tarih osmanlı tarihi avrupa tarihi islam tarihi Türk tarihi selçuklu tarihi Tarih

Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

  • Tarihte Neden
    Yazar: Admin | Tarih: 13 Temmuz 2011 | Yorum Yok Yorum var

    Tarih, Tarihte Neden, Siyasi Tarih – Tarihte Neden, Oral Sander Siyasi Tarih

    B. TARİHTE NEDEN

    Olaylar ve bu olayları açıklığa kavuşturan belgeler tarih ile uğraşanlar için temel konular olmakla birlikte, tarihçi olaylardan bir “fetiş” yaratmamalıdır. Olay, tarihin tek kurucusu değildir. Tek tek olayların nedenlerinin ortaya konması da tarihçinin çabası içinde olmalıdır. Tarihi bir inceleme, bir ölçüde, nedenlerin incelenmesidir; yoksa yapılan kronoloji olur. Ama, tarihçinin araştırdığı nedenler hem çok, hem de karmaşıktır. Örneğin I. Dünya Savaşı’nın nedenleri, belki tüm insanlık tarihindeki önemli olayların bileşimi içinde bulunabilir. Böylesine karmaşık nedenlerle karşılaşan tarihçinin önemli görevlerinden biri, bunları önemlerine göre sıraya sokmak, bunu yaptıktan sonra, hangi nedenin ya da nedenler kategorisinin en önemlisi olduğuna karar verip, nihai nedeni ya da nedenleri bulmaktır.

          Tarihçinin bu yaptığı nedir? Bu, yukarıdaki tanımda belirtildiği gibi, işlenen konunun yorumudur. Her tarihi olayın incelenmesi, nedenler arasında öncelik çerçevesinde döner. Yani, neden belirli bir olay, tarihin genel akışının belirli bir noktasında ve biçimi ile ortaya çıkıyor? Tarihçi sürekli bu soru ile uğraşır. “Neden” sözcüğü, bilimle uğraşanların aklına kendiliğinden “sonuç” sözcüğünü de getirir. Tarih, insanoğlunun dünyada görüldüğü ilk andan başlayarak, kopuksuz bir çizgi biçiminde, bugüne doğru aktığını ve geleceğe doğru akacağına göre, her bilim dalında bulunan “neden-sonuç” ilişkisi, tarihin de ilgilenmesi gereken bir bağlantı olmalıdır. Üstelik, tarihte belirli bir olayın sonucu ya da nedenleri arasındadır. İşte, tarih, bu “sonuç-neden-olay-sonuç-neden-olay-sonuç…” zinciri içinde ileriye doğru bir hareket olarak görülebilir. Tarihin bu hareket niteliği, bizi onun bir başka özelliğine götürüyor.

    Not: Bu ilgili makale Oral Sander’in “Siyasi Tarih ilkçağlardan 1918′e” adlı eserinden yararlanıp yazılmıştır.
    Kitabı İmge yayınevinden temin edebilirsiniz.

  • Tarihte Olay
    Yazar: Admin | Tarih: 13 Temmuz 2011 | Yorum Yok Yorum var

    Siyasi tarih, siyasi tarihte olay, tarihte olay, tarihte olay, tarih ve tarihte olay, Oral Sander siyasi tarih

    A. TARİHTE OLAY [1]

     

    Tarihin ne olduğu ya da nasıl tanımlanacağı konusunda tam bir anlaşma yoktur. Her bilim dalında tanım vermek güç ve bir dereceye kadar yanıltıcı bir uğraştır. Tanım genellikle kolay anlaşılır ve açık seçik de olamaz; okuyucunun belleğinde kolayca yerleşemez. Çağdaş İngiliz tarihçisi A.J. Taylor, “Tarihçinin ana görevi, şu çocuksu soruyu yanıtlamaktır: Sonra ne oldu ve sonra kim geldi?” derken, basit ve anlaşılır bir biçimde tarihte olayların önemini vurgulamaktır. Tarihçi, öncelikle olayları ele alacak ve bu olayları kronolojik ve sistematik bir biçimde inceleyecektir. Kısacası tarihçi çözümlemeden (analiz) çok, betimleme (tasvir) ile uğraşır. Önemli görevi, sayılamayacak kadar çok olan olaylar arasında önemli olanları bulmak ve incelemek için ayırmak, önemsiz saydıklarını ise elemektir.

    Bu açıklamaya katılmayan tarihçiler de var. Bunlar, tıpkı doğa bilimlerinde olduğu gibi, tarihte de çok sayıda ve değişik olaylar arasında nedensel yasaların bulunabileceğini öne sürerler. Ancak tarihçinin asıl görevi, son derece karmaşık olan, aralarında yapısal benzerliklerin kolay kolay bulunamadığı değişik olaylar arasında zorunlu ve sıkı bağlantılar, evrensel geçerlikte yasalar bulmak değildir. Tarihin incelediği olaylar, kendi başlarına, kendi içlerinde anlamlıdırlar. Fizikte yerçekimi yasası, bir taşın düşmesi olayından daha açıklayıcı, değerli ve anlamlı olabilir. Ama Napolyon’un 1812, Hitler’in 1941 Rusya seferi, aralarındaki benzerlikler ne kadar çok olursa olsun, kendi başlarına gerçek, açıklayıcı ve daha da önemlisi anlamlıdırlar.

    Disiplinler arasında işbirliği ve işbölümünün son derece geliştiği bugün, tarihçinin ana uğraşası, çok karmaşık olan, incelenmesi ve açıklanması uzun zaman alan tarih olayları ortaya koymaya çalışmaktır. Bu açıdan tarihi, “geçmişteki insan davranışlarını inceleyen ve olayların yorumu yapan bir bilim dalı” olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. Dikkat edilirse tanımda “olayların yorumu” deyimi geçti. Bu deyimi bizi tarihin yalnızca ‘olaylar’dan ibaret olmadığı sonucuna götürüyor.


    [1]  Bu konuda şu kaynak okunmalıdır: Oral Sander, “Tarihte Yöntem”, Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 1973, (c. 28), ss. 59-71. Şu kaynaklar yardımcı niteliktedir. E. H. Carr, Tarih Nedir?, İletişim Yayınları, 1993 ve R. G. Collingwood, Tarih Tasarımı, Ara Yayınları, 1990

    —–
    Not: Bu ilgili makale Oral Sander’in “Siyasi Tarih ilkçağlardan 1918′e” adlı eserinden yararlanıp yazılmıştır.
    Kitabı İmge yayınevinden temin edebilirsiniz.

  • Türk Tarihine Bakışımız Nasıl Olmalıdır?
    Yazar: Admin | Tarih: 13 Mayıs 2011 | 3 Yorum var3 Yorum Yorum var

    Türk Tarihine Bakışımız Nasıl Olmalıdır?  / Nihal Atsız  [ Türkler Ansiklopedisi I. Cilt, s.195-201]

    Türk Tarihine Bakışımız Nasıl Olmalıdır?

    Onbeşinci yüzyılda, bizde, belirli bir tarih görüşü vardı; Türk tarihinin en eski çağları olarak Oğuz Han Destanı’ndan bahsolunur, sonra pek kısa bir Selçuk tarihi anlatılarak Osmanlılara geçilirdi. Böylece eski tarihçiler, Osmanlıları daha mühim ve üstün tutmakla beraber, Türk tarihini bir bütün halinde gözden geçirirlerdi.

    Fakat bu tarih görüşü köklenmeden baltalandı. Hele, Hoca Sadeddin gibi bir müverrihin, eserine doğrudan doğruya Osmanlılarla başlamasından sonra, bizim için Türk tarihi sadece “Osmanlı tarihi” olarak kaldı. Ve daha önceki Türklerden, az veya çok, yabancı milletler gibi bahsedilmeye başlandı.

    XIX. yüzyılda Müşir Süleyman Paşa ile başlayan tepki, bu yanlış görüşü sarsmaya başladı. Varlık ve başlangıcımızın Osmanlılardan daha ileride olduğu anlaşıldı. Eski Türklerden bahseden bölümler okul kitaplarına kadar girmekle beraber, Türk tarihi sıralanmış bir bütün haline konulmadı. Çünkü çeşitli hükümdar sülâlelerinin zamanları ayrı ayrı devletlermiş gibi ele alınıyor ve Türkler birçok yerlerde birçok devletler kurup bunlardan hiç birisini uzun müddet yaşatamamış bir millet gibi gösteriliyordu.

    Halbuki gerçek hiç de böyle değildir. Çünkü Türk tarihi aralıksız bir bütündür. Mesele, onu sistemleştirmekten ibarettir.

    (daha fazla…)

 
tarih islam tarihi selçuklu tarihi avrupa tarihi osmanlı tarihi türk tarihi tarih forum forum tarih sitemap

Sınava Hazırlık Website Content Protection

tarih tarih tarih türk tarihi tarih tarih tarih tarih tarih
Bu websitesi DMCA Protection ile lisanslanmıştır. Yazılar kopyalanamaz.