izmir iktisadi kongresinden sonra türkiye politikası | Tarih Kütüphanesi

Logo Background RSS

» izmir iktisadi kongresinden sonra türkiye politikası

  • Türkiyenin İktisadi Politikası
    Yazar Tarih Nisan 24th, 2011 | 1 Yorum var1 Yorum Yorum var

    Atatürk Dönemi İktisadi Politika | İzmir İktisadi Kongresinden Sonra Türkiye Ekonomi Politikası

    İzmir İktisat Kongresi’nde, Türk sermaye çevresinin bir araya getirilmesi ve devletle iç içe girişimlerde bulunulması hedefleniyordu. Fakat İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar pratik ve uygulanabilir olmaktan çok sembolik değerler taşıyordu, iktisat kongresinden sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin giriştiği ilk icraat, sermaye çevreleriyle ortaklaşa olarak 1924’te İş Bankası’nı kurması olmuştur. Bu banka, özel statülü fakat resmi görünüşlü bir banka idi.

    Yeni Cumhuriyetimizin önem verdiği diğer bir konu ise yabancı sermayenin ülkeye girmesi için yapılan teşvikler idi. Yalnız yabancı sermayeye karşı olan yaklaşım, Osmanlı mirasından dolayı ister istemez ihtiyatlı olacaktı. Atatürk bu konuda: “Kanunlarımıza riayet şartıyla ecnebi sermayelerine lazım gelen teminatı vermeye hazırız.” diyordu. Fakat bütün bu iyi niyetlere rağmen İzmir İktisat Kongresi’ni izleyen yıllarda yabancı sermaye Türkiye’ye rağbet göstermedi. 1923’te Amerikan sermayeli Chester grubu ile imtiyazlı bir demiryolu yatırım anlaşması için yapılan girişimler sonuçsuz kaldı. Anlaşma sağlanamadı. Bunun sebebi Musul petrollerinin Türkiye’ye verilmemesi, yabancı sermaye gruplarının büyük yatırımlar karşılığı alınacak maden imtiyazlarına karşı ilgileri azaldı. Bunun yerine yerli anonim şirketlerle ortak olup işleri götürmeye çalışmışlardı. Bu durum Atatürk ve diğer siyasi liderlerimizde hayal kırıklığı yarattı. Bunun üzerine Mustafa Kemal; “Bünye-i Devleti yaşatmak için harice müracaat etmeksizin memleketin menabi ve varidatıyla temini idare tedbirlerini bulmak mümkündür.” diyecekti. Meclis ise bu durumu görüşmek üzere toplanacaktı. Devlet yabancı sermayenin demiryollarından tasfiye edilmesi yolunda karar aldı. Bunun sonucunda da ilk olarak 1924 yılında Haydarpaşa Liman ve Rıhtım ile birlikte Haydarpaşa-Ankara, Eskişehir-Konya ve Arifiye-Adapazarı demiryolları devletleştirildi. Yabancı sermayenin bu projelerin yapılmasına yanaşmaması devletin kendi imkanlarını kullanmasını zorunlu kılmış ve dinamik işletmeciliği demiryolları ile ortaya çıkarmıştı. Yıllar itibariyle demiryolu uzunluğu ve tren kilometrelerinin durumu şöyledir:[1]

    Demiryolu       Uzunluğu        Tren Kilometreleri

    Yıl                   Km                  1000 Km

    1923                3.756               1.427

    1930                5.639               5.196

    1935                6.639               9.699

    Diğer bir millileştirme çabası ise deniz limanlarında olacaktı. Lozan antlaşmasında kabul edilen bir etüde göre limanlarımız arasındaki ticareti yapan yabancı gemilerin kabotaj hakkı 1926’da sona erecek ve bu tarihte çıkarılan bir yasa ile limanlanınız arasında yapılan ulaşımın yabancı sermayeye yasaklanması kararlaştırılmıştır. Böylece 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren bir yasa ile, “Kabotaj Kanunu”, liman işletmeleri de devletleştirilmişti.

    (daha&helliip;)


sitemap