Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Savaş Teknolojisindeki Gelişmeler ve Ulus Devlet

  • c. Savaş Teknolojisindeki Gelişmeler ve Ulus-Devlet

    “Ulusu” duygusu 15. yüzyılla birlikte, Portekiz ve İspanya’da belirgin olarak görülmüşse de, en başarılı örneğini İngiliz ve Fransız monarşileri vermiştir.

                Ulus duygusunun yol açtığı “ulus-devlet” denen olgunun temelinde, buraya kadar özetlenen gelişmelerin bileşimi yatmaktaysa da, onun yaygın bir siyasal birim olarak ortaya çıkmasını olanaklı kılan, savaş teknolojisindeki gelişme ve özellikle toplum bulunmasıdır.

                Top, tarihte ilk defa Sırbistan’ı Osmanlılara tabi biçime sokan 1389 Kosova Savaşı’nda kullanılmıştır. 15. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, kılıç, süvari, ok ve yay hala savaşların sonunu belirlemekte, kalelerse yıkılmaz ve korkusuz taş yükseklikler olarak sürmekteydi. Ancak Macar asıllı Urban’ın Fatih Sultan Mehmet için yaptığı o zamanın en büyük ve etkili topu, bu durumu değiştiren önemli bir teknik başarı oldu. Bu ve daha sonra yapılan toplarla, yüzyıllarca her türlü saldırıya başarıyla karşı koymuş olan Hıristiyan kent surları Türkler tarafından yıkılmış ve Avrupa’nın ortalarına kadar egemenliklerini yaygınlaştırmışlardır. Topun yalnız kalelere karşı değil, aynı zamanda savaş alanlarında düşman askerlerine karşı kullanılması da 1521’de Belgrad ve 1526’da Mohaç’ta Türkler tarafından gerçekleştirilmiştir. 15. ve 16. yüzyılların en başarılı orduları, çok farklı bir örgütlenme anlayışına sahip Osmanlı ordusu ve tüm halkın kurulmasında katkısı bulunduğu ve dolaylı olarak vergilerle finanse ettiği ulus-devletinki olmuştur. Örneğin, dönemin en modern askeri birliği olan “yeniçeri”lerin çekirdeğini oluşturduğu Osmanlı ve süvari yerine piyadeden kurulan, soyluların bile ellerinde silah saflarda savaştığı İspanya ordusu, 16. yüzyılın başlarından 17. yüzyılın ortalarına kadar, tartışmasız üstünlüğe sahipti. 15. yüzyılın ortalarında bulunan tüfek, askeri amaçlarla ilk kez Otuz Yıl Savaşları’nda kullanılacaktır. Ordunun arkasında bulunan ulus desteği, top ve tüfek, 16. ve 17. yüzyıllarda “sürekli ordu” anlayışını doğuracak ve Otuz Yıl Savaşları ilk kez böyle orduların mücadelesine sahne olacaktır.

                Tüm bu teknolojik başarılar, ortaçağın başarılı kurumları olan çevresindeki surlarla feodalizmi, şövalyeliği ve hatta Rönesans kent-devletlerinin de sonunu vurguladı. Kentlerin ve feodal toprakların yerelciliği ile Papalığın ve imparatorlukların evrenselliği, dönemin yeni ekonomik, siyasal ve askeri koşullarına uyum gösteremedi. Yerellikle evrensellik arasında bir bakıma ortalama yol olan ulus-devlet, bu yeni koşullara tam anlamıyla uyum göstermiş, açıkça belirlenen sınırları, iç düzeni ve güçlü kurumlarıyla, bundan sonraki Avrupa tarihinin ve giderek tüm yeryüzünün temel siyasal örgütlenme biçimi olmuştur. Ulus-devletin söz konusu gücü ve saygınlığı bugün de değişmiş değildir.

    Not: Bu ilgili makale Oral Sander’in “Siyasi Tarih ilkçağlardan 1918’e” adlı eserinden yararlanıp yazılmıştır.
    Kitabı, İmge Kitabevi Yayınları’ndan temin edebilirsiniz.


    Siyasi Tarih’in Tüm Konuları İçin Yukarıdaki Siyasi Tarih  Sayfasına Bakmanızı Öneriyoruz.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle