Batının denizlerde üstünlüğü sağlaması | Tarih Kütüphanesi

Logo Background RSS

» Batının denizlerde üstünlüğü sağlaması

  • Avrupanın Denizlerde Üstünlüğü Sağlaması
    Yazar Tarih Temmuz 28th, 2011 | 1 Yorum var1 Yorum Yorum var

    2. Batı’nın Denizlerde Üstünlüğü Sağlaması (1500 – 1700)

    16. yüzyılın başına gelindiğinde, modern dünyanın temel özellikleri Avrupa’da belirginleşmişti. 16. yüzyılla başlayan globalleşme süreci içindeyse tüm dünyayı kapsayacak biçimde yaygınlaştı. Bu özelliklerden birincisi, global eylemde bulunabilme yeteneğidir. Avrupa’nın yöneticileri ve zenginleri, uzun mesafeli seyahat yapabilecek ticaret ve savaş gemilerine sahip olmuşlardı. Avrupa, Avrasya kıta kütlesinin en batı köşesiydi ama 1500’lerde etkin, canlı ve kendine güvenen bir bölge haline gelmişti. Avrupalıları denizaşırı keşifler düşüncesine daha 11. yüzyılda Haçlı Seferleri alıştırmıştı. Portekiz ve İspanyollar, yüzyıllardan beri Müslüman dünyayla mücadeleye girmişlerdi ve şimdi daha da ileriye gitmeye hazırlandılar. Avrupa artık militan, iyice örgütlenmiş, silahlanmış ve saldırgandı. Ayrıca iyi eğitilmişlerdi. Matbaanın kurulmasından sonra yeryüzü hakkında bilgiye ve global bir bakış açısına sahip olmuşlardı.

                İkincisi bağımsızlıktır. Avrupa büyük bir imparatorluk değildi ve hareketleri belirli bir merkezden yönetilmiyordu. Denizaşırı genişlemeyi sınırlandırabilecek olan Kutsal Roma İmparatorluğu, 13. yüzyıla gelindiğinde siyasal otoritesini büyük ölçüde yitirmişti. Ruhani önderliğini korumakta olan Papalıksa, askeri harekât ve dünya işleriyle Haçlı Seferlerinde olduğu kadar ilgilenmiyordu. Avrupa, özerk siyasal birimlerin, prenslerin, soyluların, tüccarların, loncaların, hatta üniversitelerin topluluğu biçimine dönüşmüştü. Duruma göre, bunların tek başlarına ya da birlikte hareketleri sonucu globalleşme serüvenine atıldı.

                Üçüncüsü, milliyet düşüncesidir. Avrupa’da birkaç siyasal otorite, özellikle Portekiz, İspanya, Fransa, ve İngiltere monarşileri, yönettikleri halkın güçlü siyasal bağlılığını elde etmişlerdi. Yavaş yavaş uyanmakta olan milliyetçilik bu monarşileri güçlendirdi ve globalleşme süreciyle bunun sağladığı dış dünyayla temas, siyasal bağlılığı artırdı. Kısaca “ulus-devlet”in başlangıcı bu dönemde gözlenebilir.
    (daha&helliip;)


sitemap