tarih osmanlı tarihi avrupa tarihi islam tarihi Türk tarihi selçuklu tarihi Tarih

Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

  • Prens Sabahattin Kimdir
    Yazar: Admin | Tarih: 27 Nisan 2011 | Yorum Yok Yorum var

    Prens sabahattin kimdir, prens sabahattin, prens sabahattin hakkında bilgi, prens sabahaddin, prens sabahaddin bilgi

    Prens Sabahattin Kimdir?

    Prens Sabahaddin (1877-1948) Osmanlı İmparatorluğunun II. Meşrutiyet döneminde yaşamış ünü siyasetçi ve düşünür. Adem-i Merkeziyetçilik adını verdiği siyasi düşünceyi savunmuştur.

    Prens Sabahattin 1877 yılında İstanbul’da doğdu. Osmanlı Padişahı Abdülmecit’in kızı Seniha Sultan, babası ile nazırı Gürcü Halil Rıfat Paşa’nın oğlu Mahmut Celalettin Paşa’ydı. Mahmut Celalettin Paşa Adliye nezaretinde görev yaptı. Ancak padişah II. Abdülhamid, Mahmut Celalettin Paşa’nın V. Murat’ı tekrar tahta çıkartma yanlısı olduğundan kuşkulanmaktaydı.

    1899’da II. Abdülhamid yönetimini eleştirdiği için gözden düşen babasıyla birlikte Fransa’ya gitti. Paris’te, siyasetbilimciler ve toplumbilimcilerle ilişki kurdu. Yurtdışında Abdülhamit’in baskıcı yönetimine karşı mücadele eden Türk aydınlarını bir araya getirmeye çalıştı; birinci (1902) vs ikinci (1907) Jön Türk kongrelerini topladı. Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti’ni kurdu. Terakki dergisini yayımlayarak özel girişimciliği ve yerel yönetimi savunan görüşlerini açıkladı.

    II. Meşrutiyetten sonra İstanbul’a döndü Osmanlı Ahrar Fırkasını kurdu (1908). Merkezi otoriteye karşı çıkan görüşleri, ittihat Terakki’nin yönetim anlayışıyla çeliştiğinden ittihatçılarla arası açıldı. Buna Karşın görüşleri asker ve sivil aydın çevrelerde taraftar kazandı          İstanbul’da düzenlediği siyasal toplantılar sırasındaki konuşmaları nedeniyle bir süre tutuklandı. Baskılardan kurtulmak için gittiği Mısır’ dan, I. Dünya Savaşı’nın sonunda döndü. Cumhuriyet döneminde Osmanoğulları ülkeden ayrılınca (1924) önce Fransa’ya daha sonra İsviçre’ye yerleşti. Ölümünden bir süre sonra kemikleri Türkiye’ye getirilerek Eyüp Mezarlığı’nda, babasının yanına gömüldü.
    (daha fazla…)

  • 1929 Dünya Ekonomik Buhranına Dair
    Yazar: Admin | Tarih: 24 Nisan 2011 | Yorum Yok Yorum var

    1929 dünya ekonomik bunalımına karşı türkiyenin tutumu, türkiyenin aldığı önlemler ve sonuç kısmı

    Osmanlı Devleti geniş bir zaman sürecinde Batı’ya karşı siyasi üstünlüğünü yavaş yavaş kaybederken bu gerileyişin ekonomiye de yansıması gecikmeyecekti. Nitekim her siyasal olayın arka planında belirli iktisadi sonuçların doğduğunu görüyoruz. Bu nedenle 19. yüzyılda Osmanlı Devleti’yle ilişkiye geçen Batı devletleri artık siyasi tavizlerden çok, koparacakları ekonomik ayrıcalıkları düşünmekteydiler. Çünkü Osmanlı İmparatorluğu, onlar için siyasal bir güç olmaktan çıkmış, hammadde açısından sömürülmesi gereken potansiyel bir değer arz etmekteydi. Ayrıca kendi ürettikleri malları satabilecekleri geniş bir pazar durumundaydı. Bu nedenle Batılı devletler ve özellikle de İngiltere Osmanlı Devleti’ne yakınlaşmayı daha çok siyasi ve askeri bunalımlara denk gelirmiş ve sonuçta da yapmış olduğu bazı siyasi destekler karşısında ilk kez 1838′de Balta Limanı Antlaşması’yla çok önemli ekonomik tavizler koparmıştı. İngiltere’den sonra bu ekonomik imkanlardan diğer Avrupa devletleri de aynı şekilde yararlanmışlardır. Osmanlı Devleti’nin vermiş okluğu bu ekonomik tavizler 19. yüzyıl boyunca hızla artacak ve 1. Dünya Savaşı’na gelinceye kadar Osmanlı Devleti’ni adeta yarı açık bir pazar haline dönüştüreceklerdir. I. Dünya Savaşı esnasında iktidarda bulunan İttihat ve Terakki Partisi’nin bu ayrıcalıkları tek taraflı kaldırma çabaları başta müttefikleri olan Almanlar tarafından bile rağbet görmeyince başarısızlıkla sonuçlanacaktır.

    I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı Devleti’nin ekonomik alt yapısı daha da bozularak adeta felç olacaktı. Milli Mücadele yıllarında ekonomiye dair bazı düşünsel yaklaşımlar olmasına rağmen ciddi bir otorite ve yaklaşım ile birikim eksikliği dolayısıyla somut bir yaklaşım ve çözümlemelerden yoksun kalınacaktır. Kurtuluş Savaşı biter ve yeni genç Türk devleti siyasal alanda bir zafer kazanacaktı. İşte bu tarihten itibaren genç cumhuriyetin kadrosu ekonomik sorunların halledilmesi için yoğun bir tartışma ve model arayışına gireceklerdi. O dönem için devletin iktisadi modelini belirlemek salt ekonomik yaklaşımlardan ibaret olmamakla beraber işin içinde siyasi ve ideolojik yaklaşımları da barındırmaktadır. Çünkü bu dönemde ya Batı blokunun kapitalizmi yani tam liberalizmi ya da Rusya’nın dayattığı devlet sosyalizmi revaçta idi. Genç cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları ise siyasi bir basiret göstererek, önemli olan o dönemin siyasi blokları değil, Türkiye’nin iktisadi gerçekleridir diyerek işe el atmışlar ve yapılan çalışmalar sonucunda da ne aşırı liberalizm, ne de katı devletçilik politikası, ikisinin ortasında yani hem devletin yükleneceği sorumluluklar ve hem de özel teşebbüslere yer verilmesi prensipleri kararlaştırılacaktı.

    (daha fazla…)

  • 1929 Ekonomik Bunalımı ve Türkiye
    Yazar: Admin | Tarih: 24 Nisan 2011 | Yorum Yok Yorum var

    1929 Dünya Ekonomik Buhranı sebep sonuç ve Türkiye, alınan önlemler, Türkiyenin tutumu

    1929-1930 DÜNYA EKONOMİK BUNALIMININ SEBEP VE SONUÇLARI VE TÜRKİYE’NİN BUNALIM KARŞISINDAKİ TUTUMU

    I. Dünya Harbi’nin bitiminden sonra, 1919 yılında galip devletler Paris’te bir konferans düzenlemişlerdi. Konferansta ele alınan sorunların en önemlisi Almanya ile imzalanan Versailles Antlaşması’nın netleştirilmesi, Rusya’daki iç savaşın görüşülmesi ve işgal edilmiş Anadolu topraklarında başlayan Milli Kurtuluş mücadelemizin nasıl gerilebileceği idi. Bu sorunları çözüme kavuşturmak oldukça zor görünüyordu. Bu problemlerin 1923′lere kadar devam etmesi tahmin ediliyordu. I. Dünya Harbi öncesi var olan üç imparatorluktan ikisi -Osmanlı İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu- tasfiye edilmişti. Bunların toprakları ise çeşitli antlaşmalarla ya galip devletler tarafından ele geçirilmiş ya da yeni devletler (Çekoslovakya, Polonya, Yugoslavya vb.) ortaya çıkarılmıştır.” 1920′li yılların başlarına gelindiğinde uluslararası sistem hem Batı’da, hem de Doğu’da istikrara kavuşmuş görünüyordu. Geriye kalan sorunlar veya çıkabilecek problemler Cenevre’de düzenli olarak toplanan Milletler Cemiyeti tarafından çözümlenecekti.”[1] Bu cemiyet, tabiatıyla galip devletlerin kontrolünde çalışmasını sürdürecekti.

    Milletler Cemiyetinin görünüşte uluslararası sistem içinde önemli bir yeni unsur olarak kabulü ve bir dolu devletin ileriki anlaşmazlıkların çözümü için savaşa başvurulmaması yolunda (1929 Paris Paktı ile) ciddi bir görüş birliğine vardılar. Bunun sonucunda diplomasi sahnesi normale dönüşmüş gibi görünüyordu. Stresemann, Briand ve Austen Chamberlain gibi devlet adamları, kendi çaplarında son dönemdeki halleriyle Mattemich ve Bismarck’ın birer karşılığı gibi görünüyor, dünya meselelerini çözüme kavuşturmak üzere Avrupa’nın şu ya da bu kaplıcasından bir araya geliyorlardı.”[2]

    (daha fazla…)

 
tarih islam tarihi selçuklu tarihi avrupa tarihi osmanlı tarihi türk tarihi tarih forum forum tarih sitemap

Sınava Hazırlık Website Content Protection

tarih tarih tarih türk tarihi tarih tarih tarih tarih tarih
Bu websitesi DMCA Protection ile lisanslanmıştır. Yazılar kopyalanamaz.