Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Ulkeler Tarihi – Almanya

  • Federal Almanya Cumhuriyeti Bundesrepublik Deutschland
    Alman bayrağı Almanya arması
    Almanya bayrağı Almanya Arması
     
    EU-Germany.svg
    Başkent Berlin
    Resmi Dil Almanca
    Etnik gruplar  %91,5 Alman, %2,4 Türk %6,1 Diğer
    Devlet şekli Federal Cumhuriyet
    Devlet Başkanı Horst Köhler
    Şansölye Angela Merkel (CDU)
    Kuruluşu Roma Cermen İmparatorluğu
    962
    Alman İmparatorluğu
    18 Ocak 1871
    Federal Cumhuriyet
    23 Mayıs 1949
    Birleşme
    3 Ekim 1990
    AB Üyeliği 1950
    Yüzölçümü
    ToplamSu
    Toplam 357.021 km2 62. sırada2.416 km2 deniz
    Nüfus
    Nüfus Yoğunluğu
    82.312.600[1] 13. sırada
    230/km2 36. Sırada
    GSYİH
    Toplam
    Kişi Başına
    2008 Sonu
    3.818 Trilyon $ 3. sırada
    46.498 $[2] 19. sırada
    GSYİH (SAGP)
    Toplam
    Kişi Başına
    2008 Sonlu
    2.919 Trilyon $ 5. Sırada
    35.551 $[2] 21. sırada
    HDI (2005) Green Arrow Up Darker.svg 0,935
    Para birimi Avro
    Saat dilimi
    Yaz Saati
    CET (UTC+1)
    CEST (UTC+2)
    İnternet Kodu .de
    Telefon Kodu +49

     

     

    Almanya (Almanca: Deutschland, UFA: /ˈdɔʏtʃlant/), ya da resmî adıyla Almanya Federal Cumhuriyeti (Almanca: Bundesrepublik Deutschland (yardım·bilgi); UFA: /ˈbʊndəsʁepuˌbliːk ˈdɔʏtʃlant/), Orta Avrupa’da bir ülkedir. Kuzeyinde Kuzey Denizi, Danimarka, ve Baltık Denizi; doğusunda Polonya ve Çek Cumhuriyeti; güneyinde Avusturya ve İsviçre; ve batısında Fransa, Lüksemburg, Belçika, ve Hollanda bulunur. Almanya 357.021 km²’lik bir alanı kaplar ve ılıman iklim kuşağının içinde yer alı. 82 milyonun üzerindeki nüfusu ile Avrupa Birliği’nin en fazla nüfusa sahip ülkesi konumundadır. Ayrıca en çok göçmen barındıran üçüncü ülke konumundadır.

    M.S. 100 yılından önce Cermen halkları Cermanya olarak isimlendirilen bölgede yaşamışlardır. 10. yüzyıldan 1806 yılına kadar Cermen bölgeleri Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’nun bir parçası oldu. 16. yüzyıl boyunca kuzey Almanya bölgeleri, Protestan Reformu’nun merkezi oldu. Cermen halkı ilk olarak 1871’de Fransa-Prusya Savaşı sırasında ulus-devlet haline geldi. II. Dünya Savaşı sonrasında, 1949’da, Almanya savaşı kazanan devletler tarafından iki devlete bölündü. Bu iki devlet 1990 yılında birleşti. Batı Almanya daha sonra adı Avrupa Birliği olan Avrupa Topluluğu’nun 1957’deki kurucu üyelerindendir. Birleşmeyle Doğu Almanya’da 1993’te bu birliğe üye olmuştur. Almanya Schengen bölgesi’nin bir parçası ve Avrupa ortak para birimi Avro’yu 1999’da kabul etmiş durumdadır.

    Almanya bir federal parlementer cumhuriyettir. On altı eyaletten oluşmaktadır (Bundesländer). Başkenti ve en büyük şehri Berlin’dir. Almanya Birleşmiş Milletler’e, NATO’ya, G8’e üyedir ve Kyoto Protokolünü imzalamıştır. Almanya 2007 yılına göre, GSYİH’ye göre dünyanın 3. büyük ekonomisi ve en çok ihracat gerçekleştiren ülkesidir. Ülke dünyada gelişme için en çok bağışta bununan ikinci ülke konumundadır. Buna karşın ülke, askeri harcama bütçesi olarak 6. sıradadır. Ülke, sosyal güvenlik sistemiyle yüksek yaşam seviyesine sahiptir. Almanya, Avrupa meselelerinde yüksek ülke nüfusu ve ekonomik gelişmişliğiyle dünya seviyesinde kilit rol oynamaktadır. Almanya birçok bilim ve teknoloji alanında lider durumda olarak kabul edilmiştir.
    1 Tarih
    1.1 Cermen Kabileleri
    1.2 Roma Cermen İmparatorluğu (962–1806)
    1.3 Restorasyon ve İhtilal (1814–1871)
    1.4 Alman İmparatorluğu (1871–1918)
    1.5 Weimar Cumhuriyeti (1919–1933)
    1.6 Üçüncü İmparatorluk (1933-1945)
    1.7 Bölünme ve Birleşme (1945–1990)

    Almanya Tarihi

    Cermen Kabileleri

    Cermen kabilelerin yayılması MÖ 750 – MS

    Cermen kabilelerin yayılması MÖ 750 – MS Cermen Kabileleri’nin, Tunç Çağı’nda veya Demir Çağı’nın hemen öncesinde ortaya çıktığı sanılmaktadır. M.Ö. 1. yüzyılda, Güney İskandinavya ve Kuzey Almanya’dan gelen kabileler, güneye, doğuya ve batıya yayılarak Keltlerle, Galyalılarla, Slavlarla, Baltık kabileleriyle ve İran halkları ile ilişkiye girdiler. Erken Cermen tarihi hakkında bilinenler, Roma İmparatorluğu zamanındaki verilerle sınırlıdır.

    Augustus yönetimindeki Roma İmparatorluğu zamanında, Romalı General Cermanya’ya saldırılara başladı.Cermen kabileleri bu sırada savaş taktiklerini öğrendiler. Bu esnada kimliklerini muhafaza etmeyi başardılar. M.S. 9 yılında, tarafından yönetilen Roma lejyonu, Çeruskerlerin lideri tarafından Varus Savaşında yenildi. Böylece , Tuna ve Ren nehirleri arasında sınırlarına kadar genişledi. M.S. 100 civarında talebe, Tacitus’un Cermenler üzerinde yazdığı esere göre, Cermen kabileleri bugünün modern yurtlar Tuna ve Ren nehri arasındaki bölgeye yerleştiler. 3. yüzyıl civarında birkaç büyük Cermen kabilesi ortaya çıktı. Alamanlar, Franklar, Saksonlar, Frizler, Chattiler, Sicambriler bunlardan bazılardır. 260 civarında, Cermen halkları, Tuna’yı geçip Roma kontrolündeki alanlara girmeye başladılar.

    **********

    Germania, tarih boyunca çoğunluğu Germanik kabileler tarafından olmak üzere bazı Keltler, Baltıklılar, İskitler ve proto-Slavlar tarafından da yerleşim görmüştür. Kabilesel ve etnik yapı, asimilasyon ve göçler nedeniyle yüzyıllar boyunca değişikliğe uğramıştır. Germanik halklar bir kaç farklı dialekt konuşmuşlardır.

    Klasik Dönemde Avrupanın kuzeyinde yerleşik halklar hakkında M.Ö. 2. yüzyıl’dan önce pek az şey bilinirdi. Yunanlılar M.Ö. 5. yüzyıl’da Keltoi olarak çağırdıkları Keltler’den haberdardılar. Herodot aynı zamanda İskitlerden de bahseder ancak başka barbar kabile ismi bilinmezdi. M.Ö. 320 yılında, Massalia’lı Pytheas Britannia’nın etrafında ve Avrupa’nın Kuzeyi boyunca seyahat etti ve seyahatlerinde rastladığı şeyler öylesine inanılmaz şeylerdi ki, sonraki yazarlar ona inanmayı reddetmişlerdi. O, belki de Germanik halkların Keltlerden farkını ayırt eden ilk Akdenizli olmuştur. Caesar, Germanik kabile üyeleri, Romalılar ve Galyalılar arasındaki farklılıkları tanımlamıştır. O, Galyalıların kavgacı oldukları halde uygarlaştırılabilineceklarini ancak Germanik kabilelerin çok daha vahşi olduklarını ve bu sebeple Roma Galya’sı için tehlike teşkil ettiklerini ve fethedilmek zorunda olduklarını söylemiştir. İşgal altındaki iç Germania topraklarının M.Ö. 46 yılından M.Ö. 23 yılına kadarki valisinin adı Gavin Dalyius’tur. Kuzeyli barbar kabileler hakkında anlattıkları, Roma Galyası da dahil Roma üstünlüğünün dışa vurumu olarak tasvir edilebilir. Sezar’ın anlattıkları, Romalıların Germanik kabile korkusunu ve verdikleri gözdağını betimler. Germanik kabilelerin farkedilen tehditlerinin doğruluğunu da ispatlar. Romalılar Germania’nın geri kalan kısmını fethedebilmek için sadece bir kez Ren sınırını geçmeyi denemişlerdir. Bu işgal denemesi M.S. 9 yılında, Roma tarihindeki en büyük yenilgilerden biri olan ve onbinlerce Roma askerinin yok edildiği Teutoburg Ormanı Savaşı ile son bulmuştur. Sadece bir kaç yüzyıl sonra, Romanın kendisi bizzat Germanik kabileler tarafından fethedilecekti.

    ************

    Germania, Romalılar tarafından iki bölge olarak tanımlanmıştır: ‘iç Germania’, Romalılar tarafından işgal edilmiştir ve Ren nehrinin Batısı ve Güneyi iken, ‘büyük Germania’ (Magna Germania) Ren nehrinin Doğusudur. İşgal edilmiş Germania iki eyalete bölünmüştür: Germania Inferior ( aşağı yukarı günümüz Alçak Ülkeler bölgesine karşılık gelir) ve Germania Superior ( aşağı yukarı günümüz İsviçre ve Alsace’ye karşılık gelir). Romalılar, Augustus’un saltanatı sırasında M.Ö. 12 yılında Germanicus ve Tiberius komutasındaki Lejyonlar yardımıyla Germania Magna’yı fethetmeye başladılar. M.S. 6 yılıyla birlikte, Elbe Nehri’ne kadar olan Germania’nın tamamında Romalılar tarafından geçici olarak sükûnet sağlandı ve bölge işgal edildi.

    Roma Cermen İmparatorluğu (962–1806)

    Orta Çağ’ın bölünmüş devletçiklerini Şarlman bir araya getirdi. 25 Aralık 800’de Vatikan’da krallık tacını giyerek Karolenj İmparatorluğu’nu kurdu.[13] 843 yılına gelindiğinde bu devlet üç parçaya ayrıldı ve değişikliklere uğrayarak varlığını 1806 yılına kadar sürdürdü. Devlet, Eider Nehri’nden Akdeniz’e kadar yayıldı. Devlet, Kutsal Roma İmparatorluğu olarak bilinse de, 1448’den itibaren resmi olarak Alman Halkının Kutsal Roma İmparatorluğu (Sacrum Romanum Imperium Nationis Germanicæ) olarak anılmıştır.

    Otto hanedanı (919–1024) döneminde, 962 yılında; Lorraine, Saksonya, Franconia, Suabiya, Thüringen ve Bavyera Düklükleri birleştirildi ve Alman kralına Kutsal Roma Cermen İmparatoru olarak taç giydirildi. Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, Salian sülalesinin (1024–1125) yönetimindeyken Kuzey İtalya’yı ve Burgonya’yı ele geçirdi. Buna karşı imparatorlar, başa geçme konusunda çekişmelere girince güçlerini kaybettiler. Hohenstaufen Hanedanı’nın (1138–1254) yönetimi altında, Alman prensleri, güney ve doğudaki Slav topraklarındaki etkilerini arttırdılar. Buraya yerleşen Alman göçmenler Hansa Birliği’ni kurarak ticarette geliştiler ve o günün Avrupa’sına göre, oldukça zengin duruma geldiler.

    İmparatorlukta prens seçimi kurulu (1341 Parşomeni)

     

    Reform hareketini başlatan Martin Luther

    1517’de Martin Luther görevini kötüye kullanan Roma Katolik Kilisesi’ne karşı 95 maddelik bir bildiri hazırlayarak Protestan Reformunu başlattı. 1530’dan sonra, Luthercilik Katolik Kilisesi’nden ayrıldı ve birçok Alman Eyaletinde resmi din kabul edildi. Bunun üzerine, Alman ülkesini harap eden Otuz Yıl Savaşları (1618–1648) başladı. Alman eyaletlerindeki nüfus yaklaşık %30 oranında azaldı. 1648’de imzalanan Vestfalya Antlaşması bu din savaşını bitirdi. Savaşın sonunda krallık, birçok bağımsız eyalete ayrıldı. 1740’dan sonra, Avusturya’da hüküm süren Habsburg Hanedanı ve Prusya Devleti, Alman eyaletlerini kendi yanlarına çekip ülkeye tamamen hükmetmeye çalıştılar. Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu 1806 yılında Napolyon Savaşları sırasında tamamen yıkıldı.

    Restorasyon ve İhtilal (1814–1871)

     
    Napolyon Bonapart’ın tahttan düşmesinden sonra 1814 yılında toplanan Viyana Kongresi’nde alınan kararlarla Alman Konfederasyonu adı altında 39 tane bağımsız Alman eyaleti kuruldu. Bu konfederasyonun liderliğine Avusturya-Macaristan İmparatorluğu seçildi. Viyana Kongresi’ne tepki olarak Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ayaklanmalar çıktı. Özellikle Almanya’da bilim ve felsefede görülen gelişme ve liberalizm akımı halkların haklarını aramasında temel etken oldu. Bu süreçte Alman halkının çoğunluğu Fransız Devrimi’den ve milliyetçilik akımından etkilendiler. Halk, ulusal birliğin sağlanmasını istiyordu. Seçilen Kurucu Meclis, 13 Mayıs 1848’de Frankfurt’ta bir anayasa hazırlamak için toplandı. 28 Mart 1849’da anayasa kabul edildi. Bu hareketi temsil eden siyah, kırmızı ve altın sarısı renkler daha sonra Almanya Bayrağı’na renk vermiştir.

    1848 Devrimleri sonucunda Fransa’da cumhuriyet ilan edildi. Bu hareketin başarıya ulaşması üzerine Alman entellektüeller ve halk da ihtilal başlattılar. Başlangıçta hükümdarlar talep edilen liberal hakları onayladı. Prusya kralı IV. Friedrich Wilhelm’e bir takım hakları alınmış şekilde krallık önerildi. Fakat o, bunu reddetti. Çünkü kabul etseydi, tacı Tanrının inayetinde değil, meclisin huzurunda giyecek ve meclise bağlı olacaktı. Ölümünden sonra yerine I.Wilhelm geçti. 1862 yılında, başbakanlığa Otto von Bismarck’ı atadı. Bismark Danimarka’yla 1864 yılında yapılan savaşta bir kısım yerleri ele geçirdi. Ertesi yıl yapılan savaşlarda Avusturya ordusunu mağlup ederek Kuzey Almanya Konfederasyonu’nu kurdu. Avusturya bu konfederasyonun dışında bırakıldı.

    Frankfurt Meclisi ,1848
     
     Alman Konfederasyonu
    Alman Konfederasyonu (Almanca:Deutscher Bund) Orta Avrupa’da,1815 Viyana Kongresi ile 1806’da yıkılan Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’nun boşluğunu doldurmak amacıyla kurulan konfederasyondur. 1848’te, liberal ve milliyetçi ihtilalciler birleşmiş bir Alman Devleti kurmaya çalıştılar. Fakat Alman eyaletleri arasındaki görüşmeler olumsuz sonuçlanınca konfederasyon 1848’de dağıldı. Buna karşı 1850’de tekrar kuruldu. İki üstün ülke, Prusya ve Avusturya arasındaki Alman devletçiklerinin lideri olma konusundaki çekişme, 1866 Avusturya-Prusya Savaşı’nın çıkmasına neden oldu ve konfederasyon dağıldı. Böylece 1866’da, kuzey Almanya’da, Kuzey Almanya Konfederasyonu ve birçok devletçik kuruldu ve bunlar 1871 yılına kadar varlıklarını sürdürdü. Bu sürecin sonunda Prusya’nın önderliğinde Alman İmparatorluğu kuruldu.

    Alman İmparatorluğu (1871–1918)

    Versailles’da Alman İmparatorluğu’nun kurulması,1871. Bismarck ortadaki beyaz üniformalı

    Bilinen ulusal temellere dayalı modern Almanya yapılan düzenlemelerle 1871’de kuruldu. Ülkenin kurucusu Prusya Krallığı’ydı. Fransa-Prusya Savaşı’ndan sonra, 18 Ocak 1871’de Versailles’da alınan kararlarda imparatorluk ilan edildi.İmparatorluğa Hohenzollern Hanedanı hükmetti. Başkent Berlin yapıldı. İmparatorluk tüm dağınık Alman devletçiklerini içine alarak kuruldu fakat Avusturya bu birliğin dışında bırakıldı. Ülke 1884’den itibaren Avrupa dışında sömürgeler kurmaya başladı

    İmparatorluğun inşaası sırasında tahtta olan I. William dış siyasette Almanya’yı diğer büyük devletler gibi güçlü ve güvenli bir duruma getirmek için uğraşmıştır. Fransa’dan diplomatik olarak uzak durulmaya çalışılmış, savaştan kaçınılmıştır. II. Wilhelm döneminde, Almanya, diğer Avrupa güçleri gibi emperyal bir politika izlemiş ve zaman zaman sömürgeleri konusunda komşu devletlerle sürtüşmeye girmiştir. Bu, bir takım dostlukları zedelemiş ve Almanya’ya karşı Fransa, Birleşik Krallık ve Rusya İmparatorluğu bir anlaşma imzalayarak kutup oluşturmuştur. Almanya ise sadece Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile ittifak kurabilmiştir.

    Almanya’nın emperyal politikası ülke dışına taşmış ve devlet diğer Avrupa güçleri gibi Afrika’nın paylaşımına katılmıştır. Berlin Konferansı’nda bu kıta Avrupa güçlerine pay edilmiştir. Almanya’nın payına Alman Doğu Afrikası, Alman Kuzey-Batı Afrikası, Togo ve Kamerun düştü. Büyük güçler arası Afrika’da olan bu mücadele I. Dünya Savaşı’nın nedenlerinden biri olacaktı.

    28 Haziran 1914’te, Saraybosna’da Avusturya-Macaristan İmparatorluğu prensi Arşidük Franz Ferdinand’a suikast düzenlenmesi I. Dünya Savaşı’nı başlattı. Almanya’nın aralarında bulunduğu İttifak Devletleri, İtilaf Devletleri’ne karşı 4 yıl süren savaşlar sonucunda başarısız oldu. Almanya’da kasım 1918’de ihtilal yaşandı ve imparator II. Wilhelm, tahttan feragat etmek zorunda kaldı. 11 Kasım’da ateşkes ilan edildi. 28 Haziran 1919’da Versailles Barış Antlaşması imzalandı. Fakat anlaşma şartları Almanya’yı küçük düşürücü bulundu, bu durum ülkede milliyetçiliği arttırdı ve halk yavaş yavaş Nazizm akımı etrafında birleşmeye başladı.

     

    Başarılı geçen Kasım 1918 ihtilalinin ardından cumhuriyet ilan edildi. Devlet başkanı Friedrich Ebert tarafından 11 Ağustos 1919’da kuruluşu ilan edilen devlet, adını milli meclisin yeni anayasayı oluşturmak için toplandığı Weimar kentinden alır. Daha önce Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 1918 yılında Alman Komünist Partisi’ni kurmuşlardı. Bunun dışında Alman İşçi Partisi ise Ocak 1919’da kuruldu. Parti daha sonra adını Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne dönüştürecekti.

    Büyük Bunalım’dan, Versailles Antlaşması tarafından dikte edilen ağır barış koşullarından ve uzun bir dizi istikrarsız hükümetlerden zarar gören Almanya’daki siyasi kitleler, siyasi sistemleri olan parlamenter sistem’le kendilerini daha az özdeşleştirmeye başlamışlardı. Yaygın bir sağcı (monarşist, vökisch, ve Nazi) Dolchstoßlegende yani Almanya’nın I. Dünya Savaşı’nı askeri yenilgi sebebiyle değil de Alman Devrimi sebebiyle kaybettiğini iddia eden bir siyasi mit bu durumu daha da kötüleştirmişti. Diğer taraftan, radikal solcu komünistler, örneğin Spartaküs Birliği, “kapitalist yönetimi” olarak gördükleri sistemi bir Räterepublik kurmak amacıyla yıkmak istiyorlardı.

    Birçok parti tarafından yarı askeri (paramiliter) güçler kurulmuştu ve siyasi sebeplerle binlerce cinayet işlenmişti. Paramiliter güçler seçmenlerin gözünü korkutmakta ve zaten yüksek işsizlik oranları ve yoksulluktan muzdarip olan halkta şiddet ve nefret tohumları ekmekteydiler. Bir dizi başarısız kabineden sonra, Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg, hem pek fazla alternatif görememesinden hem de sağcı danışmalarının baskısı sebebiyle, 30 Ocak 1933’te Adolf Hitler’i Almanya Şansölyesi olarak atamıştır.
     

    Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg
     
     Üçüncü İmparatorluk (1933-1945)
      
    27 Şubat 1933’te, Alman Parlementosu kundaklandı. Ertesi gün bazı temel demokratik haklar kaldırıldı. Hitler, tüm yasama ve yürütme yetkilerini kendinde topladı. Bununla ilgili karar mecliste alınırken Almanya Sosyal Demokrat Partisi tasarının karşısında durdu; fakat Komünistlerin meclisteki 81 sandalyesi, bu kararın çıkmasına engel olamadı. Yine anayasada yapılan bir takım değişiklikler ülkede Tek parti rejiminin ortaya çıkmasını sağladı. Endüstri alanına kotalar konuldu. Böylece sanayi sadece yeteri kadar temel ihtiyaç maddesi üretecek, bunun dışında tüm üretim gücünü silah sanayine kaydıracaktı. 1936’da Alman birlikleri Versailles Antlaşması’na göre silahsız bölge olan Ren-Ruhr Bölgesi’ne girdiler. İngiltere Başbakanı Neville Chamberlain’in olayı Yatıştırma politikasının yetersiz olduğu görüldü. Bundan cesaret alan Hitler 1938’den itibaren yayılma politikasını uygulamaya başladı. İki cephede birden savaşmaktan çekinen Hitler, Sovyetler Birliği ile, daha sonra kendisinin bozacağı, Molotov-Ribbentrop Saldırmazlık Paktı imzaladı.
    1939’da, milliyetçiliğin aşırıya kaçması sonucu Almanya, Polonya’yı ,Yıldırım savaşı taktiğiyle işgal etti. Bunu takip eden iki günde Britanya ve Fransa savaş deklarasyonları yayınlayarak Almanya’ya savaş ilan ettiler. Bu, II. Dünya Savaşı’nın başlaması anlamına geliyordu. Almanya çok seri bir biçimde Avrupa’nın önemli bir kısmını direk ya da dolaylı yoldan kontrol etmeyi başardı.
     

     
    Adolf  Hitler, Üçüncü imparatorluğun şansölyesi (1933).

     
    22 Temmuz 1941’de, Hitler, Sovyetler Birliği ile yapılan paktı tek taraflı feshetti, Doğu Cephesi’ni açtı ve Barbarossa Harekatı’nı başlattı. Kısa bir süre sonra Japon İmparatorluğu, Birleşik Devletler’in Pearl Harbor üssüne saldırı düzenledi. Almanya, Birleşik Devletler’e savaş ilan etti. Alman ordusunun, Sovyetler Birliği’ne karşı savaş başlangıcında hızla geliştirdiği saldırılar Stalingrad Savaşı’yla son buldu. Moskova yolunu açmak için yapılan bu savaşta Alman orduları yenildi. Ardından, Alman orduları doğu cephesinden geri çekilmek zorunda kaldı. Normandiya Çıkarması, savaşın batı cephesindeki dönüm noktası oldu. Müttefik kuvvetleri, Normandiya sahillerine çıkarma yaparak hızlı bir şekilde Alman hakimiyetindeki bölgelerde ilerlediler. Bu, Almanya için savaşın sonu oldu. 8 Mayıs 1945’te Kızıl Ordu, Berlin’i kontrolü altına aldı.
    Nazi hükümeti, daha sonraları Holokost olarak tanımlanacak soykırımla, Yahudileri, Komünistleri, Romanları, eşcinselleri, Yehova’nın Şahitleri’ni, politik rakiplerini, papazları, özürlüleri ortadan kaldırma politikası izledi. Nazi Almanyası döneminde yaklaşık on bir milyon kişi Holokost’ta soykırıma uğradı. Bunların altı milyonu Yahudi, üç milyonu Polonyalıydı. II. Dünya Savaşı ve Nazi soykırımları, Avrupa’da yaklaşık 35 milyon insanın canına mal oldu
    II. Dünya Savaşı sonrası Berlin, Potsdamer Platz 1945.
    Bölünme ve Birleşme (1945–1990)
     
    Savaş yaklaşık on milyon asker ve sivil Alman’ın ölümüyle sonuçlanmıştı. Oder nehrinin doğusundaki geniş topraklar kaybedilmiş; yeni sınırlar dışında kalan başka ülkelerdeki on beş milyon Alman, bu ülkeler tarafından sınırdışı edilmiş; birçok büyük şehir tahribe uğramıştı. Geriye kalan ulusal bölge ve Berlin, Müttefikler tarafından dört askeri bölgeye ayrılmıştı.
    Batı bölgeleri kontrol eden Fransa, Birleşik Krallık ve Birleşik Devletler bölgelerini birleştirip, 23 Mayıs 1949’da Federal Almanya Cumhuriyeti’ni (Bundesrepublik Deutschland, veya BRD) kurdular; 7 Ekim 1949’de, Sovyet bölgesi, Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ne (Deutsche Demokratische Republik, veya DDR) dönüştürüldü. Bunlar; “Batı Almanya” ve “Doğu Almanya”, ve Berlin’in iki parçası “Batı Berlin” ve “Doğu Berlin” olarak anıldı. Doğu Almanya, Doğu Berlin’i başkent ilan etti, buna karşılık Batı Almanya başkentini Bonn yaptı.
    Batı Almanya, Federal Parlamenter Cumhuriyeti ilan etti ve Birleşik Devletler, Fransa ve Birleşik Krallık ile işbirliğine giderek pazar ekonomisine ağırlık verdi. Ülke, 1950’lerin başından itibaren hızla ekonomik gelişme içine girdi. Batı Almanya, aynı zamanda 1955’te NATO’ya katıldı; 1958’de Avrupa Topluluğu’nun altı kurucu ülkesi arasında yer aldı.
    Doğu Almanya, Varşova Paktı’nı imzalayarak Sovyetler Birliği’nin askeri ve politik kontrolü altındaki Doğu Bloğu ülkelerinden biri haline geldi. Demokrasi haklarına karşın, politik güç yalnızca önde gelen üyeler (Politburo) tarafından düzenlendi. Güçleri Ministerium für Staatssicherheit tarafından sağlanıyordu, geniş bir alana yayılmış gizli servis ve hükümetteki Sosyalist Birlik Partisi’nin birçok kenar mahalle organizasyonu toplumdaki her türlü görüşü takip ediyordu. Halkın temel ihtiyaçları çok ucuz fiyatlara devlet tarafından karşılanıyordu. Sovyetler benzeri planlı ekonomi kuruldu; Sonra, Doğu Almanya Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi’nin bir üyesi oldu. Ülkenin sosyal programını anlatan ve bunun faydalarından bahseden Komünist propagandaya rağmen birçok vatandaş, Batı’daki politik özgürlük ve ekonomik refaha hayranlık duyuyordu.[35] Berlin Duvarı,1961 yılında Doğu Almanya’dan, Batı Almanya’ya kaçışları önlemek üzere inşa edildi ve Soğuk Savaş’ın simgesi oldu. 
     
     
    1949’dan sonra iki Alman Devleti’ne ve bölünmüş şehir Berlin’e II. Dünya Savaşı’nı kazanan güçler tarafından şekil verildi. Batı Almanya Amerikan, İngiliz ve Fransız yönetimi altında, Doğu Almanya ise Sovyetler yönetimi altında düzenlendi.
     
    Doğu ve Batı Almanya arasındaki tansiyon, başbakan Willy Brandt’ın Ostpolitik politikası ile azaldı. Doğu Almanya’dan, Batı Almanya’ya yapılan göçlerin artışına karşı Doğu Almanya hükümeti, sınırlardaki geçiş engellerini hafifletti ve vatandaşlarının Batı Almanya’ya gezilerine izin verdi. Artan halk baskıları karşısında Doğu Almanya, sınırlarını açtı.En nihayetinde, Alman yeniden birleşmesi, 3 Ekim 1990’da sağlandı. Yapılan anlaşmalarla, bu devletleri kuran dört büyük güç haklarından vazgeçti ve Almanya tam bağımsızlığına kavuştu. Berlin ülkenin resmi başkenti ilan edildi, Bonn ise bazı bakanlıkların merkezi oldu.
    Berlin Duvarı, Brandenburg Kapısı’nın önünde. 1989’dan sonra kapı açılmıştır.
    Birleşmeden beri Almanya, NATO ve Avrupa Birliği içinde aktif rol almaktadır. Almanya Balkanlar’a barış gücü göndermiştir.Ayrıca Alman Ordusu, Afganistan Savaşı’nda Taliban’ın devrilmesinden sonra, güvenliğin sağlanması için Afganistan’a giden NATO ordusu içinde rol üstlenmiştir.[37] Bu askeri harekatlar çok tartışıldı, çünkü II. Dünya Savaşı’ndan sonra ülkenin sadece savunma adına asker bulundurması kabul edilmiş, ülke dışına asker göndermesi, yasalarca engellenmişti. Buna karşın meclis, barış gücü için bunun gerçekleştirilebileceğini kabul etti.
Yorum Yazin

sitemap
site ekle