tarih osmanlı tarihi avrupa tarihi islam tarihi Türk tarihi selçuklu tarihi Tarih » Blog Archive » Tarih Blogu – Kâşgarlı Mahmut (XI. Yüzyıl)

Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Tarih Blogu – Kâşgarlı Mahmut (XI. Yüzyıl)

  • Kâşgarlı Mahmut (XI. Yüzyıl)
    (1008 – 1075)

    O diyorki”Türkleri en açık anlatanlarından, en doÄŸru anlayanlarından en iyi kargı kullanan cengaverlerinden olduÄŸum halde, Türklerin tekmil illerini, obalarını, çöllerini karış karış, gezip dolaÅŸtım… Gördüm ki, Yüce Tanrı devlet güneÅŸini Türklerin burçlarından doÄŸdurmuÅŸ…”

    Türk dilinin, Türk milliyetçiliÄŸinin en büyük sözcüsü Kâşgar’da doÄŸdu. Babasının adı Hüseyin’dir. İlk Türk – İslâm devletini kuran Karahanlılar soyundandır. Pekçok Türkçe eserde, hangi tarihte, nerede öldüğünün bilinmediÄŸi iddia edilse de türbesi DoÄŸu Türkistan’ın KaÅŸgar ÅŸehrindedir.
    “… türbe, kentin 48 km. dışında Opal Nahiyesi’ne yakın bir tepeye inÅŸa edilmiÅŸ… Türbenin sorumlusu tarihçi Abdul Resul Kerim’e KaÅŸgarlı Mahmud’un hayat hikayesini anlattırdım: Mahmud, 1008′de dünyaya gelmiÅŸ. Saciye ve Hamidiye Medreseleri’nde tahsil gördükten sonra kendisini Türk dili tetkikatına vakfetmiÅŸ. Bu amaçla Orta Asya’yı boydan boya kat ederek Anadolu’ya oradan da BaÄŸdat’a gitmiÅŸ. 1072-1073 yılları arasında hazırladığı meÅŸhur kitabını Abbasi halifesine armaÄŸan etmiÅŸ. Kitabın asıl nüshası bu gün Ayasofya Müzesi’nde muhafaza ediliyormuÅŸ. Kitabın Uygurca çevirisi ancak 1978′de yapılabilmiÅŸ.
    KaÅŸgarlı Mahmud’un baÅŸlıklı baÅŸka bir kitabının daha olduÄŸunu öğrendim. Divanı Lügatit Türk’ün 3. cildinde bu kitabına atıfta bulunurmuÅŸ. Ne yazık ki, bu kitabın ne aslı ne de kopyaları bugüne dek bulunabilmiÅŸ. Mahmud KaÅŸgar’a dönmüş ve 1105′de vefat etmiÅŸ…” (Öğütçü, 1999). Türklerin yaÅŸadığı ÅŸehirleri, köyleri, obaları bir bir dolaÅŸarak hazırladığı sözlük, İslâmiyet’ten önceki sözlü edebiyatımızı aydınlatan dev eserdir. Yazılış gayesi, Araplara Türkçe’yi öğretmekten çok, Türkçe’nin Arapça ile koÅŸu atları gibi yarış edeceÄŸini, Türk dilinin zenginliÄŸini, her duygu ve düşünceyi anlatmaya elveriÅŸli olduÄŸunu ispat etmek içindir. Kâşgarlı Mahmut, iyi silâh kullanan bir asker olmakla beraber, dilimizi, ulusal kültürümüzü, yurt sevgisini her ÅŸeyin üstünde gören ilk büyük dil bilginimizdir. Kitabının önsözünde ÅŸu ilgi çekici tümceleri okumaktayız :
    “Türk’ün, Türkmen’in, OÄŸuz’un, Çigil’in, Yagma’nın Kırgız’ın lisanlarını ve kafiyelerini tamimiyle zihnimde nakÅŸettim. Bu hususta o kadar ileri gittim ki, her taifenin lehçesi bence en mükemmel surette elde edilmiÅŸ oldu… Türk dili ile Arab dilinin at başı beraber yürüdükleri bilinsin diye…”
    “Türk Sözlüğünün Divanı” anlamına gelen Kâşgarlı’nın bu eseri, yalnız bir sözlük deÄŸil; İslâm’dan öncesi Türk edebiyatını, tarihini, coÄŸrafyasını, folklorunu, mitolojisini aydınlatan ansiklopedik niteliktedir. BilindiÄŸi üzere, XI. yüzyıl hemen bütün İslâm ülkelerinde Türklerin egemen olduÄŸu bir dönemdir. Karahanlılar devletinin, özellikle Büyük Selçuk İmparatorluÄŸu’nun askerlikçe ve uygarlıkça en parlak zamanı bu dönem içerisindedir. O tarihlerde Türklerin egemenliÄŸindeki uluslar dilini öğrenmek ihtiyacını duyuyorlardı. Divan-ı Lügat-it-Türk iÅŸte bu maksatla, yani yabancılara Türkçe’yi öğretmek amacıyla 1073 -1077 tarihleri arasında BaÄŸdat’ta yazılmış bir sözlüktür. Türk sözcüğünün kuvvet, güç, kudret anlamı taşıdığını bize ilk bildiren KaÅŸgârlı Mahmut’tur .

    Divan-ı Lügat-it-Türk’teki sözcüklerin anlamları Arapça olarak yazılmıştır. Türkçe 7500 sözcüğün Arapça karşılığı verilirken, sav denilen âtasözleri, sagu denilen ağıtlar, koÅŸuk denilen ÅŸiirler, destan parçaları alınmıştır. Sözcüklerle ilgili bol bol seci, mesel, hikmet, ÅŸiir, efsane; tarih, coÄŸrafya; halk edebiyatı folklor bilgi ve örnekleri verilmiÅŸ; dilbilgisi kuralları ortaya konulmuÅŸ; Türkoloji’nin saÄŸlam temelleri atılmıştır. Türkologların görüşü : “Göktürk Yazıtları ile Divan-ı Lügat-it-Türk’ün bulunuÅŸu Türklük için tasavvur edilemeyecek kadar büyük kazanç olmuÅŸtur. Hamirler diye çaÄŸrıldığını, bunun OÄŸuzların Emir yerine Hemir demelerinden kaynaklandığını söyler. Yine kendisinin verdiÄŸi bilgilerden Karahanlı ailesinden olduÄŸunu öğreniyoruz. Ünlü kitabını 1070′de tamamladığı ve bu tarihte yaşının da bir hayli ileri olduÄŸu düşünülecek olursa 11.yüzyılın da içinde yaÅŸamış olmalıdır.
    İyi öğrenim görmüş, İslâmiyet’le ilgili bilimsel çalışmaları yakından izlemiÅŸtir. Arapça ve Farsça’yı da çok iyi öğrenmiÅŸtir. Türklerin bulunduÄŸu bölgeleri gezmiÅŸ , ana dili olan Türkçe’nin bütün diyalektlerini yerlerinde öğrenmiÅŸ, geleneklerini göreneklerini yakından izlemiÅŸtir. Bütün Sirderya (Seyhun) kıyılarını dolaÅŸtığından kitabında söz etmektedir. Ayrıca Türk tarihini, coÄŸrafyasını ve folklorunu da çok iyi biliyordu. Kitabında belirttiÄŸine göre, ailesi KaÅŸgar’dan Irak’a göç etmiÅŸti. MelikÅŸah’ın (1072-1092) eÅŸi Terken Hatun’un maiyetinde pek çok KaÅŸgarlı, bu dönemde Irak’a gelmiÅŸti. Mahmut’un ailesinin de bunlarla birlikte gelmiÅŸ oldukları düşünülebilir. O sıralarda Irak İslâm Dünyası’nın en önemli kültür merkezlerinden biri idi. Bu nedenle bilimle uÄŸraÅŸanların buraya gelmek istemeleri doÄŸaldı. Ayrıca BaÄŸdat bu dönemde Türk nüfuzu altına girmiÅŸ ve halifeleri ayakta tutan da bu Türklerdi.

    Divân-ı Lügati’t Türk
    Ünlü kitabı Divân-ı Lügati’t-Türk’ü 25 Ocak 1072′de yazmaya baÅŸlamış ve 10 Åžubat 1074′de bitirmiÅŸtir. Abbasî Halifesi El-Kaim (1075-1001) döneminde yazmış olmakla beraber Halife Muktadi Bi’llah’a (1075-1094) sunmuÅŸtur. Bu kitap Araplara Türkçe’yi öğretmek ve Türkçe’nin de Arapça kadar önemli bir dil olduÄŸunu kanıtlamak amacı ile yazılmıştır. Türkçe’nin neden öğrenilmesi gerektiÄŸini şöyle anlatır:
    “Ant içerek söylüyorum, ben Buhara’nın, sözüne güvenilir imamlarından birinden ve baÅŸkaca NiÅŸaburlu bir imamdan iÅŸittim. İkisi de senetleri ile bildiriyorlar ki, Yalvacımız (Peygamber), kıyamet belgelerine, ahir zaman karışıklıklarını ve OÄŸuz Türklerinin ortaya çıkacaklarını söylediÄŸi sırada Türk dilini öğreniniz, çünkü onlar için uzun sürecek egemenlik vardır buyurmuÅŸtu. Bu söz (hadis) doÄŸru ise sorguları kendilerinin üzerine olsun Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iÅŸ olur. Bu doÄŸru deÄŸil ise akıl bunu emreder. Tanrı devlet güneÅŸini Türk burçlarını yükseltmiÅŸ ve onların mülkleri üzerinde felekleri döndürmüştür. Tanrı onlara Türk adını vermiÅŸ ve yeryüzüne ilbay kılmış, hakanları onlardan çıkartmıştır. Dünya uluslarının yularların onlar eline vermiÅŸ, herkese üstün kılmıştır. Onlarla birlikte çalışanları aziz kılmış ve Türkler onları her dileklerini ulaÅŸtırmış, kötülerin ÅŸerrinden korumuÅŸtur. Onlara hedef olmaktan korunabilmek için, aklı olana düşen ÅŸey, onların yolunu tutmak, derdini dinletebilmek gönüllerini alabilmek için dilleriyle konuÅŸmaktır.”

    Türk adı altında da şu bilgileri verir:
    “Bir ad olarak Türk adını Tanrı vermiÅŸtir, dedik. Çünkü bize KaÅŸgarlı HalefoÄŸlu Åžeyh Hüseyin ona da İbn ül-Gurkî denilen kimse İbn üd-Dünya demekle tanılan Åžeyh Ebû Bekr il-Müfid ül-Cürcanî’nin Ahır zaman üzerine yazmış olduÄŸu kitabında Ulu Yalvac’a tanık varan bir hadis yazmıştır. Hadis şöyledir, ‘ Yüce Tanrı’ -Benim bir ordum vardır. Ona Türk adını verdim. Onları DoÄŸuda yerleÅŸtirdim. Bir ulusa kızarsam Türkleri o ulus üzerine musallat kılarım, diyor. İşte bu,Türkler için bütün insanlara karşı bir üstünlüktür. Çünkü , Tanrı onlara ad vermeyi kendi üzerine almıştır. Onları yeryüzünün en yüksek yerinde, havası en temiz ülkelerine yerleÅŸtirmiÅŸ ve onlara ‘Kendi ordum demiÅŸtir. Bununla beraber Türkler güzellik, sevimlilik, tatlılık, edep, büyükleri ağırlamak, sözünü yerine getirmek, sadelik ,övünmemek, yiÄŸitlik, mertlik gibi öğülmeye deÄŸer sayısız iyiliklerle görülmektedirler.”
    Görüldüğü gibi KaÅŸgarlı Mahmud, vatansever,Türklere hayran, yaptığı iÅŸe yürekten inanan bir bilim adamıdır. Divân daha sonraları pekçok bilim adamı tarafından kullanılmıştı. Antepli Aynî diye bilinen Bedreddin Mahmud, İkdü’l-Cumân fî Tarihi Ehli’z-Zamân’da ve Katip Çelebi KeÅŸfü’z-Zûnun’da Divân’dan söz ederler. Ancak sonradan yıllarca unutulmuÅŸ, neden sonra İstanbul’da Ali Emiri’nin (1857-1923) eline geçen Sâvî’nin nushası Sadrazam Tal’at PaÅŸa’nın (1874-1921) aracılığı ile Kilisli Rıfat Bilge’nin (1873-1953) gözetiminde basılmış hemen bütün dünya Türkologlarının ilgisini çekmiÅŸti.
    Divân’ın ilk önce Kilisli Rıfat, daha sonra Konyalı Atıf Bey ve Besim Atalay tarafından Türkçe çevirileri ve Türk bilim adamları tarafından açıklamaları yapılmıştır.
    Divân Batıda ilgi uyandırmış, 1928 yılında C. Brochkelmann KaÅŸgarlı üzerinde araÅŸtırmalar yapmıştır. Dankoff ‘un Divânü Lugât-it Türk çevirisi ile James Kelly’nin makaleleri de son çalışmalar olarak sözkonusu edilmesi gerekir.
    Bu kitap Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin de Arapça kadar gelişmiş ve önemli bir dil olduğunu kanıtlamak amacıyla yazılmıştır. Metin Türkçe ve açıklamalar Arapçadır. Arapça gramer kuralları örnek olarak hazırlanmış ve her bölümde kelimeler Arap alfabesine göre sıralanmıştır. Türk dilinde onsekiz harf kullanıldığını, yazılışta yeri olmayan, ancak söylenirken kullanılan yedi harf ile duraklama harfinin de bunlara eklenmesi gerekir demiştir.
    Åžimdi gözümüzü 11.yüzyıla ve bu yüzyılda yaÅŸayan KaÅŸgarlı Mahmud’un Divânü Lugât-it Türk adlı yapıtına çevirelim. Mahmud Divân’da şöyle demektedir:
    “Rum ülkesinden Maçine dek Türk illerinin hepsinin boyu beÅŸbin ,eni sekizbin fersah eder. İyice bilinmek için bunların hepsi, yeryüzü biçiminde daire ÅŸeklinde gösterilmiÅŸtir.”
    Kendisinin de belirttiÄŸi gibi, Türklerin bulunduÄŸu bölgeleri göstermek amacıyla çizilmiÅŸtir. Daire ÅŸeklinde olan haritanın çevresinde DoÄŸu, Batı, Kuzey, Güney yönleri belirtilmiÅŸ, bazı deniz ve ırmaklar gösterilmiÅŸtir. Batıda iÅŸaret edilen yerler İtil boylarına, yani Kıpçakların ve Frenklerin oturdukları bölgelere kadar uzanır. Güney-Batıda HabeÅŸistan’a , Güneyde Hint, Sint, DoÄŸuda Çin ve Japonya’ya iÅŸaret edilmiÅŸtir. Ortada Yarkent, KaÅŸgar, Barsgan, Balasagun, Yifruç, İkiöküz, Asbuâli, Kumri, Talas v.s. gibi daha birçok Türk kentleri yer almıştır.
    Asya’nın batısı, kuzeyi ve güneyi çizilmeden bırakılmış, bir plan olarak bile pekçok hatalarla dolu olmasına karşılık, DoÄŸu bölgelerine iliÅŸkin verdiÄŸi bilgiler gerçeÄŸe uymaktadır. Haritasında Çin Seddi’ni göstermiÅŸ, bu seddin ayrıca yüksek daÄŸların ve denizin Yecüc ve Mecüc’lerin dillerinin öğrenilmesini engellediÄŸini bildirmiÅŸtir. Japonya’ya gelince; onu haritasının DoÄŸusunda bir ada olarak göstermiÅŸ ve denizin onların dillerini öğrenilmesine olanak vermediÄŸine iÅŸaret etmiÅŸtir.
    Yukarda görüldüğü gibi, ilk Japon haritası bir Japon tarafından 14.yüzyılda çizilmiş, bir Dünya haritasında yer alması ise,15.yüzyılda olmuştur. Bütün bu bilgilerin ışığı altında, bir plan biçiminde olsa ,yanlışlarla dolu da olsa ilk Japon haritasının 11.yüzyılda Kaşgarlı Mahmud tarafından çizildiği bir gerçektir.

Yorum Yazin

 
tarih islam tarihi selçuklu tarihi avrupa tarihi osmanlı tarihi türk tarihi tarih forum forum tarih sitemap

Sınava Hazırlık Website Content Protection

tarih tarih tarih türk tarihi tarih tarih tarih tarih tarih
Bu websitesi DMCA Protection ile lisanslanmıştır. Yazılar kopyalanamaz.