Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı
Kapat
   

Geri git   Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı > İslam Tarihi > Abbasiler

Abbasiler Abbasiler Döneminde İslam Tarihi

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 18 Ağustos 2013, 03:19   #1
Özel Üye
Rita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13 Nisan 2010
Konular: 1877
Mesajlar: 2.019
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
Rita isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart Fatımi hakimiyetinden önce mağrib'in genel durumu

Fatımiler Siyasi Tarihi Fatımi Devleti Siyasi Tarihi

Tarihi Milattan önce 3000’li yıllara kadar uzanan bölgenin asıl unsuru olan
Berberilerin aslı ve eski tarihi hakkında detaylı bilgiler bulunmamakla birlikte batılı
araştırmacılar, Berberilerin, batıdaki Atlas dağlarından doğuya doğru yayıldıklarını,
Mes’udî ve İbn Haldun gibi İslam tarihçileri ise Berberilerin Yemen veya Filistin’den
buraya geldiklerini iddia etmişlerdir.

M.Ö. 846-146’da İfrikiyye’ye, Kartacalılar olarak da bilinen Fenikeliler hakim
olmuş ve Ak Deniz’in doğu kıyısında ticaret amaçlı birçok şehirler kurmuşlardır. Bu
maksatla Tunus’ta Kartaca ve Sus, Libya’da Sabratha ve Leptis Manga, Cezayir’de
Bicâye, Fas’ta Selâ ve Tanca şehirlerini kurmuşlardır. Ak Deniz’de bulunan Sicilya,
Sardinya ve Korsika adalarını ele geçirmek için M.Ö. VI. yüzyılda Greklerle, II. yüzyılda da Romalılarla savaşa giren Fenikeliler, Ak Deniz adalarından çekildiler. M.Ö.146 yılında Romalılarla savaşa giren Kartaca komutanı Hannibal yenilince, Kartaca şehri Romalılar tarafından yerle bir edildi. Bu tarihten itibaren Mağrib, 439 yılına kadar Romalıların hakimiyetinde kaldı.

Kartaca şehirleri üzerinde yeni şehirler inşa eden Romalılar döneminde yerli halk olan Berberiler arasında kısmen Hristiyanlık dini yayıldı.
Fakat yerlilerin büyük çoğunluğu itaat altına alınamamıştı.
Hakim oldukları bölgelerde idarî düzenlemeler yapan Romalılar döneminde
Moritanya’nın kuzeyine Zenâte ve Sinhâce kabileleri yerleşti. Daha sonra Roma’da taht kavgaları baş gösterince, bu kez bölgede Vandallar sahneye çıktı ve 439 yılında
Kartaca’yı ele geçirdiler. Yaklaşık bir asır Vandalların egemenliğinde kalan bölge, yerli
Libyalıların saldırılarına maruz kaldı. Yerlilerle Vandallar arasındaki iktidar mücadelesi,
Bizans donanmasının 533 yılında Kartaca ve eski Roma müstemlekelerinin işgaliyle neticelendi. 646 yılına kadar süren Bizans hakimiyeti, Müslüman Arapların bölgeye gelmesiyle son buldu.

Müslümanların Afrika kıtasına ayak basmaları Amr b. el-Âs komutasındaki
askerlerin 641 yılında Mısır’ı ele geçirmesiyle başladı. Kısa bir zaman sonra
Trablusgarb’ı ele geçiren Amr b. el-Âs, dönemin halifesinden izin alamadığı için
İfrikiyye bölgesinin batısına doğru daha fazla ilerleyemedi. Hz. Osman’ın hilâfeti
döneminde Mısır’a vali olan Abdullah b. Ebû Serh 647-648 yılında ordusuyla Mağrib’e
doğru ilerledi. Rum komutanı George’yi hezimete uğratan Abdullah, bölge halkının
kendisine teklif ettiği vergi miktarını kabul ederek, Mısır’a geri döndü. Burası Hz. Ali ve Muaviye arasındaki mücadele esnasında Müslümanların elinden çıktı.
Bölge, Emevîlerin iktidara gelmesiyle yeniden itaat altına alınmaya başlandı.
Muaviye’nin Mısır’a atadığı Muaviye b. Hudeyc, kaybedilen yerleri elde ettiği gibi bol
miktardaki ganimetlerle birlikte bölgeyi yeniden itaat altına aldı. Muaviye b. Hudeyc’in İfrikiyye fethine atadığı Ukbe b. Nâfi’ el-Fihrî, İfrikiyye ve Mağrib’in fethini
gerçekleştirmek ve bölgeyi kontrol etmek için sürekli bir ordu bulunduracağı Kayrevân şehrini kurdu (670-675). 667’de Mısır valisinin değişmesiyle fetihler Abdullah b. Ebû’lMuhacir tarafından devam etti. Yezid b. Muaviye’nin 681’de hilafete geçmesiyle Ukbe b. Nâfi’ yeniden İfrikiyye valiliğine atandı. Fetih hareketine kalındığı yerden devam eden Ukbe, Sûs bölgesini hakimiyeti altına aldı. Ukbe’nin 682-683 yılında hasımları tarafından pusuya düşürülüp öldürülmesinden, Hasan b. Numan el-Gassânî’nin 693-700 yıllarında atanmasına kadar geçen sürede Bizans ve Berberîlerin mukavemeti kırılamadı. Hasan’ın valiliği döneminde bölgeyi ele geçiren Kâhine’yi 694-695 yılında bozguna uğratarak İfrikiyye’nin tartışmasız yöneticisi oldu. İfrikiyye’nin fethinde önemli rol oynayan diğer bir vali ise Musa b. Nusayr’dır (708). Musa, başarılı hamleler sonunda Berberîleri itaat altına aldı ve Tanca şehrine Tarık b. Ziyad’ı atayarak Kayrevân’a geri döndü.

Abbasîlerin başa geçtiği ilk dönemlerden itibaren özellikle de Ebû Cafer Mansur
döneminde Kuzey Afrika ülkeleri Haricî hareketin merkezi durumuna geldi. Bir taraftan iktidar değişikliğinden kaynaklanan iç çatışmalar, diğer taraftan da bu mücadeleyi fırsat sayan Sufriyye ve Verfecûme kabilelerinin Kayrevân’ı üç yıl boyunca tahripleri takip etti.

800 yılında Halife Harun Reşîd tarafından atanan İbrahim b. Ağleb et-Temîmî
dönemine kadar geçen zaman içinde Kayrevân’a atanan yaklaşık on civarındaki
valilerden bazısı Hariciler tarafından öldürülmüş, bazısı görevden affını istemiş, diğer
bazısı da uzun süre Haricîlerle savaşmak durumunda kalmışlardır.
Bu ayaklanmalardan biri 768 yılında Haricîlerden Ebû Hâtim el-Ebâdî, öncülüğünde çıkmış ve 130 000 kişilik taraftarıyla Kayrevân’ı sekiz ay boyunca kuşatma altında tutmuştur. Dönemin valisi Amr b. Hafs’ı öldüren Haricîlerin isyanı, ancak Halife Mansur’un Yezid b. Hâtim’in emrinde, Bağdat’tan gönderdiği, Şâm, Irak ve Horasanlılardan oluşan 60.000 kişilik orduyla bastırılabildi. Bu isyanda otuz bin Haricî’nin öldürüldüğü belirtilmiştir.

Harun Reşîd tarafında 800 yılında İfrikiyye’ye atanan İbrahim b. Ağleb’in idareye
gelmesinden, Fatımîlerin idareyi ele geçirmesine kadar geçen sürede bölge, babadan
oğula devam eden Ağlebi sülalesinin iktidarında kaldı.
Dört Halife, Emevî ve Abbasî dönemlerinde süregelen istikrarsızlık döneminden
sonra İbn Îzârî’nin siyasetinden ve şahsından övgüyle söz ettiği İbrahim b. Ağleb ile
birlikte bölgede belli oranda bir dengenin oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu ifadelerden
bölgede savaşlar ve problemler yaşanmadığı anlamı çıkarılmamalıdır.


Ağlebîler görünürde Abbasilere bağlı, fakat fiiliyatta bağımsız hareket
etmekteydiler. Yarı bağımsız hareket eden bu devletin siyasî tarihinde en dikkat çeken yönü Ağlebîler döneminde gerçekleştirilen Sicilya’nın fethidir. Ziyâdetullah (827-828) yılında Kadı Esed b. Furat’ın komutanlığında adaya gönderdiği ilk büyük deniz filosuyla adaya başarılı bir hamle gerçekleştirmiştir. Esed’in Saragoza’yı işgali sonrasında gemiler çok sayıda esir ve bol ganimetle geri dönmüştür. 835 yılında Palermo’ya, 836 yılında da adadaki pek çok şehre başarılı seferler düzenlenmiştir.

Başarılı dış seferler sonucunda diğer civar devletlere nazaran daha nüfuzlu bir
konuma gelen Ağlebîler II. İbrahim’in tahta çıktığı 875 yılında gücünün zirvesine
ulaştılar. Ancak, II. İbrahim dönemi (875-902), aynı zamanda devletin yavaş yavaş çözülmeye başladığı dönemin de başlangıcı oldu.

II. İbrahim döneminde gerçekleştirilen para ıslahından dolayı “dirhem
ayaklanması” diye bilinen ayaklanma patlak verdi (983). Bu isyan, esnafın dükkânları
kapatıp saraya doğru yürüdüğü, geniş katılımlı bir olaydı.

İdareye karşı nefretin oluşmaya başladığı bu uygulamadan sonra Ağlebîler hiçbir zaman eski gücüne ulaşamadılar. Bu yıl, aynı zamanda ilerde bahsi geçecek olan Dâî Abdullah eş-Şiî’nin Kutâme bölgesine yerleştiği yıldır ki on altı yıl sonra 909’ da başkent Rakkâde’yi ele geçirecektir.
Öte yandan aynı dönemde II. İbrahim’in takip ettiği sert politikalar sonucunda bazı
şehirlerde isyanlar çıktı ve halkın kendisine olan kini git gide arttı. Bu isyanlarda İbrahim kendisine sadık olan zenci köleler sayesinde iktidarını koruyabildi. Ancak onu esas korkutan şey, Dâî Abdullah eş-Şiî’nin Kutâme kabilesi arasında elde ettiği başarı idi. Zira Dâî kendisine karşı savaşmaya cüret etmese bile şifahî olarak tehditler savuruyordu.
Mağrib’de Şia tehlikesi baş göstermişken II. İbrahim, yerine Muhammed b.
Ziyâdetullah’ı Rakkâde’ye bırakarak, pek de tehlike arzetmeyen Sicilya’ya doğru sefere çıktı. Şüphesiz Ziyâdetullah döneminde Sicilya’nın fethi iç barışa katkıda bulunmuştu.
Ancak bu hamle pek uygun bir zamanda gerçekleşmedi. Çünkü Dâî’ye karşı gönderilecek ordu memleketten uzak diyârlara gönderilmişti. Nitekim, İbrahim Sicilya’nın Teberman kalesini ele geçirirken, bu durumu fırsat bilen Dâî de 902’ da Kutâme kabilesi topraklarındaki Mîle kalesini ele geçirdi.
.

__________________
Liêbe KømmT.. Liêbe GêhT ..
Rita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
durumu, fatimî, fatımi, genel, hâkimiyetinden, mağribin, magribin, önce

« Talas Savaşı | - »
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



WEZ Format +2. Şuan Saat: 18:34.


Powered by vBulletin® Version 3.8.10
Copyright ©2000 - 2019, vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0

İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Tarih.gen.tr Tarih Forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Tarih.gen.tr sitesindeki konular yada mesajlar hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler için iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Tarih.gen.tr yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve gerekli işlemler neticesinde size dönüş yapılacaktır.