Şubat, 2013 | Tarih Kütüphanesi - Part 4

Logo Background RSS

» 2013 » Şubat

  • Uygurlarda Hükümranlık Anlayışı
    Yazar Tarih Şubat 12th, 2013 | Yorum Yok Yorum var

    Uygurlarda Hükümranlık Anlayışı

    Eski Türk hükümranlık anlayışı “karizmatik”tir. Yani Türk hükümdarına idare etme hakkının tanrı tarafından verildiğine inanılır.
    Kut Anlayışı
    Eski Türk devletlerinde siyasi istikrar kavramı “kut” deyimi ile ifade ediliyordu. Yalnız Uygur değil bütün eski Türk devletlerinde ortak olan bu görüş Kutad-gu Bilig’de çok güzel anlatılmıştır. “Kut’un tabiatı hizmet, şiarı adalettir… fazilet ve hizmet kut’dan doğar…beyliğe yol ondan geçer…Her şey kut’un ile altındadır, bütün istekler onun vasıtası ile gerçekleşir, ilahidir…Bey bu makama sen kendi gücün ve isteğin ile gelmedin, onu sana Tanrı verdi…Hükümdarlar iktidarı Tanrı’dan alırlar…”
    Gök ve dört yön Türk devletinin mekanını meydana getiriyordu. Devlet yeryüzünde idi, fakat iktidar Tanrı’dan geliyordu. Göneşin doğduğu yer (sol) en kutsal yön sayılmakta idi. Sonra sırayla batı (sağ), güney ve kuzey geliyordu.
    Doğu ve batı yönlerine verilen önemin sonucu olarak, buralara tayin edilen idareciler daha çok hanedan üyeleri arasından seçiliyordu. Dünyada da dört ana yön vardı. Gök’ün temsilcisi Türk hükümdarı bütün yeryüzünü idaresi altına alabilirdi. Çünkü Gök Tanrı ona bütün dünyayı idare etme yetkisini veriyordu. Türk fütuhat felsefesinin cihan hakimiyetine uzanan kaynaklarından biri bu noktadır.
    Türk hükümdarları gücünü Tanrı’dan almakla beraber, Türk toplulukları dini cemiyet değildir. Hükümdarlar da insandır. Hakları değil, görevleri vardır. Hükümdar dağınık boyları toplayıp nüfusu çoğaltmakla, halkı doyurmak ve giydirmekle görevlidir. Hükümdarların millet yolunda gece uyumadan gündüz oturmadan çalışması gerekiyordu. Görevlerini yapamayan hükümdar hakkında Tanrı kut’u geri aldı diye düşünülürdü.
    Tahta çıkışta da töre hükümleri geçerliydi. Siyasi iktidarın kaynağını Tanrı’ya bağlamak, hakanı Tanrı huzurunda sorumlu tutmaktı. Bu düşünce tarzı icraatın millet tarafından kontrolüne imkan sağlıyordu. Bu kontrolde meclisler vasıtasıyla yapılıyordu.
    Uygurlarda Meclisler
    Bozkır Türk devletlerinde daimi bir devlet meclisi (danışma kurulu) vardı. Meclise eski Türklerde “toy” denirdi. Yılda bir kere genel kurul toplantısı yapılırdı. Bu toplantı sırasında ordu teftiş edilir. Hayvan sayımı yapılır. Memleket meseleleri hakkında konuşulurdu. (Devamini Oku)
  • Uygurlarda Töre Anlayışı
    Yazar Tarih Şubat 12th, 2013 | Yorum Yok Yorum var

    Uygurlarda Töre Anlayışı

    Uygurlarda töre kavramından bahsetmeden önce töre nedir ne değildir bunun üzerinde durmamız gerekmektedir.

    Töre; bir toplumda yazılı olmayan, gelenekleşmiş kanun ve kurallar. Özellikle halk ağzında hukuk veya mahkeme anlamlarında da kullanılır.
    Töre sözcüğü Eski Türkçede türetilmek, yaratılmak ve düzenlenmek anlamlarına gelen törü- fiilinden gelir. Türkçedeki en eski yazılı örneğine 735 yılında törü şeklinde (“kanun, örf, düzen” anlamında) rastlanır. Moğolcada özellikle “Cengiz Han kanunları” anlamında töre şeklinde kullanılan sözcük, Moğolcanın etkisiyle 13. yüzyılda ‘törü’den ‘töre’ye dönüşmüş olabilir.
    Uygurlarda Töre Anlayışı
    Eski Türk heyetini düzenleyen hukuki kaidelerin bütünüdür. Töre çevre ve şartlara uygun yaşayabilmenin gerekli kıldığı yeniliklere kendini uydurabilmekteydi. Türk hükümdarları pratik idareciler oldukları için yerine ve zamanına göre meclislerin tasvibini alarak töreye yeni hükümler getirebiliyorlardı.
    Bununla beraber törenin adalet, iyilik, eşitlik ve insanlık prensipleri anayasa niteliğinde değişmeyen maddeler idi.
    NOT: Bu ilgili makale, Mimar Sinan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Sayın Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu’nun Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. cildinde yer alan “Uygur Devletleri Tarihi ve Kültürü” adlı makalesinden yararlanılarak yazılmıştır.
  • Uygurlarda Ülke ve Halk Anlayışı
    Yazar Tarih Şubat 12th, 2013 | Yorum Yok Yorum var

    Uygurlarda Ülke Anlayışı

    Her bağımsız devletin hak ve yetkilerini yasal olarak kullanabildiği coğrafi sahadır. Ülkesiz millet düşünülemez.
    Türk hakanlıklarında ülke hükümdar ailesinin mülkü değil, bütün milletin ortak toprağıydı. Türk hükümdarı toprağı şahsi malı gibi kullanamazdı. Toprak devlet başkanının korumakla görevli olduğu ata yadigarı idi. Eski Türkler yalnız hür ve müstakil oturabildiği toprağı vatan sayardı. Bu şartlar bulunmadığı zaman yeni yurt arardı.

    Her bağımsız devletin hak ve yetkilerini yasal olarak kullanabildiği coğrafi sahadır. Ülkesiz millet düşünülemez.Türk hakanlıklarında ülke hükümdar ailesinin mülkü değil, bütün milletin ortak toprağıydı. Türk hükümdarı toprağı şahsi malı gibi kullanamazdı. Toprak devlet başkanının korumakla görevli olduğu ata yadigarı idi. Eski Türkler yalnız hür ve müstakil oturabildiği toprağı vatan sayardı. Bu şartlar bulunmadığı zaman yeni yurt arardı. (Devamini Oku)


sitemap