Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzant?l? MSN
Forum

Tarih Blogu – İSTANBUL’UN FETHİNİN TÜRK VE DÜNYA TARİHİ AÇISINDAN SONUÇLARI

  • İSTANBUL’UN FETHİNİN TÜRK VE DÜNYA TARİHİ AÇISINDAN SONUÇLARI

    Fethin getirdikleri:

    İstanbul, 1457’deki büyük Edirne yangınından sonra başşehir olmuştur. İstanbul’un fethi, Avrupalıları, Balkanları ve hattâ Anadolu’da komşularını yüzlerce yıl Türklere karşı kışkırtan köhnemiş Bizans’ın yıkılmasını sağlamıştır. Fatih Sultan Mehmed Han, yüzyıllardır Hıristiyan âleminin doğudaki en kuvvetli dayanağını yıkarak, Türk-İslâm gücünü bütün dünyaya göstermiştir. Avrupalılar da, bu yeni gelen topluluğun, sıradan bir topluluk olmadığını anlamıştır. Ortaçağda Osmanlıları Avrupa’dan sürüp atmak için Haçlı seferleri düzenleyenler, kendi toplulukları üzerindeki tesirlerini kaybettiler. Bu tarihten sonra papalar, kendi başlarına kaldılar. Fatih Sultan Mehmed Hanın, Rumları, onların Ortodoks kilisesini ve patriğini kendi himayesi altına alması, onlara esaslı haklar vererek, vicdan serbestliği tanıması, dış âlemde de Türklere karşı olan akımları ve Bizans’ı düzeltmeye kalkışma niyetlerini önlemiş oldu. Kilise üzerindeki bu otorite, Osmanlı hudutlarını da taşarak Ortodoks olan bütün kavimlerin Osmanlı İmparatorluğuna dolaylı da olsa bağlanmasına vesîle oldu. Bu arada Sırp ve Mora despotları, Sakız ve Midilli beyleri ile Trabzon Rum İmparatoru yüksek vergiler karşılığında sulh teklif ettiler. Fetihle; o zamana kadar Akdeniz, Marmara ve Karadeniz sahillerinin ticaretini elinde tutan Venedik’in üstünlüğüne son verilmiş; Karadeniz, Osmanlı Gölü hâline getirilmiştir. İstanbul’un fethi; toplam alanı on yedi kilometre kareyi geçmeyen bir şehrin elde edilmesi değil, çağ açan ve bir çağı kapatan büyük hâdisedir. Osmanlı Devletinin çeşitli din ve ırklardan olan insanları idare etmeye başlamasıyla cihanşümullaştığı bir hâdisedir.

    Çaka Bey zamanından beri Türklere denizi ve denizciliği şiddetle yasaklayan Venedik’in deniz ticareti engellenmiş, onlar da, bundan sonra korsanlığa başlamışlardır. Fetihle beraber, İstanbul, sefahat yeri olmaktan çıkarılmış, dünyanın ilim ve kültür merkezi hâline getirilmiştir. Derhal devrin ilk, orta ve yüksek dereceli öğretim müesseseleri olan medreseler kurulmuş, bunlarda ilâhiyat, hukuk, tarih, coğrafya, edebiyat, tıp, güzel sanatlar, matematik, geometri, astronomi, fizik dallarında değerli pek çok kimse yetişmiştir. Osmanlıların her gittiği yerde olduğu gibi, İstanbul’da da kütüphaneler kurulmuştur. En mühimi, bu fetihle doğudan batıya ve batıdan doğuya yapılabilecek her türlü askerî harekâta doğrudan müessir bir toprak parçası, Türklerin eline geçti.

    İnsanların en büyük ihtiyacı olan hak şuuruyla adalet nizamı, Avrupa’da Hıristiyan âlemine Türk idaresi sayesinde girdi. İslâm dininin hak, hukuk ve adalet esasları, güzel ahlâk sahibi Müslümanların, İstanbul’da tesis ettiği idare sayesinde sağlam temellere dayandı. Bunu da Avrupa, İstanbul’un fethi sayesinde öğrendi. Hıristiyanlar, kadı (hakim) karşısında hükümdarla gayrimüslim bir vatandaşın bile muhakeme edildiğine, İstanbul’un fethinden sonra İslâm ve Türk adaletinin sarsılmaz kaidelerine şahit oldular.

    Fatih Sultan Mehmed Hanın genç yaşında, balistik hesaplarını bizzat yapıp, döktürdüğü toplar, zamanın en büyük ve tesirli silahıydı. Topçuluk tekniğinin, dünya tarihini değiştirecek ilk büyük zaferi, İstanbul’un fethidir. Avrupa kralları, top sayesinde, otoritelerini hiçe sayan, ahâliye esir muameleleri yapan derebeylik (feodalite) usulünü kaldırdılar. Merkezî otorite kuvvetlenip, millî birlik esasına göre kurulan devletler, Avrupa haritasında kalıcı sınırlar meydana getirdiler. Hıristiyan Avrupa’da kültür ve medeniyet gelişti. Doğu ticaret yollarının bütünüyle Türk ve İslâm ülkelerinin eline geçmesi, Avrupalıları, ihtiyaçlarını temin için yeni yollar aramaya sevk etti. Ticarî yollar aramak için keşiflere çıktılar. Yeni ülkeler keşfettiler. Gemicilik gelişip, denizaşırı ülkelere açıldılar. Keşif ve buluşlarda bulunulup, teknik, kültür ve medeniyette büyük gelişmeler oldu.
    —————————————————————————–

    İstanbul Fethi’nin Türk Tarihi Açısından Sonuçları

    1- Osmanlı Devleti 1299 yılında kurulmuş ve buna bağlı olarak beylikten devlete doğru bir ilerleme kaydetmişti. Osmanlı Devleti yüzünü her zaman batıya doğru dönmüş ve İslam kimliği ile Hıristiyan devletlerle savaşmayı kendisine dış politika olarak belirlemişti. Bu süreçte Osmanlı Devleti’nin en büyük engeli ve aynı zamanda rakibi, Roma İmparatorluğu’nun doğu kesimi olarak bilinen Bizans İmparatorluğu vardı. Osmanlı Devleti sık sık bu devletle mücadelelere girişmiş ve nihayetinde 1453 yılında Bizans İmparatorluğu’nun başkenti olan İstanbul’u kuşatmış ve kuşatma neticesinde ele geçirmiştir. Osmanlı Devleti, İstanbul’u alarak kuruluş dönemini tamamlamış ve yükselme dönemine girmiştir.

    2- Osmanlı Beyliği kurulduğunda ve ilerleme kaydettiğinde Anadolu’da bir parçalanmışlık vardı ve onlarca beylik hüküm sürüyordu. Bunlardan biri olan Osmanlı Beyliği devlet aşamasını ve İstanbul’un alınmasıyla önündeki en büyük rakip ve düşman olan Bizans İmparatorluğu yıkılmış böylilikle Balkanlardaki topraklarını birleştirip bütünlük sağlamış ve gerek balkanlarda olsun gerekse Avrupa’ya doğru olsun ilerlemesinde herhangi etkin bir güç kalmamıştır. Osmanlı Devleti’nin kısa sürede büyüyüp ileri ki dönemlerde Avrupa’ya saldırmasında İstanbul gibi bir yerin alınması ve burasının merkez yapılması şarttı. Bu bağlamda Avrupa’da hakim olan Yüzyıl Savaşları nedeniyle Osmanlı’nın önünü kesebilecek Balkanlarda etkin bir güç bulunmamaktaydı. Osmanlı Devleti’nin Balkan ve Avrupa’da ilerlemesinde, İstanbul’un fethi çok önemli yer tutmaktadır. Eğer ki İstanbul alınamasaydı Osmanlı diğer Anadolu beylikleri gibi kendi içinde sıkışıp duracaktı.

    3- Osmanlı Devleti, İstanbul’un fethi ile aynı zamanda ticari bir kazanç elde etmiştir. O dönemde Karadeniz ve Akdeniz ticaretini birleştiren İstanbul ve Çanakkale boğazlarıdır. Osmanlı İstanbul’u alarak aynı zamanda bu ticaret ağına da sahip olmuş ve dönemin ticaretini elinde tutan Venedikleri ticari anlaşma yapmasına zorlamıştır. Böylelikle Osmanlı’nın bundan sonraki süreçte daha fazla ilerleyebilmesi için ekonomik anlamda da güçlü olması gerekiyordu. Bir devletin, imparatorluğun büyüyüp gelişmesi aynı zamanda ekonomisinin de iyi olmasına bağlıydı. Bu yüzden İstanbul’un alınmasıyla en önemli getirisi askeri gücü destekleyecek ticari kazanca da sahip olunmasıydı. Böylelikle İstanbul’un fethinden sonra Kuzey ve Doğu Avrupa’dan gelen ticaret yolları bütünüyle Osmanlı’nın denetimine girmiştir.

    4- Dönemin en büyük ticaret ağlarından biri olan İpek Yolu, Çin’den başlayıp Avrupa’ya kadar giden bir ticaret yoluydu. Dönemin şartlarında okyanuslara dayanabilecek gemilerin olmaması, kara yolu ile ticareti zorunlu kılmıştı. Böylelikle Osmanlı Devleti İstanbul’u alarak aynı zamanda İpek Yolu’nun Avrupa’ya giden kapısını da elinde bulundurma imkanı elde etmiş ve Avrupa ile bir köprü görevini sağlayıp aynı zamanda ticari kazançlarını arttırmıştır. Dönemin önemli limanlarından biri olma özelliğini günümüzde bile hala İstanbul taşımaktadır.

    5- İstanbul, dönemin koşullarını düşündüğümüzde bir çok şehrin gelişmişlik düzeyine göre daha çok ileride bulunuyordu. Osmanlı Devleti İstanbul’u alarak aynı zamanda İstanbul’u bilim merkezi yapılması için çalışmalar yapılmıştır. Buna örnek olarak olarak Fatih Sultan Mehmet’in Sahn-ı Seman Medresesi(Üniversite) İstanbul’da kurulmuş, bir çok ilim insanını İstanbul’da toplamak istemiş ve bu yüzden ilim şehri oluşturmak için müderrisliğine de dönemin ünlü ilim adamlarından biri olan Ali Kuşçu’yu İstanbul’a davet etmiştir. Dönemin rivayetlerine göre Ali Kuşçu, Tebriz’den İstanbul’a gelmesi için attığı her adım için bir altın sayılmıştır. Bu da İstanbul’un ilim şehri olması ve Fatih’in bilime verdiği önemi göstermesi açısından önemlidir. Bu gibi özellikleriyle bundan sonra yetiştirilen kişilerin donanımlı bilgilere sahip olunması, bir çok devlet adamının yetiştirilmesi ve şehzade eğitmenleri olan Lala’ların olması, İstanbul’un bu ilim özelliğinin ön planda tutmasıyla orantılı bir şekilde olmuştur.

    6- Dönemin büyük güçlerinden biri olan Bizans’ın yıkılması ve Hz. Muhammed’in İstanbul’un fethi ile ilgili hadisi, Osmanlı Devleti’ni ve Fatih Sultan Mehmet’i İslam aleminde büyük bir saygınlığının olmasını sağlamış ve böylelikle İslam dünyasının cihad anlayışı resmen Osmanlı devralmıştır. Osmanlı Devleti’ni gerek İslam dünyasında gerekse Hıristiyan Avrupasında büyük üne kavuşmasını sağlamıştır.

    7- Osmanlı Devleti’nin genel politikası haline gelen İstimalet(hoşgörü) politikası aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet’in adaletli ve hoşgörülü tavrı ile birleşince ve özellikle İstanbul’un fethinin gerçeklemesi, halka hoşgörülü davranması da daha sonraki fetihlerinde yararlı olmuştur. Dönemin Balkan toplumları, feodal bey veya prenslerle yönetilmekte ve bir çok farklı prensliklerinin olması da toplumun huzurunu bırakmamış ayrıca ağır bir vergi sistemi altında olan toplumun sosyal haklardan yoksun olması da iyice kendilerinin bunalmasına neden olmuştur. Bu durumun aksini düşünen ve uygulayan Fatih’in hoşgörüsü ve adaletli yaklaşımı yüzünden balkan toplumunun da beğenisi ve sempatisini kazanmıştır.

    8- Avrupa toplumlarının Hıristiyan dinine mensup olması ve çoğu zaman Osmanlı Devleti’ne karşı bir çok farklı etnik yapının Papanın önderliğinde bir Haçlı ordusunun kurulmasına karşı önlem ve Hıristiyan birliğinin kendi içindeki parçalanmışlığını kullanması adına İstanbul’da olan Fener Rum Patrikhanesi’nin denetimini Osmanlı ele geçirmiş ve dinler arası saygıyı, Osmanlı Devleti genel prensip edinerek Hıristiyan dünyasının birleşmesinin önüne geçmiştir. Halka din ve vicdan özgürlüğü tanınmıştır. Ortodoks Kilisesi’ni koruma altına almasıyla Katolik Kilisesi’ne karşı bir güç oluşturmuştur.

    9- Avrupa’da otorite boşluğundan kaynaklı bir çok derebeyi kendi topraklarında hüküm sürmüş ve dönemin en önemli korunma sistemlerinden biri olan Şato ve kaleler İstanbul’un fethi ile tehlikeye düşmüştür. Çünkü Fatih döneminde oluşturulan Şahi adı verilen topçuların sayesinde surların yıkılabileceği kanıtlanmış ve böylelikle feodalite düzeninin bozulabileceği ve merkeziyetçi devletlerin kurulmasına ortam hazırlamıştır. Bu bağlamda İstanbul’un fethi Ortaçağ’ın sonu, Yeniçağ’ın başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

    10- İstanbul’un fethi ile bir çok yabancı bilim insanı da Avrupa’ya özellikle İtalya’ya gitmiş daha sonraki Rönesans hareketleri olarak bilinen bilim ve sanat alanlarında uyanışın temellerini atacaklardır. Bir nevi Avrupa’nın daha sonraki etkin bir güçe sahip olmasına neden olmuş ve bilim il yeni buluşların yeterince takip edilmemesine bağlı olarak Osmanlı Devleti’nin Avrupa’nın gerisinde kalmasını hızlandırmıştır.
    ————————————————————

    İstanbul Fethi’nin Türk Tarihi Açısından Sonuçları maddeler halinde bir nevi özet şeklinde istiyorsanız;

    1. Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi bitti, Yükseliş Dönemi başladı.
    2. İstanbul’un Fethi ile Osmanlı Devleti’nin Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki Bizans’ın yarattığı tehlike ortadan kalktı.
    3. İstanbul’un Fethi ile Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan ticaret yolları ele geçirildi.
    4. İpek Yolu’nun Avrupa’ya giden kolu ele geçirildi.
    5. İstanbul, Osmanlı Devleti’nin başkenti yapıldı ve II. Mehmed ülke alan, ülke açan anlamına gelen ‘Fatih’ ünvanını aldı.
    6. Osmanlı Devleti’nin İslâm Dünyası’ndaki saygınlığı arttı.
    7. Fener Rum PatrikhanesiOsmanlı himayesine girdi.
    ———-

    İstanbul’un Fethi’nin Dünya Tarihi Açısından Sonuçları
    1. İstanbul’un Fethi ile Orta Çağ kapanıp, Yeni Çağ açıldı.
    2. İstanbul’un Fethi sırasında kullanılan büyük topların, en güçlü surları bile yıkabileceği görüldü. Bu denli güçlü topların yapılması, Avrupa’daki ‘derebeylik’lerin yıkılmasına ve merkeziyetçi krallıkların güçlenmesine neden oldu.
    3. İstanbul’un Fethi ile İpek Yolu’nun Orta Asya’dan Avrupa’ya giden kolunun Osmanlı Devleti’nin eline geçmesi, Avrupalılar’ı yeni ticaret yolları arayışına yöneltti. Bu olay ‘Coğrafi Keşifler’in nedenlerinden birini oluşturdu.
    4. İstanbul’un Fethinden sonra İtalya’ya giden bilim adamları, orada eski Yunan ve Roma eserlerini inceleyerek, ‘Rönesans’ın başlamasına katkıda bulundular.

    Kimi iddialara göre Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un fethinden sonra Truva’ya giderek Truvalı kahramanların anısına kurban kesmiştir ve “Truvalıların öcünü aldım” demiştir.

  1. #1 rabia
    Nisan 25th, 2010 at 15:46

    sosyal ödevim için yeterli bilgiler tşkkkkkkkkkkkkkkkk

    Cevap Yaz.Post Reply
  2. #2 mehmet
    Aralık 18th, 2011 at 12:21

    cok uzunnn ama

    Cevap Yaz.Post Reply
  3. #3 yalçın
    Aralık 22nd, 2011 at 15:26

    bu konu sosyal bilgiler araştırma ödevim için çok yardımcı oldu kesin performans notum 95 olur

    Cevap Yaz.Post Reply
  4. #4 nazselin
    Aralık 24th, 2011 at 17:08

    yalçın madem işine yaradı nie 95 alıcaksın ;) 10 niye değil ;) ?

    Cevap Yaz.Post Reply
  5. #5 ecoli
    Aralık 28th, 2011 at 21:49

    amaaaa cokkkk uzunn be acık kısaltın

    Cevap Yaz.Post Reply
  6. #6 mehmet yerebas
    Ocak 2nd, 2012 at 16:14

    yalçın niye sallıyon hoca sana kopya diye(45)vermedimi atıcı herkez ata sen sallarson naz selin seni çok seviyorum

    Cevap Yaz.Post Reply
  7. #7 ayşe
    Ocak 2nd, 2012 at 17:15

    çoooooooookkkkkkk uzuuuuuuuuunnnnnnnnn

    Cevap Yaz.Post Reply
  8. #8 halil yemenici
    Şubat 28th, 2012 at 20:35

    kısaltsan ne olur

    Cevap Yaz.Post Reply
  9. #9 pelinsu
    Kasım 19th, 2012 at 22:39

    çok işime yaradı teşekkürler çok yardımcı oldu kesin 100 alırım.

    Cevap Yaz.Post Reply
Yorum Yazin

sitemap
site ekle