Ocak, 2012 | Tarih Kütüphanesi - Part 8

Logo Background RSS

» 2012 » Ocak

  • Hun Dili
    Yazar Tarih Ocak 14th, 2012 | Yorum Yok Yorum var

    Hun Dili

    Hun dili hakkında güvenilir hiçbir kayda rastlamıyoruz. Fakat Bizans yazarı Priskos, 440’lı yıllarda Got kumandanlarının büyük bir gayret ile Hunca konuştuklarını yazar. Bugüne kadar 15-20 kadar Hun şahıs adı kalmıştır ve bunlar da kendilerini çevreleyen yabancıların anlayabildikleri kadar doğrudur. Bu isimlerden önemli bir kısmı Türk dilleri ile büyük bir yakınlık gösterir. Lâkin Hunların Cermen adları aldıkları da anlaşılmaktadır. Attila’nın amcasının adı Rua ve Attila adı bunlardandır. Gotların da Hun adları taşıdıklarını biliyoruz. Attila’nın babasının adı Muncuk “İnci” Rua’nın yeğeninin adı Oktar “Kuvvetli, Yiğit”, amcasının adı Oibars “Panter”, Attila’nın ilk karısının adı Arıkan “Temiz Prenses”, Attila’nın oğulları Ernak “Kahraman”, Ellak “İlk”, Dengizik “Denize Benzeyen”. Hanedana mensup şahısların adı da büyük bir ihtimalle Türkçedir.

    Karaton “Kara Elbiseli”, Uldin “Bahadır”, Basig “Pantere Benzeyen”, Kursik “Asil”, Eşkam “Büyük Rahip”, Atakam “Rahip Ata”, Kelkal “Katı Karakter”, Bleda “Hâkim, Hükümdar”. Bütün bunlardan sonra Hunları Moğol sayanlar da vardır. Fakat, daha başlangıçtan 468 yılına kadar Hun idareci zümresinin Türk adları taşıdıkları bir gerçektir. Bu sülâle daha Volga ırmağının geçilmesinden itibaren iktidarda idi. İlk hükümdar Balamer, hem kumandan hem de büyük kağandı. Uldin’den sonra gelen Karaton büyük kağandı. Yine Rua büyük kağan ve onun kardeşi bir alt rütbede idi. Son büyük kağan, kendisini Doğu ve Batı İmparatorları ile aynı seviyede sayan Attila idi. Lâkin bir çok Hun adının Türkçeden izah edilebilmesine rağmen, isimlerden hareketle bir kavmin dili ve ırkı hakkında karar vermek yanlış olur.  (Devamini Oku)

  • Hunlar Hakkında Kaynaklardaki Yanlışlar
    Yazar Tarih Ocak 14th, 2012 | Yorum Yok Yorum var

    Hunlar Hakkında Kaynaklardaki Yanlışlar

    Hunların menşei, hayat tarzı, etnik durumu ve dış görünüşleri hakkındaki bilgileri yalnız mağluplar cephesinden alıyoruz. Onların tarafsız ve gerçek bilgi vermelerini beklemek safdillik olur ve onların gözü ile ortaya atılan hükümler yüzyıllar boyu değişmeden devam etmiştir ve bunları değiştirmek hemen hemen imkânsızdır. Onlara göre Hunlar, Avrupa’yı kasıp kavuran barbarlığın temsilcileridirler. Hunların kimliği ve nereden geldikleri bilinmez. Onlarla ilgili olarak nakledilen sihirli geyik efsanesi herhalde onların menşe efsanesidir. Geç Antik çağ yazarlarının onlar hakkında yazdıkları antik çağdan beri bilinen bin yıllık masallardır. Gerçi, 4. yüzyılın tanınmış tarihçisi Ammianus, devrine nazaran tam ve objektif bilgiler vermeye çalışmışsa da çağdaşı bulunmadığı devrin olaylarını anlatırken, bin yıl önce aynı yerde vuku bulan olaylarla karıştırmıştır. Onun kayıtlarında Strabon ve Herodotos, hatta Homeros’un izlerini görmek mümkündür. Ammianus, Hunları görmemiş ve çağdaşlarından onların sebep oldukları olayları duymuştur. Onlar hakkındaki tasvirleri okuduğu eserlerden almış ve onun kayıtları okullarda hakikat imiş gibi zamanımıza kadar tekrarlanmıştır. Kayıtları şöyle özetlenebilir: Hunların ateşe ihtiyacı yoktur, çünkü onlar pişmiş yemek yemezler. Kökleri ve çiğ etleri yer, bu eti baldırları ile at sırtı arasında ısıtırlar. Yabanî hayvanlar gibi yaşarlar. Daha çok avlandıkları ile geçinir ve bunu bulamazlarsa yağma ettikleri ile beslenirler. (Devamini Oku)

  • Avrupa Hunları
    Yazar Tarih Ocak 14th, 2012 | Yorum Yok Yorum var

    Avrupa Hunları

    4. yüzyılın sonunda Avrupa’nın ufkunda görünen Hunlar, İç-Asya’dan batıya gelen Türk soyundan kavimlerin ilki idi ve bunu başkaları izleyecekti. Bölgede yaklaşık 80 yıllık ömürleri boyunca inanılmayacak derecede önemli olaylara sebep olan Hunlar, önce Batı-Asya’nın Türkleşmesini sağlamış, Avrupa’nın o zamanki nizamını altüst etmiş, Büyük Kavimler Göçünü harekete geçirmiş ve Cermen Kavimlerini bir daha birleşmemek üzere dağıtmış, en önemlisi Doğu ve Batı imparatorluklarını temelinden sarsmışlardır. İlk Ortaçağ tarihinde bir fırtına gibi esen Hunlar, aradan geçen 1500 yıllık zamana rağmen hâlâ insanların ilgisini çeken, nereden geldikleri gibi böyle kısa bir zamanda dünya ölçüsünde bir devlet kurabilmelerinin muamması da çözülemeyen bir toplumdur. En tanınmış kağanları Attila, dünya büyükleri arasında yer alır ve devletin tarihe karışmasının 1500. yıl dönümü münasebetiyle bütün büyük Avrupa dillerinde Hunların tarihi üzerinde bir çok eser yazılmıştır.

    Hun tarihinin araştırılmasında karşılaşılan en büyük güçlük, sebep oldukları olayların büyüklüğü ölçüsünde yazılı kaynaklara sahip bulunmamaktır. Hunların kendi dillerinde yazılı kaynakları yoktur ve yazıyı tanıdıklarına dair kayıtlara da rastlanmıyor. Onlara dair kaynakların hepsi hücumlarından ve akınlarından zarar gören yabancıların eserleridir ve bu kaynakların tarafsız olmaları beklenemez. Bunun dışında, son zamanlarda gittikçe artan arkeoloji malzemesi mevcut ise de bunlar asla yazılı kaynakların yerini tutamazlar. Bu gün, Asya Hunları (Hiung-nu) ve Hunların münasebetleri hakkında kesin bir hüküm vermek mümkün değildir. (Devamini Oku)


sitemap