tarih osmanlı tarihi avrupa tarihi islam tarihi Türk tarihi selçuklu tarihi Tarih

Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

  • Türk Tarihi ve Sosyolojimiz
    Yazar: Admin | Tarih: 13 Mayıs 2011 | Yorum Yok Yorum var

    Türk Tarihi ve Sosyolojimiz / Prof. Dr. Baykan Sezer (Türkler Ansiklopedisi I. Cilt sayfa189-194)

    İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi / Türkiye

    Türkiye’de daha sosyoloji çalışmalarının başlangıcında Batı açıklamalarının ve sosyoloji öğretilerinin yetersizliği duyulmuş ve tarih ile sosyoloji ilişkisi sosyolojimizin en önemli sorunu olarak kalmıştır. Sosyolojimizin tarihle ilişki kurma ve tarih bilgisini kullanma çabasına rağmen bu ilişki yakınlaşma ve yapıştırma ile sınırlı kalmıştır. Bu çalışmalar genel sonuçlara, sosyolojide kullanılmaya hazır bilgilere dönüşmemiştir. Türk sosyolojisinin tarih ile ilişkilerinin düzenlenmesi ve bu ilişkilerin alacağı biçim konusu günümüzde de önemini sürdürmektedir. Sosyoloji ile Türk tarihi arasındaki ilişkiyi temel ve zorunlu bir ilişki olduğu için önemsiyoruz. Türk tarihinin incelenmesi iki açıdan önemlidir. Birincisi mevcut tarih açıklama ve kavramları tüm ülke tarihlerini kapsamamaktadır. Bu eksiklik, en açık biçimde Türk tarihinin ele alınmasında görülmektedir. Geleneksel ve Batı kaynaklı tarih açıklamalarının tüm toplumları kapsamadığının başka örnekleri de vardır. Söz gelişi Çin tarihi için de aynı şey söylenebilir. Ancak Türk tarihinin önemli bir farklılığı ve üstünlüğü bulunmaktadır. Sosyolojimiz bu nedenle Türk tarihi üzerinde çok daha özen ve önemle durmalıdır. Türk tarihi bilinen açıklamaları aşan, daha geniş kapsamlı bir açıklamaya izin vermektedir. Ayrıca bu yeni açıklama, bilinen açıklamaları aşacağı için elbette yeni kavramlar ve yeni bir yaklaşım biçimini de gerektirecektir. Bu yeni yaklaşım biçimi aynı anda yeni açıklamanın da zorunlu ön koşuludur. Açıklamaya ulaşmadan önce yeni kavram ve yaklaşım biçimlerine sahip olunmalıdır. Bu bilinen açıklamaları aşan, onları kapsayan yeni yaklaşım biçimi olayları bir bütün içinde değerlendirmemize de izin verecektir. Yaklaşım biçimi öncelikle belli bir tarih ve toplum görüşüne bağlılıktır ve tarih olayları önünde sınanacaktır. Bu yaklaşım, eldeki açıklamaların tümüyle dışında değildir. Tümüyle dışında değildir ama varolan açıklamaları aşışı ayrıntı düzeyinde kalmayacak, tarihe gerçek anlamını kazandıracaktır.

    (daha fazla…)

  • Le Play Okulu ve Prens Sabahattin
    Yazar: Admin | Tarih: 27 Nisan 2011 | 10 Yorum var10 Yorum Yorum var

    Le play okulu ve prens sabahattin, prens sabahattin le play okulu ilişkisi, le play okulu, prens sabahaddin,

    PRENS SABAHADDİNİN LE PLAY OKULU İLE İLİŞKİSİ

    Prens Sabahattin Paris’e yerleştikten sonra hem siyasi faaliyetlerine hem de bilimsel faali­yetlerine devam etti. O dönemde Fransa’da toplumbilim yeni kurulmuş ve A. Comte ve Le Play bu bilimin gelişmesinde iki farklı akımın öncülüğünü yapıyorlardı. Prens bu akımlardan Le Play akımını seçti ve bu akımın temsilcileriyle yakın ilişkiler kurdu. Türkiye’de Le Play akımının öncüsü oldu. Prens Sabahaddin’in görüşlerini daha iyi anlayabilmek için Le Play okulunun görüşlerine değinilmesi gerekecek:

    Bu okulun kurucusu maden mühendisi olan Le Play’dir. Fransız İhtilali döneminde toplum­sal yapıdaki problemler farklı meslek mensubu aydınları bu sorunların çözümüne dair düşünme­ye itmiştir. Le Play de bu sorunları çözmek için harekete geçmiş ve bu akımı kurmuştur. Le Play toplumbilime gözlem tekniğini ilk getiren ve uygulayandır. Birçok toplumbilimci sosyal olayların araştırılmasında gözlem tekniğinden faydalanılması gerektiğini söylemişler ancak bu gözlemin ne üzerinde yapılacağına dair bir öneride bulunmamışlardır. Le Play ise araştırma birimi olarak toplumun en küçük birimi olarak ailenin alınması gerektiğini söyleyerek gözlemin nasıl ve ne üzerine yapılacağını belirten ilk kişidir. Le Play’in gözlem birimi olarak aileyi alış sebepleri şunlardır:

    1-Sosyal olaylar alanında fiziğin atomuna ve biyolojinin hücresine takabül eden bir bilimin bilinmesi gerekiyor ki bu da en küçük zümreleşme tipi olan ailedir.

    2-Aile toplumsal kurumların en basitidir.

    3-Yapısı ve genişliği ne olursa olsun her toplumda vardır.

    4-Eğer bir toplumda aileler bunalımlarına sorunlarına ve gereksinimlerine çare bulamıyorsa bu durumda bulunduğu toplumun yansıtıcısıdır.

    (daha fazla…)

  • Jön Türk Hareketi İçinde Prens Sabahattin
    Yazar: Admin | Tarih: 27 Nisan 2011 | Yorum Yok Yorum var

    jön türk, jöntürkler jöntürk hareketi içerisinde prens sabahattin, prens sabahattin ve jön türkler, prens sabahaddin ve jön türkler

    JÖN TÜRK HAREKETİ VE PRENS SABAHATTİN

    Mahmut Celalettin Paşa’nın ailesiyle birlikte Paris’e yerleşmesinin ardından Jön Türk hare­keti daha da kuvvetlenmiştir. Ancak bazı siyasi tarih kaynaklarına bakıldığında Jön Türkler’le Yeni Osmanlılar’ın karıştırıldığı görülür. Bu nedenle öncelikle bu konu aydınlığa kavuşturu­lacaktır.

    Yeni Osmanlılar Genç Türklerin aksine belli bir ideolojiye sahip değillerdi. Bu örgüt içinde birden çok ideoloji vardı ve bu ideolojiler de kesin ve net bir ayrımla açıklanamazdı. Yeni Os­manlılar’ın muhalefetleri baştaki yöneticiden çok siyasi düzene karşıydı ve siyasi düşünceleri daha çok anayasal monarşi tarafındaydı. Yeni Osmanlılar bürokrasinin üst katmanlarına karşı direnişe geçen memurlar topluluğudur. Herhangi bir parti kurmamış olan bu grubun Jön Türk­ler’den daha gelenekçi oldukları söylenebilir. Ancak ister batı yanlısı ister batı karşıtı olsunlar Yeni Osmanlılar’ın toplumun her kurumuna eleştiriyle yaklaşan, toplumda yeni bir arayışı başlatan, edebiyattan gazeteciliğe, orta eğitimden çocuk terbiyesine, tarihten ekonomiye kadar her alana el atan ve toplumun dikkatini bu konulara çeken, batıyı bütüncül bir yaklaşımla in­celeyen ilk aydın topluluğu olduğunu unutmamak gerekir. Ayrıca Yeni Osmanlılar’ın Jön Türkler’in doğuşunda ilham kaynağı olduğu unutulmamalıdır.[1]

    Yeni Osmanlılar ve Jön Türkler arasındaki farka kısaca değindikten sonra Prens Sabahattin’in Avrupa’daki faaliyetlerine geçilebilir. Yukarıda da değinildiği gibi Mahmut Celalettin Pa­şa Avrupa’ya geldikten sonra Jön Türk hareketinde de bir güçlenme oldu. Sultan Abdülhamid’in baskı rejimine karşı oluşturulmuş birçok örgüt ve cemiyet vardı ve bunların bir çatı al­tında toplanması gereği ortaya çıktıktan sonra Prens Sabahattin ve kardeşi Lütfullah Bey I.Jön Türk kongresini toplamak için yurt dışında bulunan bütün Jön Türkler’e genel bir çağrı yap­tılar ve yüksek sayıda katılımın gerçekleştirilmesi için finansal destekte bulundular. Kongre­nin yapılacağı haberini duyan Abdülhamid’in tüm engelleme girişimlerine rağmen 4 Şubat 1902 tarihinde kongre başladı ve 9 Şubata kadar sürdü. Kongrenin düzenlenme aşamasında başkanlık için Mahmut Celalettin Paşa düşünülmüştü ancak rahatsızlığı dolayısıyla fahri başkanlığa, kongreyi yönetmek için ise çabalarıyla büyük ilgi ve saygı kazanan Sabahattin Bey seçildi. Kongrede ortaya çıkan iki farklı görüş kongrenin ikiye ayrılmasına ve iki farklı cemi­yetin kurulmasına neden oldu. Birinci grup yalnızca propaganda ve yayın yoluyla inkılâp ya­pılamayacağım, uygar askeri kuvvetlerin de devrim harekatına katılmalarının gerekli olduğu-nu düşünüyor, ikinci grup ise yabancı hükümetlerin müdahalesini davet ederek ülkede ıslahatın yapılabileceğini düşünüyordu. Birinci grup Ahmet Rıza’nın başkanlığında Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti’ni kurmuşlar, ikinci grup ise Prens Sabahaddin önderliğinde Teşebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti’ni kurmuşlardır. Ancak Prens Sabahaddin’in yabancı müdahalesi konusunda şartları vardır. Prens’e göre ülkede yapılacak ihtilalden yabancı bir hükümetin istifade etmemesi için daha önceden bu durumu bertaraf edebilecek, bizim men­faatlerimizle menfaatleri uyuşan, demokratik ve hür bir hükümetle anlaşma yapılmalıdır, an­cak bu durumda yabancı hükümetin müdahalesi menfaatimize olabilir. Ahmet Rıza grubu ise yabancı devletlerin sadece Jön Türk hareketini desteklemelerini istiyorlardı. Kongrenin ikiye ayrılmasında etkili olan düşünce farklılıklarından biri de Ahmet Rıza grubunun amacının Meşrutiyet düzenini getirme ile sınırlı olmasına rağmen Prens Sabahattin grubunun amacının imparatorluğu kurtaracak sebepleri araştırarak ve bunları ortaya koyarak gerekli çözümleri bulmak olduğu söylenebilir. Zira Sabahattin Bey Meşrutiyet düzenini getirmekle çözüme ulaşılamayacağını, şekilsel bir inkılaptan ziyade toplumsal bir inkılaba ihtiyaç olduğunu düşü­nüyordu. Jön Türk Kongresi’nden sonra kongrenin ikiye ayrılması hem Jön Türk hareketini zayıflatmış hem de Abdülhamid istibdadının uzamasına neden olmuştur.[2]

    (daha fazla…)

 
tarih islam tarihi selçuklu tarihi avrupa tarihi osmanlı tarihi türk tarihi tarih forum forum tarih sitemap

Sınava Hazırlık Website Content Protection

tarih tarih tarih türk tarihi tarih tarih tarih tarih tarih
Bu websitesi DMCA Protection ile lisanslanmıştır. Yazılar kopyalanamaz.