Tekil Mesaj gösterimi
Alt 19 Mart 2013, 09:12   #1
Rita
Özel Üye
Rita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13 Nisan 2010
Konular: 1877
Mesajlar: 2.019
Aldığı Beğeni: 13
Beğendikleri: 0
Rita isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart Filolojik Dil Bilgisi

Türk dili,filolojik-dil bilgisi,dil bilimi, söz dizimi, söz dizimsel yapılar


Dilin yapısı eski Yunan'dan başlayarak pek çok düşünürünilgisini çekmiş, sesten eklere, kelimeden cümleye ve metne kadar buyapıyı oluşturan birimler üzerine farklı görüşler dile getirilmiştir.Türkiye'de özellikle Batılılaşma sonrasında Türk dilinin yapısına bakışta filolojik dil bilgisi geleneği ile birlikte dil bilimindekigelişmelerin de dikkate alındığı görülmektedir.


Genelde dile özelde ise cümleye Batı'da son iki yüz yıldır nasıl yaklaşıldığına dair
Giorgio Graffi'nin Söz Dizimi'nin 200 Yılı adlı çalışması Türkiye'deki çalışmaları anlamak bakımından yolgösterici olacaktır: Graffi, kitabında söz dizimi yaklaşımlarını üç çağda inceler:Psikolojizm, Yapısalcı, Söz Dizimsel Kuramlar çağı. Psikolojizm çağında Wilhelm von Humboldt, Heymann Steinhal, Wilhelm M. Wundt gibi felsefeci ve psikologların adları öne çıkar. Yapısalcı çağdaise, Kıta Avrupa'sından Ferdinand de Saussure, Lucien Tesniere, Benveniste, Amerika'dan Leonard Bloomfield, Edward Sapir ve Zellig Harris adları yer alır. Son olarak Söz Dizimsel çağa Noam Chomsky Üretici Söz Dizimi'yle damgasını vurmuştur.
(Graffi 2001).Buna bir de kitapta yer almayan Sistemik İşlevsel Dil BilimiKuramı'nın öncülerinden M.A.K. Halliday'i eklemek gerekir.

Bu noktada Ferdinand de Saussure'den itibaren bir bakımafiloloji ile dil biliminin yollarının ayrıldığı söylenebilir. Bu ayrılmanınne olduğunu anlamak bakımından Mertul Tulum'un “filoloji”ye dair görüşlerine başvurmakta yarar var:

“Yüz yıllardır süregelen klâsik filoloji çalışmalarının amacı,dilleri ve edebî belgelerini incelemek suretiyle eski Yunan
-Latin(Roma) medeniyetlerini tanımaya çalışmak, elle tutulur tarihî gerçekleri bulmak olmuştur; bu yüzden filoloji kelimesi, daha dar veözel olarak ‘eski kitap ve edebiyat eserleri veya Yunan - Latin edebiyatı ile ilgili bilgi edinme’ anlamında da kullanılmıştır.Bütün bu anlam ve tanımlamaları da dikkate
almak suretiyle, bir bilim dalı olarak filoloji’nin ‘eski kitaplar ve eserleredair bilgi edinme’, bunun için de ‘bir dili, o dili bize tanıtan yazılıbelgelere dayanarak inceleme’ ve –bu kitapta ele alınmış olankonularla ortaya konulduğu gibi -‘eski metinleri inceleme (metin tenkidi)’ çalışmalarından ibaret bulunduğunu ve asıl sınırlarını da buçalışmaların belirlediğini söyleyebiliriz.” (Tulum 2000, xiv)

Dil biliminin de Saussure'le birlikte dilin farklı yapılarınaodaklandığı görülmektedir: “20. yüzyılda yapısal dilbilimin oluşmasıdöneminde, Saussure tümceyi kullanım alanının (yani parole'ün) birimi olarak ele almış ve dar anlamıyla dilbilimin inceleme alanınındışında görmüştür; çünkü bu görüşe göre dilbilim dilin yapısını, yanilangue'ı betimlemelidir. Bu nedenle Avrupa yapısalcılığı olarak adlandırılan dilbilim kuramı çizgisinde sürdürülen dilbilimincelemeleri sözdizimi değil, ağırlıklı olarak sesbilim ve biçimbilimikonu edinmiştir. 50'li yıllarda Chomsky üretici dönüşümsel dilbilgisinin temelini attığı dönemde, dili doğru tümceler bütünüolarak görmüş, yani tümceyi dil anlayışının merkezine yerleştirmiş,dilbilimin görevini de tümcelerin yapısını, kurallarını betimlemek olarak belirlemiştir.”(Huber 2008, 218).Buraya kadar filoloji ve dil bilimiyle ilgili aktardıklarımızdan hareketle genelde dile, özelde dilin bir alt birimiolan cümleye dair şu sorular sorulabilir:

1.Ġdeal bir dilden söz edilebilir mi? Eğer böyle bir dil varsa, bu edebî metinlerde mi yer almaktadır?

2.Her konuşucu doğuştan dilin bütün kurallarına sahipmidir? Eğer böyleyse herhangi başka bir örnekleme gerek kalmadan,mantık yürüterek ideal dili bizzat dilbilimcinin kendisi bulabilir mi?

3.Yazılı dil malzemesinin, bir dilin bütün özellikleriniiçerdiği düşünülerek, sadece bu malzemeden hareketle dilin bilgisiortaya konulabilir mi?

4.İngilizce örneklem üzerinde oluşturulan dil bilimi kuramları, Türkçe örneklemlerde de aynı sonucu verebilir mi?

5.Kuramlar bu bağlamda evrensel nitelik taşır mı? Dilin toplumsal bir ürün olduğundan hareket ederek, her dilin kendine özgü bir yapısı olduğunu söyleyebilir miyiz?

6.Eğer durum öyleyse, evrensel bir dil biliminden söz etmek ne kadar mümkündür?

Evrensel bir dil bilgisi varsa, tüm dillerin cümle yapılarını benzer kuralları işleterek çözümleyebilir miyiz?


__________________
Liêbe KømmT.. Liêbe GêhT ..
Rita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla