Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Tarih Blogu – Tarihe nasıl yaklaşılmalı?

  • Tarihçi nasıl olmalı? Tarihe nasıl yaklaşılmalı?; Bu sorulara verebileceğim çok net ve kısa bir cevabım var ama ondan önce biraz soruların etrafında dolaşalım. Tarihçi, yani bizim yaygınlaştırmaya çalıştığımız adıyla müverrih, tarihî olaylara bakışı ve yorumlaması nispetinde ufkunu genişletebilir ve varlığını anlamlandırabilir. Bu nedenle bir müverrihin nasıl olacağı üzerinde düşünürken sadece tarihten alınan konuya bakışı değil, müverrihin kendisine bakışını da tartışmış oluyoruz.


    Tarihçi nasıl olmalı? Tarihe nasıl yaklaşılmalı? Bu sorulara verebileceğim çok net ve kısa bir cevabım var ama ondan önce biraz soruların etrafında dolaşalım.

    Tarihçi, yani bizim yaygınlaştırmaya çalıştığımız adıyla müverrih, tarihî olaylara bakışı ve yorumlaması nispetinde ufkunu genişletebilir ve varlığını anlamlandırabilir. Bu nedenle bir müverrihin nasıl olacağı üzerinde düşünürken sadece tarihten alınan konuya bakışı değil, müverrihin kendisine bakışını da tartışmış oluyoruz.

    Müverrih, eğer tarihten aldığı konusuna yaklaşırken bulunduğu coğrafyayı, zamanı, siyasi düşüncesini, maddi konumunu yorumuna tutamak ederse, ortaya çıkan yorum ya da tarihe bakış büyük aksaklıklarla dolu olur. Şöyle ki, eğer ben X şahsı değerlendirirken falanca iyiliklerinden dolayı övgüyle anar ve hatalarını görmemeye çalışırsam bu bence doğru bir tarihçilik olmaz.

    Bunu bir örnek vererek açayım. Son günlerde Sultan II. Abdülhamid’in vefat yıldönümü yaklaşması vesilesiyle çeşitli etkinlik hazırlıklarına şahit oluyorum. Bu hazırlıklar vesilesiyle de arkadaşlarımızla sohbet etme imkanı buluyoruz. Tam da benim anlatmaya çalıştığım mevzunun uç noktasında duran “Sultan II. Abdülhamid”, kimilerine göre “Ulu Hakan”, kimilerine göre “Kızıl Sultan”… Şimdi biz Abdülhamid’i anlamaya çalışırken yaptığı iyilikleri görüp, hataları, kusurları görmemezlikten mi geleceğiz? Ya da tam tersi, kötülükleri görüp iyiliklerini anmayacak mıyız? Dikkat ederseniz felsefenin iki sorunlu kavramı “iyi ve kötü” bir müverrih için tarihi yaklaşmayı nasıl da zorlaştırıyor. Neye göre, kime göre iyi-kötü? Hangi zamana göre değerlendireceğiz?İşte bir müverrihin yapması gereken, örnekte verdiğimiz gibi, II. Abdülhamid’in hüküm sürdüğü devri, şartları, belgeleri, tanıklıkları önümüze aldıktan sonra, kendi siyasal görüşünü bir kenara atarak değerlendirmeye başlamasıdır. Yani müslüman olabilir tarihçi, ermeni olabilir, sosyalist veya liberal olabilir… Bu dar gözlükleri bir kenara attığında salt görünen şeye yani tarihe bakmaya ve anlamaya biraz daha yaklaşır. (Bu gözlüklerden kurtulmak her ne kadar zor olsa da…)

    Bu şekilde bakan bir tarihçinin Sultan II. Abdülhamid’e bakışında bence Ulu Hakan da olmaz, Kızıl Sultan da. Devri içinde değerlendirdiğinde daha soğukkanlı bir sonuca varmak mümkün olacaktır. Varılan sonuç bize şunu söyleyecektir: Abdülhamid sevilecek biri değil. (Hele tarihçi için hiç değil, sokaktaki vatandaşın sevmesine bir itirazım yok!) Abdülhamid anlaşılacak ve değerlendirilecek biri. Hataları da olan, büyük iyilikleri de olan bir insan.

    Tarihe bu şekilde yaklaşan bir müverrih zamanla kendisinde belli prensipleri oluşturabilir ve daha aklıselim değerlendirmelere varabilir diye düşünüyorum. Aksi taktirde tarihi kendi düşüncemize uygun kesilip doğranan ve eskitilen bir elbiseye dönüştürürüz.

    Bu sorular etrafında düşüncelerimizi olgunlaştırmaya çalıştığımızda tarihi anlamak için daha yakın bir yakîn bir noktaya geçeriz sanırım.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle