Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı
Kapat
   

Geri git   Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı > Avrupa Tarihi > Orta Çağ Avrupa (5-15. yüzyıl arası) > Bizans İmparatorluğu

Bizans İmparatorluğu Bizans İmparatorluğu ve Uygarlığının Tarihi ile Kültür ve Medeniyeti bölümü

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05 Nisan 2015, 03:01   #1
Super Moderator
certyle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21 Ocak 2012
Bulunduğu yer: Ankara
Konular: 166
Mesajlar: 567
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
certyle isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart I. Manuel Komnanes'in Konya Seferi (1146)

Manuel babasının ölümü üzerine İstanbul’a hızlı ve acil bir şekilde ulaşması gerekmekteydi. Bu sebeple Selçuklu topraklarından gerekli izinleri almadan geçmişti. Selçuklu tahtında bulunan I. Mesud, Malatya kuşatmasını Bizans tehdidine karşı keserek Manuel’e karşı yola çıkmıştı. Ancak Manuel’in doğrudan İstanbul’a gitmesiyle herhangi bir savaş durumunun olmadığını anlamış ve Sultan I. Mesud Malatya kuşatmasına tekrar başlamıştı. Bizans ordusu, Selçuklu topraklarından geçerken, Manuel’in kuzeni Andronikos ve yeğeni ile evli olan Theodoros Dasiotes esir edildi. Çok geçmeden onların niyetinin avlanmak, ordunun et ihtiyacını karşılamak olduğu anlaşıldı ve hiçbir fidye karşılığı olmadan, Sultan I. Mesud esirleri serbest bıraktı. Yine aynı yıl içerisinde Selçuklulara bağlı Türkmen boylarının, Bizans sınırlarına yapmış olduğu akınlar sebebiyle Manuel bir sefere çıktıysa da rahatsızlığı sebebiyle İstanbul’a geri dönmek zorunda kaldı. Böylece Manuel’in Türklerle mücadelesi tatsız bir şekilde başlamış oldu.

1146 yılında Manuel, Türklerin Batı Anadolu’ya akın ettikleri, Kelbianon’a (Küçük Menderes) kadar yağma ve tahripte bulundukları sebebiyle Konya’ya sefer düzenlemeye karar verdi ve seferini de şu mektupla I. Mesud’a bildirdi; “ Bilmeni isteriz ki sen, üzerine saldırmamız için bizi tahrik eden şeyler yaptın. Bizzat kendin bizden Prakana’yı gasp ettin. Burası sana ait değildi ve son zamanlarda Romalıların topraklarına saldırdın. Roma’nın müttefiki olan Yağıbasan ve birçok kabile reisi ile savaşmaktan çekinmedin. Sen zeki bir adamsın, Romalıların bunu asla göz ardı etmeyeceklerini anlamalısın. Tanrının yardımı ile sen bunun cezasını kat kat ödeyeceksin. Ya mantıksız davranışlarından uzak dur, ya da Romalılarla savaşmaya hazır ol.” Sultan I. Mesud ise karşılığında şu cevabı verdi; “Mektubunuzu aldık, azametli İmparator! Ve emrettiğiniz gibi hazırlandık. O halde ordunuza ilerlemesini emredin, uzun görüşmelerle bizi bekletmeyin. Gerisi, yani durumun nasıl gelişeceği Tanrı’nın inayetine kalmıştır. Ordugâh kurduğumuz Akşehir karşılaşma yerimiz olsun” İfadelerini kullanarak iki taraf da savaş için hazır olduklarını belirtmiştir. Manuel savaş için yola çıktığında Sultan I. Mesud ordusunun bir kısmı Bizans kuvvetlerinin önünü kesmesi için Afyon yakınlarına gönderdi. Kalograia Tepesinde Sultan I. Mesud’ un öncü kuvvetleri ile Manuel’in kuvvetleri karşı karşıya geldi. Sultanın askerleri bu ilk saldırı da ağır bir darbe aldı ve çok az kısmı geri çekilmeyi başarabildi. Bunun haberini alan Sultan I. Mesud ordusunu Akşehir’den Konya yakınlarına çekti. Geri çekilme haberi Manuel’e ulaşınca ordusunu hızlıca harekete geçirerek Mesud’un peşine düştü. Sultan I. Mesud ise ordusunu Koya Kalesine kadar geri çekti. Sultan kale içerisinde bulunmanın ordu için tehlike arz edeceğini düşündüğü için orduyu iki kısma ayırma kararı verdi. Ordunun bir kısmı Konya Kalesinin arkasında yüksekçe bir tepede bulunan Kabala Kalesine çekti. Kendisi ve ordunun diğer kısmı da kalenin sağ kanadına geçti. Manuel ise üstün askeri tecrübesi sayesinde Sultanın nerede olduğunu kısa zamanda anlamıştı. Ordusuna şu şekilde seslendi; “Romalılar! Barbarların hilesi sizin dirayetinizi korkuya dönüştürmesin. Önümüzde görünür bir ordu sancağı olmadığı için, onların başka bir yerde başka orduları olduğunu sanmayın. Bence Türklerin başka askeri birlikleri yok. Sancakları orada çalılıklar içinde gizlenmiş; böylece bizi sanki çok kişi varmış gibi korkutmak istiyorlar. Barbarların sayısına şaşmayın, aksine zaafını küçümseyin. Tabiatıyla hakikat, hayal ile uyumlu değildir. Nitekim ben hemen onlarla karşılaşmak üzere öncü birlikleri ile yola çıkıyorum ve siz de ordunun geri kalan kısmı ile disiplin içinde düşmanın pususuna düşmeyesiniz diye, beni arkadan takip etmelisiniz” dedi. Sözlerini tamamladıktan sonra Manuel, Türk kuvvetlerinin ikiye bölünmesi sebebiyle Türklerin gerçek gücünü hesap edememişti. Başında bulunduğu birlikler ile Türkler üzerine saldırıya geçti. Türkler, sayısının düşman kuvvetlerinden az olduğu zamanlarda kendilerine has olan savaş tekniğini yani sahte geri çekilmeyi (ricat) uygulardı. Manuel’in ilk saldırısı da bu taktiğin uygulanmasına mahal verdi. Türkler geri çekilmeye başlayınca Manuel’in başında bulunduğu birlikler Türklerin peşine düştü ve arkada bırakılan Bizans ordusu ile araları açılmaya başladı. Bu esnada Konya kalesinde kalan Türk kuvvetleri arkada kalan orduya ani bir baskın düzenledi ve Bizanslılar ağır bir darbe aldı. İmparator I. Manuel Komnanes baskını haber alır almaz en usta birliklerini toparlayıp yardıma gönderdi. Gelen yardım sonrasında ordu çok bitkin düşmüş ve paniğe kapılmışlardı. Ordusunun bu panik havasından nasıl kurtulabileceğini kafasında planlayan imparator hemen devreye soktu. Kendi miğferini yanındaki askerlerinden birisine vererek ordu içerisinde havaya kaldırıp sallamasını emretti. Bu sayede ordu, Sultan I. Mesud’un esir edildiğini düşünecek ve kendine gelecekti. Plan uygulamaya konulunca düşünüldüğü gibi oldu ordu hemen eski düzeni içerisine girdi. Ertesi gün Manuel kalenin etrafını çevirip kaleyi kuşatmaya aldı. Çok geçmeden kaleyi ele geçiremeyeceğini anladı ve Sultan’a yardımcı kuvvetlerin geldiğini öğrenince, İstanbul’a dönüş yolunun kesileceği endişesiyle ordusunu toplayıp başşehre döndü. Aynı zamanda Batı’dan gelen haberler yeni bir Haçlı Seferinin başlayacağına işaret etmekteydi. İmparator bir yandan da İstanbul’a dönüp hazırlıklara başlamak istiyordu. Geri dönerken de kale yakınlarında ki birçok yeri yakıp yıkarak yoluna devam etti. Bu yıkım esnasında birde Türk Mezarlığı hedef alınmıştı. Kabirlerde ki cesetler yüzeye çıkarılmıştı. Doğrudan hakaret etmeden başka bir şey değildi. Manuel bu olaydan haberdar olunca sultanın annesinin de orada olduğunu ve ona dokunulmamasını emretti. Manuel’in bu davranışı belki de olayların daha da büyümemesine sebep olmuştu. Dönüş yolundayken Sultan Mesud’a bir mektup daha yolladı ve şu şekilde seslendi; “Seni defalarca aradık ama seninle karşılaşamadık Sürekli kaçıyor, gölge gibi kayıp gidiyorsun. Gölgelerle savaşır gibi olmamak için şimdi evimizin yolunu tutuyoruz. Baharda karşına daha hazırlıklı geleceğiz. Kendine hiç yakışmayan şekilde, böyle kaçmamaya dikkat etmelisin.”

Kaynak;KHİANNAMOS, Ioannes, Historia, (çev. Işın DEMİRKENT), TTK, Ankara 2001

__________________
certyle isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
1146, komnanesin, konya, manuel, seferi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



WEZ Format +2. Şuan Saat: 17:13.


Powered by vBulletin® Version 3.8.10
Copyright ©2000 - 2019, vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0

İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Tarih.gen.tr Tarih Forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Tarih.gen.tr sitesindeki konular yada mesajlar hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler için iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Tarih.gen.tr yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve gerekli işlemler neticesinde size dönüş yapılacaktır.