Tarih Kütüphanesi - Part 5

Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

  • Tarihin Tasnifi (Sınıflandırması)
    Yazar: | Tarih: 14 Temmuz 2015 | Yorum Yok Yorum var

    Tarihin Tasnifi (Sınıflandırması)

    Tarih, kapsam olarak geniş bir konu alanına sahiptir. Bu yüzden araştırmaları kolaylaştırmak için tasnif dediğimiz sınıflandırma yapılmaktadır. Bu sınıflandırma da özelliklerine göre değişiklik göstermektedir. Tarihin tasnifi (sınıflandırması) üç şekilde yapılmaktadır. Bunlar ise;

    1- Zamana göre sınıflandırma
    2- Mekana göre sınıflandırma
    3- Konuya göre sınıflandırma

    Şimdi bu sınıflandırma biçimlerini tek tek açıklayıp örnekleriyle konuyu derinleştirelim.

    1- Zamana Göre Sınıflandırma

    Kronolojik düzen göz önünde bulundurularak yapılan sınıflandırmadır. Bu sınıflandırma türünde önemli olan belli zaman dilimlerine ayrılmasıdır. Bu yüzden genellikle zaman kavramına vurgu yapılmaktadır. Yani çağ ve yüzyıl gibi zaman dilimleri kullanılır. Tarihin çağlara göre ayrılmasında evrensel olaylar etkili olmuştur. Mesela yazının bulunması, kavimler göçü gibi.

    Zamana göre sınıflandırmaya örnekler vermek gerekirse;

    Orta Çağ tarihi, 15. yüzyıl Tarihi, Fetret Devri Tarihi gibi. (Devamini Oku)

  • Türklerin İslamiyete Girişini Kolaylaştıran Nedenler
    Yazar: | Tarih: 30 Kasım 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Türklerin İslamiyete Girişini Kolaylaştıran Nedenler

    İslâmiyet büyük ölçüde Müslüman Arapların siyasî hakimiyet kurdukları sahalarda yayılmış olduğu halde siyasî hakimiyet tesis edilmeden İslâm’ın yayıldığı topraklar ise başta Türk ülkeleri olmak üzere Güney Doğu Asya’dır.

    İslâm dini Müslümanların fethettiği topraklarda cebir ve tehdit yoluyla değil gönül hoşluğuyla yayılmıştır. Zaten insanlara baskı yaparak İslâmiyeti kabul ettirmek bizâtihi Kur’an-ı Kerîm’in ruhuna aykırıdır. Çünkü “Dinde zorlama yoktur” (Bakara, 2/256).

    Kâinâtın ezelî ve ebedî Gök-Tanrı tarafından idare edildiğine inanan Türkler zamandan ve mekândan münezzeh, her türlü yorum ve tasavvurdan uzak ilâh fikrini İslâm’ın Allah inancında buldukları için Müslümanlığı benimsemekte zorlanmadılar.

    Allah’ın sıfatları, ahiret hayatı, ruhun ebedîliği, kıyamet hayatı, kadere iman, ahlak anlayışı sevap-günah, cennet, cehennem, şehitlik, aile hayatı, fetih felsefesi, cihad, adalet, hakimiyet, vatan sevgisi istiklâl aşkı ve şûra gibi çeşitli konularda İslâm dininin ortaya koyduğu prensip ve esaslarla Türklerin benimsemiş olduğu inanç sistemi ve ilkeler arasında büyük bir uyum olması onların İslâm’a bakış açılarını etkilemiş ve diğer dinlere tepki göstermelerine rağmen İslâmiyete karşı çıkmak şöyle dursun kendi istek ve irâdeleriyle rahatlıkla benimseyip kabul etmişlerdir. (Devamini Oku)

  • Türklerin İslamiyeti Kabulü
    Yazar: | Tarih: 29 Kasım 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Türklerin İslamiyeti Kabulü

    Türkler dünyanın en eski ve en köklü milletlerinden biri olup hem İslâmdan önce hem de İslâmî devirde tarihte önemli rol oynamışlardır. Türklerin İslâmiyet’ten önce totemcilik inancını benimsediğine dair çeşitli görüşler ileri sürülmüşse de bu iddiaları kesin doğrular olarak kabul etmek oldukça zordur. Dinden daha çok bir sihir karakteri arz eden Şamanlığın da Türklerdeki tanrı inancıyla bir ilgisinin mevcut olmadığı isbat edilmekle beraber Türklerin dini inancıyla Şamanlık arasında dikkati çekecek ölçüde bir uyum olduğu kabul edilememiştir. Eski Türkler tabiatta bir takım gizli kuvvetlere inanıyorlardı. Ayrıca ölmüş büyüklere tazim ve onlara kurban kesmek şeklinde beliren atalar kültü Bozkır Türk inançları arasında yer alıyordu. Ancak Bozkır Türkleri’nin asıl inancı Tanrı’yı (Tengri) en yüksek güç ve en büyük yaratıcı kuvvet kabul eden ve semavi bir mahiyeti haiz Gök Tanrı dini denilen bir inanç sistemiydi. Hükümdarlar kendilerinin Tanrı tarafından tahta çıkarıldığını, zaferleri Gök Tanrı’nın inayetiyle kazandıklarını, çeşitli hile ve tuzaklardan Gök Tanrı’nın yardımıyla kurtulduklarına inanır ve “Ey Gök Tanrı sana şükürler olsun!” diye duygularını dile getirirlerdi. Avar hakanı Bizans imparatoruyla yaptığı bir antlaşmada Gök Tanrı adına yemin etmişti. Göktürkler de devletlerinin Gök Tanrı’nın isteğiyle kurulduğuna inanırlardı. Türkler ölüm ve hayatın Tanrı’nın iradesine bağlı olduğuna, insanın fânî Tanrı’nın ebedî olduğuna inanırlardı. Tanrı kelimesi Başkırtça hariç bütün Türk lehçelerinde ortak olarak kullanılan bir kelimedir. Gök Tanrı dini Türklerin İslam öncesi millî dinî olarak kabul edilmektedir.

    İslâmiyet’in doğduğu sırada Türkler Orta Doğu’nun kuzey ufuklarında gözükmekteydiler. Göktürkler Kuzey Asya’dan güneye doğru Sind Irmağı’na, doğuda Çin sınırından batıda Karadeniz’in kuzeyine kadar uzanıyordu. (Devamini Oku)


sitemap