18. yüzyılda osmanlı diplomasisi | Tarih Kütüphanesi

Logo Background RSS

» 18. yüzyılda osmanlı diplomasisi

  • 18. Yüzyılda Osmanlı Diplomasisi
    Yazar Tarih Kasım 17th, 2011 | Yorum Yok Yorum var

    1. Osmanlı Diplomasisinde Gelişmeler

    18. yüzyılın başında Osmanlı Devleti Batı ile rahat bir ilişkiler bütünü içinde bulunuyordu. Karlofça Antlaşması’nın imzalanmasından altı ay sonra onaylanması, büyük ve gösterişli seremonilerle olmuştu. Bu onay, dostça ilişkilere yol açmış ve bir yanda Babıâli[1] ile öte yanda Avrupa devletleri arasında, eskisine göre daha sürekli diplomatik temsilcilerin teatisiyle sonuçlanmıştır. Bu tarihe kadar belirli vesilelerle ve ancak kısa sürelerle Avrupa başkentlerinde bulunan Osmanlı diplomatları, şimdi daha uzun süre Avrupa’da bulunuyor, batı uygarlığını daha yakından tanıyor ve batının yalnız kültür yaşamını değil, aynı zamanda hükümet sistemini de öğreniyorlardı.

    Örneğin, Avusturya’ya yeni Osmanlı elçisi olan İbrahim Paşa, Viyana kuşatmasında bulunmuş değerli bir devlet adamıydı. Şimdi Viyana’ya son derece değerli armağanlarla, bir diplomat olarak giriyordu. İstanbul’da ise, Avusturya elçisi, sultan huzuruna dahil edilmeden önce şerefine verilen yemekte, kendisine boğazda yakalanmış balık kızartması sunulmuştu.  Bu öteki elçilerin çoğuna layık görülmeyen bir yemekti. İngiltere’nin yeni elçisi Sir Robert Sutton, daha önce Karlofça Barışı’nın yazılmasında yardımda bulunmuştu. Bu hizmetinden dolayı sultan tarafından çok sıcak bir biçimde karşılandı. Buna karşılık, Karlofça’yı imzalamayan, onun yerine iki yıllık bırakışmaya yanaşan ve bunun yenilenmesi için bir savaş gemisi içinde İstanbul’a gelen Rus elçisine karşı aynı dostça duygulardan söz edilemez. Ancak uzun görüşmeler sonunda,  Rusya’da öteki büyük Avrupa devletleri gibi, İstanbul’da sürekli büyükelçi bulundurma hakkını elde etmiştir.

    Bu gelişmelerden de görüleceği gibi, 18. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin Avrupa devletleriyle ilişkilerinde bir silah olarak, savaşın yerini diplomasi almaya başlamıştır. Burada önemli olan nokta, Osmanlıların artık Avrupa’daki rollerinin savunma olduğunu ve bunu sağlamak için de müttefiklere ihtiyaçları bulunduğunu anlamalarıdır. Tüm buların sonucu ise, Avrupa ülkelerinin geleceğine uygun olarak, Babıâli’de sürekli diplomasi sisteminin kurulmasıdır. (daha&helliip;)


sitemap