Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Vusunlar

  • Vusunlar (Usunlar)

    Vusun’lar, Büyük Hun İmparatorluğu döneminde varlığını sürdüren en önemli boylardan biridir. Yerleştikleri Tanrı Dağları havalisinde onların tarihi de asırlarca devam etmiş, Hunların siyasi tarihi ile iç içe gelişmiştir. 6-7 asır sonra Göktürklerin ortaya çıkışında olduğu gibi Vusun’ların da menşeyi efsanelerle karışık anlatılmıştır. Kısaca bir göz atarsak Hunlar ya da Yüeçi’ler Vusun’ların ülkesine hücum etmişler ve meşhur hükümdarları K’un-mo’nun babasını öldürmüşlerdi. Ancak, K’un-mo’nun yaşı küçük olduğu için öldürmeye kıyamamışlar, otların içine atmışlardı. Sonra kara bir kuş gelip çocuğun üzerinde uçarak ona et verirken, dişi bir kurt onu emzirmişti. Bu olayları uzaktan izleyen Hun hükümdarı hayran kalıp çocuğun kutsandığını düşünerek otlar arasından aldırıp, büyüttü ve ordusunda kumandan yaptı. Akabinde Hun ordusunda büyük başarılar kazanması üzerine, eski halkı ve ülkesi kendisine idare edilmek için geri verildi.

    Böylece Vusun’ların başına geçen K’un-mo eski halkını toparlayıp geliştirdi. Neticede bir kaç on bin kişilik okçu askerine sahip oldu. Söz konusu Hun hükümdarı ölünce bağımsızlığını ilan etti. Üzerine gönderilen orduları yenince Hunlar tarafından, Tanrının onu koruduğu düşünülmeye başlandı. Aslında Vusun’lar Ch’i-lien ile Tun-huang arasında Yüeçi’lerle birlikte otururlarken, onlar tarafından mağlup edildikten sonra Hunlara sığınmışlardı. İşte adı geçen K’un-mo, o sırada yeni doğmuştu ve Pu-chiou Yabgu adlı birisi kollarına alarak onu kaçırdı. Sonrası yine efsanelerle karışık anlatılmaktadır. Dolayısıyla Vusun’ları yenenlerin Hunlar değil Yüeçi’ler olduğu kanaatine varmak da mümkündür. Bundan sonra güçlenen K’un-mo, Hun hükümdarının izniyle Yüeçi’lere hücum ederek onları yendi ve Toharistan’a göç etmek zorunda bıraktı. Onların boşalttığı alanlara Vusun’lar oturdu. Arkasından Hun sarayında yapılan kurultaylara artık katılmayan Vusun hükümdarı daha da büyüyerek komşularını itaat altına almıştı. Doğularında Hunlar, kuzeybatılarında K’ang-chü krallığı, batılarında Fergana, güneylerinde ise surlarla çevrili Doğu Türkistan’ın eski şehir devletleri ile komşu oldular. Genel olarak ülkelerinin İli ırmağı-Tanrı Dağları havalisi olduğu söylenebilir.

    Hun hükümdarı Lao-shang (M.Ö. 174-161), K’un-mo’ya yardım ederek Yüeçi’lere bir darbe daha vurmayı başardı. Bundan sonra Doğu Türkistan’daki Narın ırmağının yukarı tarafında Ch’i-ku adlı kale onların başkenti oldu. Nihayet M.Ö. 161’de Hun hükümdarı Lao-shang Shan-yü ölünce Vusun’lar gerçek anlamda bağımsızlıklarını kazanmaya başladılar. Bu arada batıya göç eden Yüeçi’lerin ve Sai’ların bazı kalıntılarının Vusun’ların arasında kaldığı bildirilmiştir.

    M.Ö. 121 yılı dolaylarında Çinli elçi Chang Ch’ien, imparatoruna sunduğu raporda Hunların zor durumda bırakılması için Vusun’lara bir Çin prensesinin gönderilerek ittifak yapılmasını tavsiye etti. Bunu kabul eden imparator, Chang Ch’ien’i üç yüz adam, her birine iki at sığır ve koyunlardan on binlerce, bir milyondan fazla altın, kağıt, kumaş ve başka eşyalarla Vusun’lara göndererek, Hunlara saldırmaya ikna etti. Ancak, bu sırada Vusun ülkesinde karışıklık çıktığı için Hunlara karşı harekat yapılamadı. K’un-mo ihtiyarladığından dolayı oğulları arasındaki taht mücadelesi ülkeyi sarstı.

    Yine bu arada adı geçen Çinli elçi ile Çin’e giden Vusun elçileri, bu ülkenin zenginliğine hayran kalmışlar, döndüklerinde hükümdarlarına anlatarak Çin’deki Han hanedanına daha çok önem verilmesini sağlamışlardı. Hunlar, Vusun’ların Çinle ilişki kurduklarını duyunca kızdılar. Bu yüzden çok korkan Vusun’lar, Çin’deki Han hanedanına ardı ardına elçiler göndererek yardım istediler. Onların teklifi Fergana bölgesinde yetişen meşhur kan terleyen atlardan elde etmeyi hesaplayan Çinliler tarafından kabul edildi.

    Çin’e Batı Türkistan’ın kapılarını açan meşhur elçi Chang Ch’ien M.Ö. 115 yılında tekrar Vusun’ları Hunlara karşı savaşa ikna etmek istedi ise de başarılı olamadı. Ancak, Vusun-Han ilişkileri daha da gelişti. Ülkeye Çin elçileri gelmeye devam ediyordu. Hunlar da eski güçlerinde olmadıklarından Vusun’lara fazla baskı yapamadılar. Bir prenseslerini gönderip Vusun hükümdarı ile evlendirdiler. Vusun’lar bu prensesi doğu kanat prensesi tayin ederek batı prensesi tayin edilen Çinli hatundan üstün tuttuklarını gösterdiler. Fakat daha sonraları sürekli gönderdikleri hediyelerle Vusun’lar üzerinde etkili olunca Çinli prensese saray yaptılar. Çin kültürü Vusun’lar arasında yayılmaya başladı. Çinliler devamında bir başka prenses dahi yollamışlardı. Neticede gelişen Çin-Vusun ittifakına karşı Hunlar M.Ö. 74 yılında Vusun’lara bir taarruzda bulundu. Yenilen Vusun’lar yardım istediklerinde, Çinliler iki yüz bin kişilik orduyu göndermişlerdi. Neticede Hunlar çok ağır bir bozguna uğradılar. M.Ö. 64 yılında Hunlar, Vusun’lar üzerine yeni bir ordu çıkardıklarında yine Han hanedanından yardım talebinde bulundular. Bu arada taht mücadelesi başladı. Arkasından batı yönüne doğru ilerleyen Chih-chi önce Vusun’larla müttefik olmak istemiş, ancak onların bunu reddedip Çin’den yardım talepleri üzerine, Semerkand krallığı ile birlikte onların üzerine yürüyüp mağlup etmişti. Issık Göl’ün kenarındaki merkezleri Ch’ih-ku (Kızıl Kale)’ye kadar gitti. Halklarının bir kısmını öldürdüğü gibi hayvanlarını ele geçirdi. M.Ö. 44’te Chih-chi, Vusun’lara bir darbe daha indirim, onların müttefiki Çinliler hiç bir şey yapamamıştı.

    Böylece zayıflayan Vusun’lar bir daha asla eski günlerine dönemediler. M.S. 177 yılına kadar az da olsa Çinlilerle ilişkileri dolayısıyla kaynaklarda zikredilirler. Tabgaç Dönemi’nde Juan-juan’larınn akınlarına maruz kalan Vusun’lara onların imparatoru Tun Wan elçi göndermişti. Bundan sonra sayıları iyice azalan Vusun’lar hakkında kayıtlar kaybolmaktadır. Sadece 938 yılında Liao hanedanının imparatoru Tai-tsu’ya elçi yolladıkları kaydı vardır.

    Vusun’ların esas işi hayvancılık ve avcılık olup tarımla uğraşmazlardı. Özellikle at yetiştiriciliği gelişmişti. İnsan başına dört-beş bin yılkı düşerdi. Keçeden mamül evlerde oturup, et ve süt ile beslenirlerdi. Her ne kadar Çin kaynakları bu bilgileri verse de onların yaşadığı Yedisu, Çu, Talas ırmakları etrafında yapılan arkeolojik kazılarda tarımla uğraştıkları, yerleşim yerleri kurdukları açığa çıkmıştır. Sulama kanallarının bulunması ve sulu ziraat yapıldığının ortaya çıkması enteresandır. Yine Çin kaynağı Wei Shu’da kültürleri ilginç bir şekilde kaydedilmiştir. Buna göre başkentleri Ch’ih-ku kalesidir. Toprakları otlu ve düzlüktür, çok yağmur ve kar yağar, dağlarında çok çam ağacı vardır. Yeşil göz ve kırmızı saçları vardır. Al renkte bir çeşit şarapları olup yağa benzer ve kemiklere güzel koku verirdi. Yine Çin’in Chao-su eyaletinde bulunan bir Vusun mezarının yanında demir saban ve ağaç tabutun dışındaki metal izler onların demir madenini iyi kullandıklarını göstermektedir.

    NOT: Ahmet Yesevî Üniversitesi, Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Sayın Prof. Dr. Ahmet Taşağıl’ın Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. cildinde yer alan “İslam Öncesi Devrede Orta Asya’da Yaşayan Türk Boyları” adlı makalesinden yararlanılarak yazılmıştır.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle