Sanat ve Toplum İlişkisi

Sanat ve Toplum İlişkisi Üzerine Bir Deneme

Niye Sanat?
Sanat kelime olarak sık sık duyduğumuz ancak pek de yabancı olduğumuz bir kavram. Sanata bireysel baktığımızda bize ne kazandırır? Peki ya toplumsal yönü veya devletsel yönünden sanat ne kadar etkilidir? Aslında az çok araştıran, düşünmenin üstüne daha fazla giden kişilerin rahatlıkla cevap verebileceği bir sorudur. Almanya 2 tane dünya savaşından yenik ve harabe çıktığı halde 40 yıl kadar kısa bir süre zarfında gene güç dengelerini belirleyen devlet olduğunu ve bunu nasıl yaptığını hiç düşündünüz mü? Aslında bunu iki yolla yapmıştır. Biri sanayi diğeri ise sanattır. Olur mu öyle şey dediğinizi duyar gibiyim. Sanayi konusunda kimsenin pek itiraz edeceğini düşünmüyorum. Ama sanat konusunda çelişkiler yaşadığımızın farkındayım. Sanatı ele alalım. Sanayi kolları ihtiyaçtan yani ihtiyaç doğrultusunda doğmuştur. Ancak unutmayalım ki Ortaçağ’ın özellikle Avrupa için karanlık çağ olarak nitelendirilmesinin tek nedeni özgür düşüncenin yasaklanması ve kilise baskısıydı. Rönesans ile özgür düşünce, Reformla da kilisenin baskısı en aza indirildi. Peki rönesans denildiğinde bilim, sanat, edebiyat alanındaki gelişmeler olarak tanımladığımızı da belirtmek gerekir.

Sanat düşünceyi besleyen, daha farklı düşüncelerin ortaya çıkmasında en büyük role sahip alandır. İlkel yaşamdaki icatların büyük bir kısmı her ne kadar ihtiyaçtan doğmuşsa da yakın tarihimizdeki gelişmeler tamamen insan düşüncesinin yani hayalgücünün ürünüdür. Bunları tetikleyen şey düşünmek, yani sanatsal bir olgudur. İşte Almanya bu gibi etkinliklerle bunu başarabilmiştir. Sanayiyi sanat okulları ile desteklemiştir. Yeni fikirler, yeni ürünler ortaya çıkarmasını sağlamıştır. Bu yüzden sanat bir toplumun gelişmişlik düzeyi ile doğru orantılıdır. Peki biz birey veya toplum olarak ne kadar sanatla ilgiliyiz? Peki topluma faydalı olmak için neler yapabildik veya yapmaktayız? Kaçımız tiyatro yüzü görmüş veya bu gibi bir etkinlik için girişimde bulunmuştur? İğneyi kendimize batıralım. Bizi geriye götüren veya gerici olarak nitelendirdiğimiz kesim büyükler değil bizleriz. Tamam kabul ediyorum 20-30 yıl önceki bir bireyin bizim kadar ilerici düşünmesini bekleyemeyiz. Ancak bizden sonra gelecek nesil için de bizim ilerici düşünmeleri konusunda bir beklentileri olmayacaktır. Çünkü sanatla ilgilenmiyor ve yeterince düşünmüyoruz. Yeni fikirler üretemiyoruz haliyle. Bu yüzden kültür değerlerimiz de koruyamıyor yer yer asimile olmuş kandaşlarımızdan bahsediyoruz. Peki kültürü sanatla birleştirmeden, bir filme bir tiyatroya bir resime aktaramıyorsak bizden sonraki kesime kuru hikayeler mi bırakacaz? Hangi mirastan bahsedecekler? Bizim büyükleri suçladığımız gibi onlar da bizi suçlayacaklardır. Bize bırakılan hayattan daha kötüsünü bıracağımız konusunda da eminim. Çünkü kendimize ait bir kültür birikimi ve yeterince aktivitemiz yok. Var olan potansiyel durum ve aktiviteleri de takip etmediğimiz aşikâr. Kısacası sanat demek bir toplum demektir. Eğerki toplumumuzda hala hoş görülmeyen davranışlar varsa ve bundan şikayetçiyseniz neden o zaman sanatla ilgilenmiyor ve bunu meşru bir şekilde değiştirmiyorsunuz? Peki ya batılılar? Onlar 500-600 yıl önce bunları yaşadı ve önlem alıp şuan gıpta ile baktığımız seviyedeler. Onlar da yeterince bu uğurda eziyet çekmiş çok kan dökmüş ve döktürmüşlerdir. Bizim yaptığımız ne peki? Onları taklit etmek veya varolan değerlerini kendi değerimiz gibi gösterip popüler gözükmek. Bir ülkede hala kürt kürt olamıyorsa, bir çerkez çerkez olamıyor ancak ve ancak herkes amerikalı ve fransız oluyorsa bunu oturup hep birlikte düşünmek gerek. Hadi çıkın dışarı veya yakın bir metropole! Kaç tabela konuştuğumuz dille ilgili ve kaçı hani büyük bir marifet ve zerafet örneğiymiş gibi yabancı kelimeden oluşuyor? “Melankolia cafe, Erasmus eğitim merkezi, Star iletişim” vb. Ancak biri kalkıp melankolia yerine onun hemen hemen kelime anlamına denk gelen bunalım cafe veya dertli cafe yapsa eminimki fotografını çekip facede dalga üstüne dalga geçeriz. Peki ya “Jiyan Cafe” yapılsa kesin vatan hainliği ile suçlanır ve sürekli takip altına alınacak kadar baskı altında tutulur. İşte bizim en büyük problemimiz dar kalıplar içinde dar düşünmemiz! Hoşgörüden uzak, anlayış ve yapıcılığı barındırmamamız! Kendi kendimizi yok ediyor ve bunu bildiğimiz halde gelecek bir nesilden bahsediyoruz. Yanılıyorsunuz! Tarih hiçbirimizi Affetmeyecek!
Yazar:  Tarih.gen.tr Site Admini

Bu yazı Sanat Tarihi kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>