Amerika Halkının Özellikleri

Logo Background RSS

» Amerika Halkının Özellikleri

  • Kuzey Amerika Halkının Ayırıcı Özellikleri
    Yazar Tarih Ağustos 19th, 2011 | Yorum Yok Yorum var

    2. Kuzey Amerika Halkının Ayırıcı Özellikleri

    Kuzey Amerika’daki İngiliz kolonileri, Avrupa tipi toplumun yepyeni topraklar üzerinde ve benzersiz koşullarda örgütlenmesidir.

    Amerikan bağımsızlık mücadelesi, gerçekte İngilizlerin yenidünyaya getirdikleri ilkelere dayanılarak yürütülmüştür. Kuzey Amerika kolonileri feodal ve mutlakıyetçi bir biçimde değil, liberal bir temele dayanılarak sömürge haline getirilmişlerdi. Kuzey Amerika’ya göç edenler, bu kıtanın güneyine göç edenler gibi, altın ve elmas bularak zengin olup ülkelerine dönmek hırsıyla değil, dinsel baskından, işsizlik ve yoksulluktan kurtulmak, kendilerine özgürce yaşayacakları yepyeni bir ortam yaratmak umuduyla göç etmişlerdi. Daha göç ettikleri sırada, kafalarında özgür ve bağımsız bir biçimde yaşama düşünceleri gelişmeye başlamıştı. Ayrıca, temelli yerleşmek düşüncesiyle göç ettiklerinden, ailelerini de yanlarına alarak yeni topraklara gelmişler, Kuzey Amerika kökenli insanla karışmak gereğini duymamışlardır. Bu durum, bütünlüklerini korumada son derece önemli bir etken olmuştur.[1]

    İkinci olarak, İngiltere ve öteki Avrupa ülkelerindekinin aksine, kolonilerde aristokrasi yoktu ve monarşinin gücü hem uzakta hem de etkisizdi. İlk yerleşim bölgelerinin nüfusu artınca hem bölgenin ötesinde boş ve yeni toprakların bulunması, toprak kıtlığının yarattığı baskıları ortadan kaldırarak, son derece eşitlikçi çiftçi topluluklarının oluşmasını sağlamıştı. Ama ilk yerleşim bölgelerinde ve özellikle liman kentlerinde, 18. yüzyılda mal sahipleri ve başarılı tüccarların oluşturdukları, İngiltere’dekine benzer bir oligarşi de bulunuyordu. Böylece, çiftçi topluluklarının yanı sıra, girişimci ruha sahip İngiltere’deki iş sahipleri de Amerikan toplumunun temel dokusunu oluşturdu. Özellikle Amerikan gemiciliği, ucuz ve bol tahta, girişimci ve iş sahipleri ve Protestan inanışına sahip çalışkan gemicilerin sayesinde, en uzak denizlerde bile rakip tanımamaya başladı. Endüstriyel gelişme ise, Amerikan Devrimi’nin sonrasına kadar cılız kalacaktır. Böylece tüccarlar, gemi sahipleri ve işadamları, ülkenin içlerindeki kırsal kesiminin desteğini sağladıkları sürece, siyasal önderliği de eline geçirebilecek durumdaydı. Kendilerine rakip olabilecek monarşi, kent ve devlet aristokrasileri ile bunlar destekleyecek edilgen köylü tabakası, Avrupa’da kaldı ve Kuzey Amerika kıtasına geçemedi.
    (daha&helliip;)


sitemap