tarih osmanlı tarihi avrupa tarihi islam tarihi Türk tarihi selçuklu tarihi Tarih

Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

  • Milattan Önce Avrupa
    Yazar: Admin | Tarih: 16 Temmuz 2011 | Yorum Yok Yorum var

    millattan önce avrupa, siyasi tarih, oral sander siyasi tarih, m.ö 500 ile m.s 500 arası avrupa tarihi

    4. Avrupa

    Mezopotamya uygarlığının geliştiği dönemde Avrupa’da durum çok farklıydı. Burada, büyük taş bloklarının birbiri üstüne konmasıyla oluşan tapınaklarıyla hala ilkel bir “megalit” kültürü yaşanmaktaydı. Bu kültürü yaşayanlar, dönemin ilkel tarım aletleri göz önüne alınırsa, verimsiz sayılabilecek Avrupa topraklarında (fazla yağışın yol açtığı çamur tabakasının yarılamaması) ancak çok küçük çaplı tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlardı.

                MÖ 1700’lerde, doğudan gelen, Hint-Avrupa dillerini konuşan ve bronz yapmayı öğrenmiş barbar[1] kavimler, Atlantik Okyanusu kıyılarına kadar yayıldılar ve buradaki barışçı megalit yapan insanları denetimleri altına aldılar. Zamanla Hint-Avrupa dili kıtaya egemen olacak, bu barbar kavimler bugünkü Avrupalının ilk çıkış noktasını oluşturacaklardır. Böylece uygarlığın yarattığı teknik ile göçebeliğin cesaret ve atılganlığını birleştirecek olan Avrupa insanı, belki de bugüne kadar süren, savaşkan değerlere sahip atılgan özelliğini kazanacaktır.


    [1]  “Barbar” sözcüğü burada orijinal, yani Yunanca konuşmayan ve Atina dünyasının dışında yaşayan göçebe topluluk ve insan anlamında kullanılmıştır.

    Not: Bu ilgili makale Oral Sander’in “Siyasi Tarih ilkçağlardan 1918′e” adlı eserinden yararlanıp yazılmıştır.
    Kitabı İmge yayınevinden temin edebilirsiniz.

  • Din ve İlk Buluşlar
    Yazar: Admin | Tarih: 16 Temmuz 2011 | Yorum Yok Yorum var

    siyasi tarih, oral sander siyasi tarih, din ve ilk buluşlar, tarıma dayalı uygarlıklar ortadoğunun üstülüğü dönemi din ve ilk buluşlar, ilk buluşlar, uygarlıklar, din, ilk buluş, tarihte ilk buluşlar

    3. Din ve İlk Buluşlar

                Mezopotamya’da yerleşik ve tarımcı halkların dinleri dört önemli özellik gösterir:

    (i)                 Güneşe tapma,

    (ii)               Ölüme karşı aşırı bir ilgi,

    (iii)             Çoktanrılılıktan tek tanrılılığa doğru yavaş bir evrim ve

    (iv)             Bu dönemlerde ortaya çıkan Yahudi ve sonra gelen Hıristiyan tek tanrılı dinlerinin etkileneceği “ruhlar dünyası” ya da “yüce kat” kavramı.

    Dünya tarihinin ilk döneminin bu çok kısa betimlemesinde, son olarak, Ortadoğu’nun bu üstünlük çağında dünya uygarlığına katkıları olan ilk buluşları sıralamak yerinde olur. Ortadoğu’da yerleşik yaşama geçilmesiyle birlikte ilk kez buğday yetiştirilmiş, ilk metalürji bilgisi edinilmiştir. Takvim, hiyeroglif ve çivi yazısı, rakamlar sistemi, ağırlık ve uzunluk ölçüleri ilk kez Mezopotamya uygarlıkları tarafından bulunmuştur. Anadolu’da ise ilk kez yaşamın denizlerde başladığı fikri ortaya atılmış, parşömen üzerine yazı yazılmış, alışverişte gümüş ve altın para kullanılmıştır.

    Not: Bu ilgili makale Oral Sander’in “Siyasi Tarih ilkçağlardan 1918′e” adlı eserinden yararlanıp yazılmıştır.
    Kitabı İmge yayınevinden temin edebilirsiniz.

  • Tarıma Dayalı Uygarlıklar Ortadoğunun Üstünlüğü Dönemi – Göçebeler
    Yazar: Admin | Tarih: 16 Temmuz 2011 | Yorum Yok Yorum var

    siyasi tarih, oral sander siyasi tarih, Tarıma Dayalı Uygarlıklar Ortadoğunun Üstünlüğü Dönemi – Göçebeler

    2. Göçebeler

    İlk uygarlıklar döneminde bu merkez ve çevre yerleşik toplulukların ötesinde, Avrasya’nın step ve yüksekliklerinde davar güdücü göçebe halklar yaşamaktaydı. Bunlar zaman zaman, savaşçı aristokrasiler tarafından yönetilen, çok gevşek bağlarla birbirine bağlanan çeşitli “konfedere” birimler halinde örgütlenmekteydiler. MÖ 2000’lere gelindiğinde, bu göçebeler arasında Grek ve Romalıların ataları ile kendilerine “Aryan” adı verilen Hazar Denizi çevresinde yaşayan kavimler de vardı. Hayvan yetiştiren ve bunların arkasından verimli otlaklara göç eden bu göçebe kavimler, et dışındaki gıda maddeleri açısından büyük ölçüde yerleşik toplulukların ürettiklerine dayanmaktaydılar. Herhangi bir nedenle bu iki tip topluluk arasında değiş tokuş durduğu taktirde, göçebe topluluklar ihtiyaçları olan gıda maddelerini savaşarak zorla elde ediyorlardı.[1]

                Böylece, incelenen dönem boyunca birbirleriyle mücadele eden iki karşıt “kamp” görüyoruz: bir yanda göçebeler (Avrasya’nın step ve dağ insanları) ile savaşçı aristokrasiler ve öte yanda köylüler, zanaatkârlar, krallar, din adamları ve tüccarlar.

                Bu iki “kamp” arasındaki amansız mücadele, hem dönemin ilkel uluslar arası ilişkilerinin ana teması olmuş hem de merkezdeki uygarlığın çevreye doğru yayılmasını sağlamıştır.

                Buraya kadar anlatılanlardan ve ileride de görülecek olanlardan anlaşılacağı gibi, “uygarlık” dediğimiz bütünün doğduğu noktada, yerleşik ve göçebe halklar arasındaki uzun mücadelenin yol açtığı kültürel etkileşim yatmaktadır.


    [1]  İkinci Dünya Savaşı’ndan önce, yer altı zenginlikleri yeterli olmayan ve dönemin uluslar arası ekonomik bunalımı nedeniyle, bunları ticaret yoluyla sağlayamayan Almanya ve Japonya gibi (bugünkü uygarlığa her ikisinin de katkısı vardır) devletlerin saldırgan dış politikaları ile benzerlik ilgi çekicidir.

    Not: Bu ilgili makale Oral Sander’in “Siyasi Tarih ilkçağlardan 1918′e” adlı eserinden yararlanıp yazılmıştır.
    Kitabı İmge yayınevinden temin edebilirsiniz.


tarih islam tarihi selçuklu tarihi avrupa tarihi osmanlı tarihi türk tarihi tarih forum forum tarih sitemap

Sınava Hazırlık Website Content Protection

tarih tarih tarih türk tarihi tarih tarih tarih tarih tarih
Bu websitesi DMCA Protection ile lisanslanmıştır. Yazılar kopyalanamaz.