Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Uygurlarda Bögü Kağan ve Maniheizm’in Kabulü

  • Uygurlarda Bögü Kağan ve Maniheizm’in Kabulü

    Bögü Kağan’ın taşıdığı Bögü adı, akıl ve feraset sahibi, alim, sihirbaz anlamlarını taşımaktadır. Bir başka unvanı Tanrıda Kut Bulmış İl Tutmış Alp Külüg Bilge idi. Çin kaynaklarında yeni kağanın adı İ-ti-chien sonra Mo-yü olarak da yazılmıştır.

    Bögü Kağan, Çin’e karşı uyguladığı politikada değişiklik yaptı. Asi Shih Chao-i’nin de etkisinde kalarak yeni Çin imparatoru Tai-tsung’un gönderdiği elçilere yüz vermediği gibi tahkir de etti. Buna karşılık Çinli elçi eski dostluklarından verilen hediyelerin çokluğundan bahsederek, onu etkilemeye çalıştı. Hatta daha önce Çin’de savaşan Yabgu’nun yanında yeni imparatorun olduğunu dahi vurgulamıştı. Bu arada Çin’in kuzey sınırları Uygurlar tarafından akınlara maruz kalmıştı. Ancak, Çin’in daha derinlerine girme işi Pu-ku Huai-en tarafından engellendi. Çünkü, bu ülkeyi yakından tanıyan Pu-ku Huai-en, Uygurların menfaatine değil zararına sonuçlar çıkacağını biliyordu. Çok zengin, geniş ve kalabalık olan Çin ve kültürü kuzeyden gelen kavimleri yutuyordu. Söz konusu akınlardan sonra sakinleşen Uygurlar, ordularını yeniden düzenlediler. Artık, T’ang hanedanına yardıma niyetlenmişlerdi. Pu-ku Huai-en, doğu kanadının idarecisi tayin edilirken, Uygur askerlerini geçtikleri yerleri yağmalamamaları için, Çinliler ordunun yolunu değiştirmeye çalışıyorlardı. Neticede Bögü Kağan, Sarı Irmak’ın kuzeyindeki Shao-chou’da konakladığında yanındaki Çinli veliahdı ve kumandanları tören dansı yapmadıkları için azarlayarak, tam anlamıyla hakim olduğunu gösteriyordu. O sırada Uygurlara ihtiyacı olan Çinli devlet adamları uğradıkları hakaretlere ses çıkaramamışlardı. Arkasından Pu-ku Huai-en, Uygur kuvvetlerine kumanda ederek asi Shih Ch’ao-i’yi bozguna uğrattı. Bu isyanın bastırılması karşılığında T’ang imparatoru Tai-tsung, Kağan’a birçok hediyeler gönderdiği gibi, ayrıca yıllık iki bin ailenin vergi gelirini ona yollamaya razı oldu.

    762’deki bu seferin Uygur tarihinde bir başka etkisi daha olmuştur. Söz konusu seferler esnasında Mani rahipleri, Bögü Kağan’la tanışmışlar, onu etkileyerek, onunla birlikte dört rahipleri Uygur başkentine gelmişlerdi. Onların anlattıklarına hayran olan Kağan, hayvani gıdalar yemeyi yasaklayan, savaşçılık duygusunu zayıflatan bu dini resmen kabul etti. Kağanın hedefi Uygurların bozkır hayatını bırakıp şehirli olmalarını sağlamak, dolayısıyla ülkeyi daha mamur hale getirmekti.

    Bögü Kağan, Maniheizm’i kendi halkına kabul ettiren bir hükümdar (Orta ve Doğu Asya’da başka yok) olarak göze çarpmaktadır. Fakat, onun bu dine neden sempati duyduğu anlaşılamaktadır. Lo-yang’ın asi An Lu-shan’ın elinden kurtarılması esnasında 762 Kasımı’ndan 763 Şubatı’na kadar şehrin yakınında kalan Uygur askerleri, etrafı yağmalamışlardır. Bu sırada Manici rahiplerle tanışan Bögü onları Karabalsagun’a dönerken yanında götürmüştür. Götürülen dört rahibin en ünlüsü Juei-hsi (nüfuz edici vekar ve sükunet) adlı biri idi. Karabalsagun’da Uygur devlet adamları arasında bu dinin kabulu hakkında uzun tartışmalar meydana geldi. Kabulüne karşı çıkan devlet adamlarını adı geçen rahip ikna ederek susturmuştu. Daha sonra kağan halkı onarlı gruplara böldü ve her grubun başına birini getirerek geri kalan dokuzunun eğitimini verdi. Çin’deki Budizm’e karşı Maniheizm’in tercih edilmiş olma ihtimali de vardır. Çünkü, en büyük rakip her han Uygurlar için tehlikeli olabilirdi. Ama esas neden Bögü Kağan’ın halkının yerleşik hayatı öğrenmesini istemesidir. Dolayısıyla halk zenginleşecek, kuvvetli Budist Çin’in etkisi yerine zayıf Türkistan şehir devletçiklerinin etkisinde kalacaktı. Üstelik tüccar Soğdluları yanına çekerek mali açıdan da güçlenecekti. Mani dininin resmen kabulünden sonra Uygur merkezine kadınlı erkekli seçkin rahiplerden oluşan heyetler geldi. Maniheizm dünyasında kağanın ve Uygurların şöhreti arttı. Bu arada Bögü Kağan ileri bir adım daha atarak Mani dininin Çin’de de yayılması için teşebbüse geçti. 768’de Lo-yang’da Mani tapınaklarının kurulması için T’ang imparatoru emir vermek zorunda kalır.

    Türk asıllı bir boydan gelip daha sonra Çin’e giderek orada yerleşen Pu-ku Huai-en, yukarıda da görüldüğü gibi Uygurlarla birlikte T’ang imparatoruna karşı isyancılarla savaşıp önemli başarılar kazanmıştı. Ancak, söz konusu isyan bastırılınca doğan boşlukta bu sefer kendisi isyan etti (764). T’ang’ın ünlü devlet adamı kendisini durduramayınca, ertesi yıl iki yüz binden fazla Uygur, Tibetli, Tangut ve Nu-la gruplarını yanına çekerek daha da genişletti. Ancak, Pu-ku Huai-en’ın ani ölümü, T’ang hanedanını kurtarmıştır. Geride kalan asilerden Tibetliler ülkelerine geri dönerken, katılan Uygurlar Çin ile anlaştı. Daha sonra Uygurlar ve Çinliler hep birlikte Tibetlileri mağlup ettiler.

    Bu hadiseler dolayısıyla Bögü Kağan’ın o dönem için Çin’den istediklerini elde ettiğini görüyoruz. Sürekli gönderilen hediye ve vergilerle Uygurlar ekonomik açıdan kalkınırken, Çin’de sıkıntılar başladı. 769’da Bögü Kağan da bir Çin prensesi ile evlenmek için teklifte bulunduğunda derhal kabul edildi. Çünkü Uygurların her dediğini yapan Çinliler, onları kızdırmak istemiyorlardı. Bu arada Uygurlar, ticari ilişkilerde de artık başarılı oluyorlardı. Her bir atın karşılığında çok fazla ipek alıyorlardı. Siyasi ilişkilerdeki üstünlük ticari ilişkilere yansımıştı. Bu durum 778 yılına kadar devam etti. Önceden isyanlardan dolayı çok yıpranan T’ang hanedanı kendini artık toparlamaya başlayıp 778 yılında sınırlarda ufak çapta da olsa askeri başarılar elde edince durum birden değişti. Çin başkenti Ch’ang-an’da uzun süreden beri kalan ve rahat bir şekilde yaşayan Uygur tüccarlarına karşı tavır aldılar. Bögü Kağan, bunun üzerine Çin’e saldırdı, ilk çarpışmada galip gelerek 10 bin Çinli öldürdü ise de Tai-chou valisi onu mağlup etmeyi başardı. Artık iç isyanlardan kurtulan T’ang hanedanı kendini toparlamış ve nüfusu artmıştı.

    Uygur Kağanlığı’nı içinde halk unsurunu oluşturan Dokuz Oğuzlar ve de tüccar kavim Soğdlular, Bögü Kağan’ı Çin’e karşı büyük bir sefer tertip edilmesi için ikna ettiklerinde başbakan konumundaki vezir Tun Baga Tarkan, buna engel olmaya çalıştı başarılı olamayınca da Kağan ve yakınlarını öldürterek ortadan kaldırdı. Devletin başına kendisi geçti.

    Not: Bu ilgili makale,  Ahmet Yasevî Üniversitesi Öğretim Görevlisi sayın Prof. Dr. Ahmet Taşağıl’ın Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 1. cildinde yer alan “Uygurlar” adlı makalesinden derlenmiştir.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle