarlı Halil Paşa’nın düzenlediği bir yeniçeri isyanı durumu iyice zora soktu. Ayaklanan yeniçeriler Konstantinopolis’teki müddei Orhan Çelebi’nin yanına gitme tehdidinde bulununca Sadrazam Halil Paşa Murat’ı Edirne’ye geri çağırdı ve Mayıs ayında tahta çıkardı.

    Murat ikinci saltanatında 1444 buhranında isyan eden Balkanlar’daki yerel hanedanları boyun eğdirmekle uğraştı. Bunların arasında özellikle Arnavutluk’ta İskender Bey ile meşgul olmuştur. 1446 yılında Mora despotuna karşı sefere çıktı. 1448’de İskender Bey’e karşı birinci seferini yaptı. Aynı yıl Ekim ayında Kosova Savaşı’nda Hunyadi’nin ordusunu bir kere daha yenilgiye uğrattı. 1449’da Eflak seferini, ertesi yıl da İskender Bey’e karşı ikinci seferini düzenledi. 1451’de dinlenmek üzere çekildiği Edirne’deki Tunca’daki bir adada felç geçirdi ve 3 Şubat günü öldü. Bursa’da Muradiye Camii’ndeki türbesine gömüldü. Öldüğünde Osmanlı Devleti 1402 yılında aldığı darbeden tamamıyla kurtulmuştu.

    Ailesi Hakkında Bilgi

    Eşleri

    Alime Hatun, Dulkadiroğulları Beyliği’nden.

    Yeni Hatun, Amasya’dan Mahmud Bey’in kızı.

    Hüma Hatun, kendisi ile ilgili fazla bilgi bulunmamaktadır.Fatih Sultan Mehmet’in annesidir.

    Tacünnisa Hatice Halime Hatun, Çandaroğulları Beyi İsfendiyar Bey’in kızı.

    Mara Hatun (Mara Branković). Sırbistan Despotu George Bronkoviç’in kızı.

    Erkek çocukları

    Alaaddin Bey

    Büyük Ahmed

    II. Mehmed

    Orhan

    Hasan

    Küçük Ahmed

    Yusuf Âdil Şah.

    Hüseyin

    Isfendiyar

    Kız çocukları

    Hatice Hatun.

    Hafsa Hatun.

    Fatma Hatun.

    Erhondu Hatun.

    Şehzâde Selçuk Hatun.

    _______________________________

    VARNA MUHABERESİ

    Varna Muharebesi veya Varna Savaşı, 10 Kasım 1444 tarihinde, Macar, Leh, Papalık ve çeşitli Balkan milletlerinden oluşan, János Hunyadi komutasındaki Haçlı ordusu ile II. Murat önderliğindeki Osmanlı ordusu arasında bugünkü Bulgaristan’ın Varna şehri yakınında yapılmış bir savaştır.Osmanlı ordusu kazanmıştır.

    Savaş öncesi

    II. Murat, Papa IV. Eugenius’un önayak olmasıyla oluşturulan bir Haçlı ordusunu yenmiş ve 1444 yılının yaz aylarında Edirne-Segedin Antlaşması’nı imzalamıştı. Bu antlaşma 10 yıl sürelik bir barış dönemini öngörüyordu. Antlaşmanın imzası üzerine II. Murat tahtı 12 yaşındaki oğlu şehzade Mehmet’e bırakarak Manisa’ya çekilmişti. Ancak Edirne-Segedin Antlaşması’nın koşullarından hoşnut kalmayan Papalık, Kardinal Giuliano Cesarini vasıtasıyla Macar komutanı János Hunyadi’yi “Papa’nın onayı olmadığından dolayı geçersizdir” iddiasıyla antlaşmayı ihlale ikna etmeğe çalışıyordu. Böylece Balkan ülkeleri Papa’nın da önayak olmasıyla tekrar bir ordu oluşturarak saldırıya hazırlandı.

    12 yaşındaki genç Şahzade Mehmet babası Murat’a ordunun başına tekrar geçmesi için mektup yazmıştır. Bu mektupta yazan bir kısım şudur.”Baba,eğer ki padişah sen isen ordunun başına geç, eğer padişah ben isem sana emrediyorum gel ve ordularının başına geç” yazmıştır. II. Murat önce tahta geri dönmeye isteksizdi. Tahtta oturan 12 yaşındaki II. Mehmed’in yaşından beklenmeyecek bir üslupta babasını ordularının başına geçmeye davet eden mektubu ve Veziriazam Çandarlı Halil Paşa’nın çağrısı üzerine, II. Murat askerleri ile beraber Manisa’dan İstanbul boğazına doğru hareket etti. Oradan, asker başına birer duka altın vererek; Ceneviz gemileriyle Rumeli’ye geçti. Oğlu II. Murat ve Veziriazam Çandarlı Halil Paşa’yı, Edirne’de bırakarak Varna’ya doğru Haçlı ordularını karşılamak üzere hareket etti.Osmanlı bu bölgedeki hakimiyetine başarı kattı.

    Savaşın gelişmesi

    Osmanlı ve Haçlı orduları bugünkü Bulgaristan’ın Varna kenti yakınlarında karşılaştılar. II. Murat’ın bulunduğu yerde bir hendeğin yanında Haçlıların ihlal ettiği Edirne-Segedin Antlaşması’nın metni asılıydı. II. Murat’ın bu savaşta çok başarılı bir strateji uyguladığı bilinmektedir.

    Haçlı ordusunun sol tarafında bataklıklar yer almaktaydı. II. Murat savaş alanının avantajını kullanmak için baskın stratejisi kullanmıştır. Güneydeki bataklıkları hesaba katarak sağ kanadının savaş sırasında çevrilmesinin ihtimalini ortadan kaldırmak ve Haçlıları tam bir çembere almak için Haçlıların tek çıkış yolu olan Varna’nın kuzey yoluna 15.000 kişilik bir kuvvet koyarak tam imha düzeni almıştır. Bu düzen Haçlıları psikolojik olarak sarstı. Ama II. Murat yolu tutan kuvvetleri çarpışmalar süresince savaşa sokmadı. Ancak Osmanlı Ordusu’nun en zorlandığı anda bu kuvvetleri çağırdı. Kuzey yolunu boşaltarak dengeyi kendi lehine çevirdi. Haçlılara “Kaçış yolunuz var.” mesajı vererek, kaçmaya eğilimli Haçlı askerlerini savaş alanından kaçışa özendirerek bir taşla iki kuş vurmuş oldu.

    Haçlı ordularının başında Macar komutan János Hunyadi, Macaristan kralı I. Ulászló (III. Władysław adıyla Lehistan kralı), Kardinal Cesarini, Franko, Varadin ve Erlan piskoposları bulunuyordu. II. Murat ordusunu kademeli olarak düzenlemiş, Rumeli beylerbeyi Turhan Bey’i Rumeli askeriyle sağa,Anadolu beylerbeyi Karaca Bey’i askeriyle sol tarafa yerleştirmişti. İstanbul’dan getirdiği yeniçeri askerlerini ise bizzat kendi kumandası altında orta kısıma yerleştirmişti.

    Savaş başladığında önce Haçlı ordusunun şiddetli saldırısı sonucu Osmanlı ordusunda bir panik havası ortaya çıktı. Haçlı orduları zırhlıydı ve daha az kayıp veriyorlardı. Bu durum Osmanlı ordusunu zor durumda bırakıyordu. János Hunyadi ordusunu disiplinli bir şekilde yönetmekteydi. Osmanlı ordusunun yenilme belirtileri göstermesi üzerine Macar Kralı I. Ulászló, savaşın başarısını tamamen Hunyadi’ye bırakmamak için yerinden ayrılarak savaşa katıldı. Osmanlı ordusu merkeze doğru saldıran Haçlı ordusunu geri çekmek için yanlara doğru açıldı ve ortada kalan Haçlı ordusu bu şekilde Osmanlı ordusunun şiddetli saldırıları sonucu yenilgiye uğradı.

    I. Ulászló savaş sırasında başına aldığı bir balta darbesi sonucunu yaşamını yitirdi. Ölen kralın başını yeniçeriler II. Murat’a getirdiler. II. Murat ölen kralın başını yeminini bozduğu Edirne-Segedin Antlaşmasının yanında teşhir ettirdi. II. Murat tam imha stratejisini kuvvetlerinin çok yıpranmaması için iki kademe olarak düzen yaptığı Kosova Savaşına taşımıştır. Tam sonucu da elinde sağ kalan tecrübeli komutanlarla bu savaşta almıştır.

    Bazı kaynaklara göre II. Murat savaş alanını gezerken yanındaki yardımcılarına sorar: “Biz bu savaşı nasıl kazanabildik?” Yanındaki vezirlerden biri: “Hanım, şu yerde yatan keferelerde bir tek ak sakallı ihtiyar yok. Biz ihtiyarlarımız yüzünden kazandık,onlar ise ihtiyatsızlıkları yüzünden kaybettiler.” cevap verir.

    Savaş kazanılmasına karşılık Osmanlılar için çok zor geçmiştir. Bunun nedeni Haçlı askerlerinin hepsinin tepeden tırnağa, savaş atları dahil kalın zırhlarla donatılmış olmasıydı. Varna’da 70.000 tam zırhlı Haçlı askerin öldürülmesine karşılık bu sayıdan çok daha fazla Osmanlı askeri yaşamlarını kaybetti. İşte bu sayı kaybı II. Murat’ı savaşı iki kademeli olarak Kosova’ya taşımasına neden olmuştur. Haçlıların sayısı yaklaşık 325.000 kişi idi. Ve savaş alanından kaçan Haçlı askeri sayısı ise 120.000 civarındaydı.

    Savaşın sonuçları

    Varna Muharebesinin yapıldığı yerde savaşta ölen kral Ulászló’nun onuruna yapılmış anıt

    Varna Muharebesinden sonra ismini kurtarmak isteyen János Hunyadi tekrar ordularını toplayarak, kendisine katılmak istemeyen Sırbistan’ı işgal edip Tuna’yı geçecek ve Kosova Meydan Muharebesinde Osmanlı ordusu ile tekrar karşılaşacaktı.

    Mora ve Bulgaristan Osmanlı Devleti`ne bağlandı.Osmanlı devletinin balkanlardaki otoritesi artmaya başladı.

    __________________________

    II. Kosova Muharebesi

    II. Kosova Savaşı veya İkinci Kosova Meydan Muharebesi (Macarca:Második Rigómezei csata)(17 Ekim-20 Ekim 1448) Sultan II. Murat önderliğindeki Osmanlı ordusu ile Macar kumandanı János Hunyadi önderliğindeki bir Balkan ordusu arasında yapılmış bir muharebedir. Osmanlı Devleti’nin zaferiyle sonuçlanmıştır.

    Savaş Öncesi

    Varna’da alınan mağlubiyet ile Macaristan ve Lehistan ordularının önemli bir kısmının Türkler tarafından yok edilmesine rağmen, Eflak, Arnavutluk ve Mora’da başgösteren isyanlar, Hristiyan Avrupa’da yeni bir Haçlı ordusu kurarak, Osmanlılar’ı Balkanlar’dan atabilme umudu verdi.

    Bunun üzerine Sultan II.Murad, yanına Şehzade Mehmed’i de alarak önce Mora, sonra Arnavutluk üzerine yürüdü ve isyanlar bastırıldı. Bu esnada kendisine karşı toparlanan Haçlı ordusundan haberdar olan Padişah, derhal Sofya’ya dönerek mevcut kuvvetlerini birleştirdi. Hazırlanan yaklaşık 60.000 kişilik birlik, Kosova’ya doğru ilerlemeye başladı.

    Öte yandan, Hunyadi János’da beraberinde yeni Eflak prensi Vladislav ile beraber komuta ettiği yaklaşık 70.000 kişilik ordusu ile Peşte’den harekete geçti. Öncelikli amacı Sırbistan’ı işgal etmek ve ardından Belgrad-Kosova yönünde ilerleyerek Arnavutluk’ta olduğunu düşündüğü Osmanlı ordusunu arkadan vurmak, en kötü ihtimalle de Kosova Ovası’nda hazır bekleyerek kendisi için en avantajlı noktada Türkler’i meydan savaşına mecbur bırakmaktı.

    Savaş

    17 Ekim sabahı hafif çarpışmalarla başlayan savaş, öğleden sonra Hunyadi János’un 38 koldan genel taarruza geçmesi ile devam etti, fakat Haçlı ordusu bu saldırılardan bir sonuç alamadı. Türk askerleri de Haçlı ordusunun zırhlı birlikleri karşısında ilk günün sonunda oldukça zorlanmıştı. Aynı günün akşamında Hunyadi János’un birlikleri Türk saflarına gece baskını yapmış, fakat bu saldırı da püskürtülmüştü.

    Savaşın ikinci gününde Haçlı ordusu kanatlardan saldırıya geçti. Bunu gören II.Murad, merkezde yer alan Azap ve Yeniçeri kuvvetlerinden oluşan birliklerini sabit tutup kanatlardaki askerlerini geri çekilme emri verdi. Bunu gören Hunyadi János’un birlikleri Osmanlılar’ın savaşı terkettiğini düşünüp tüm güçleri ile merkeze saldırdılar. Bunun üzerine II.Murad merkez birliklerine de geri çekilme emri verdi, fakat bu bir savaş hilesiydi. Çünkü sağ ve sol kanatlarda yer alan Anadolu ve Rumeli beylerbeyliğine bağlı kuvvetler ani ve hızlı bir manevrayla yeniden hücüma geçip Haçlı ordusunu çembere almayı başardılar. Mağlup olacağını anlayan Hunyadi János kaçtı.

    19 Ekim sabahı Haçlı ordugahında kalan kuvvetlerin kurduğu son barikatlar da Türkler tarafından aşıldı ve çok sayıda esir alındı. Bununla birlikle iki buçuk gün sürn savaş Osmanlı ordusunun kesin zaferi ile sonuçlandı.

    II. Kosova Savaşı, Osmanlı’nın ilk zamanlarındaki en uzun süren ve en çok kan dökülen savaşlardan biridir. Bunun sebebi elbette her iki ordunun da dişe diş savaşmış olmasıdır.

    Savaş Sonrası

    Osmanlı Devleti’ne karşı Hristiyan devletlerce oragize edilen altıncı Haçlı Ordusu’nun da başarısız olması nedeniyle, Avrupa’lı devletler Osmanlılar’ın Balkanlar’daki varlığını kabullendiler. Ayrıca Hunyadi János, bu mağlubiyetin ardından Avrupa’daki itibarını kaybetti.

    Osmanlı Devleti bu sayede Tuna nehri kıyısına kadar olan bölgenin güvenliğini sağlamış oldu. Kosova’da alınan zaferin ardından Arnavutluk’ta karışıklık çıkarmaya devam eden İskender’in üzerine yeni bir sefer-i hümayun düzenleyerek isyanı bütünüyle bastirip Edirne’ye geri döndü.

    ______________________________

    Edirne-Segedin Antlaşması

    Edirne-Segedin Antlaşması 1444 yılında Osmanlı Devleti ve Macaristan arasında imzalanmış bir antlaşmadır. Ayrıca bu antlaşma Osmanlı Devleti’nin imzaladığı ilk antlaşmadır.

    Papa IV. Eugenius János Hunyadi’nin kumandanlığı altında Macar, Sırp, Bosna ve Eflak kuvvetlerinden oluşan bir Haçlı ordusunu Sultan II. Murat’ın kumandanlığı altındaki Osmanlı ordusunun üzerine gönderdi. Karamanoğulları beyliğinin de desteğini alan bu orduyu Osmanlılar yenilgiye uğrattı. Bunun üzerine II. Murat 12 Haziran 1444’de Edirne’de bu barış antlaşmasını imzalayarak antlaşmanın metnini bir Osmanlı heyetiyle Macaristan’a yolladı.

    Macaristan kralı I. Ulászló bu antlaşmayı onaylama taraftarıydı. Ama Papa ve Bizans İmparatoru bu antlaşmaya karşı çıktılar. Sırp despotunun ve János Hunyadi’nin de ısrarıyla kral I. Ulászló antlaşmayı 12 Temmuz 1444’de Segedin’de imzaladı. Antlaşmanın maddeleri şunlardı:

    -Bulgaristan’daki Osmanlı egemenliği tanınacak.

    -Sırp despotluğu tekrar kurulacak ve Osmanlılara vergi verecek.

    -Eflak beyliği Macar egemenliğinde kalacak, Osmanlılara vergi vermeye devam edecek.

    -Tuna nehri taraflar arasında sınır olacak.

    -Antlaşmanın süresi 10 yıldı.

    Bu antlaşmadan sonra II. Murat yerini 12 yaşındaki oğlu II. Mehmed’e (Fatih Sultan Mehmet) bıraktı. Ama barış dönemi değil 10 yıl, 6 ay bile sürmedi. Haçlı tehditi altında II. Murat tekrar Osmanlı ordusunun başına geçmek zorunda kaldı. 10 Kasım 1444 tarihinde Osmanlı ordusu tekrar János Hunyadi kumandanlığı altındaki Haçlı Ordusuyla Varna Savaşını yaptı.

  1. #1 Murat
    Mart 31st, 2010 at 08:30

    2. Murat çok pasif kalmış, tahtından çekilip manisaya gitmiş.
    o dönemde 2. mehmedin babasına yolladığı bir mektup var, o mektupta ise,
    “eğerki ben padişahsam ordunun başına geçmeni emrediyorum, yok sen padişahsan ordunun başına geç”
    şeklinde bir mektup içeriği olduğu ve bunu da 2. mehmet değil o dönemde sadrazam olan çandarlı halil tarafından yazıldığı öne sürülmektedir.

    Cevap Yaz.Post Reply
  2. #2 ecem
    Nisan 4th, 2013 at 13:13

    çokk güzeldee çokk uzunn yazmışsınız ama yine de teşekkürler.

    Cevap Yaz.Post Reply
Yorum Yazin


sitemap
site ekle