Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı
Kapat
   

Geri git   Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı > Diğer Bilim Dalları > Edebiyat ve Türkçe > Edebiyat ve Türkçe Makaleleri

Edebiyat ve Türkçe Makaleleri Türkçe ve Edebiyat Bilimiyle İlgili Yazılan Akademik Makaleler

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 20 Ağustos 2013, 21:58   #1
Özel Üye
Rita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13 Nisan 2010
Konular: 1877
Mesajlar: 2.019
Aldığı Beğeni: 12
Beğendikleri: 0
Rita isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart Türk Dili ve Edebiyatı Bölümlerinin Sorunları

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri Türk Dili ve Edebiyatı makaleleri Türk Dili ve Edebiyat soruları

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri sosyal bilimlerin temel şubelerinden biridir. Diğer sosyal bilimlerin çoğunda olduğu gibi bu bölümlerin açılması ve işlevsellik kazanması da 20. yüzyılın başında gerçekleşmiştir. Bugünkü biçim ve formatında olmasa bile Türkiye de aşağı yukarı edebiyat bölümleriyle İstanbul Darülfünunu üzerinden yüzyılın ilk çeyreğinde tanışmış, böylece, edebiyatın bilimleşme süreci bir anlamda Türk Dili ve Edebiyatı bölümleri üzerinden kendine pratik zemin bulmuştur. Her ne kadar Darülfünun ile Ankara’da açılan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi arasında çeyrek asırdan fazla bir zaman dilimi varsa da bu bölümlerin açılması Türk dili, edebiyatı ve edebiyat biliminin teorisi için önemli kazanımlara vesile olmuştur. Dil ve edebiyat alanına yönelik olarak gerçekleşen gerek bağımsız düzeyde, gerekse kurumsal ve tüzel kişilikler düzeyindeki çalışmalar bu alanların güçlenmesine, dallanıp budaklanarak gelişmesine vesile oldukları kadar medeniyet ve kültür algısının değişmesi, toplum-edebiyat ilişkisinin aldığı yeni biçimler ve çağa özgü hız, geçmişte olmayan yeni sorunların varlığını da beraberinde getirmiştir. Bugün itibariyle Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinin sorunları aynı zamanda edebiyat sanatı ve ona bağlı uğraşlar ile edebiyat bilimi ve onun teorisiyle pratiğini oluşturan alanların da başını ağrıtmakta, dolayısıyla bu bölümlerin halihazırdaki sorunlarının çözümü aynı zamanda edebiyat sanatı ile edebiyat biliminin önündeki engellerin hafifletilmesi anlamına gelecektir. Gerçekte, “edebiyat dünyası” olarak algılayacağımız edebiyat sanatı ve onun çevresindeki her türlü oluşum ile edebiyat bilimi ve ona ilişkin hareketlenmelerin neredeyse tamamı birbirine sıkıca bağlı, ayrılmaz belli kıkırdak dokuları ihtiva ettiğinden edebiyat dünyasına yönelik çözümler de ortak rahatlama alanları açacaktır.
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümlerinin birincil sorunu “sınırlandırma” meselesidir. Aslında, her bilim, varlık nedenini ve ontolojisini ortaya koymaya kendini sınırlayarak başlar. Kendiyle, kendi dışındakiler arasına çizgi çekme, aynı zamanda doğasını daha kolay tanımlayarak varlığını sabitleme anlamına gelmektedir. Bu manada, Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinin öncelikle neden ibaret oldukları ve neyi dışarıda bıraktıklarına acilen karar vermeleri; bugüne değin varolagelen varlık alanına yönelik ciddi bir özeleştiri içine girmeleri gerekir. Böylesi bir sorgulamada, ilk elden akla gelen şey “dil” ve “edebiyat” ayrımının artık kesin hatlarla birbirinden ayrılmasına duyulan ihtiyaçtır. Edebiyat ile dil arasındaki bağ, başka herhangi bir sosyal bilim disiplininde olduğundan daha güçlüdür elbette; ama, artık edebiyat da dil de o kadar karmaşıklaşmış, öylesine dal budak salmıştır ki her ikisini aynı kabın içinde telakki ederek analiz geliştirmek ciddi dikkat dağınıklıklarına yol açmaktadır. Beynin iki farklı yarım küresi nasıl birbiriyle tepkimeye girdiği halde hareket kabiliyeti bakımından farklı işlevlerle donatılmış ise Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinin iki yarım küresi de böylesi bir ayrışmada hem kendilerini daha yakından ve net görecekler hem de ele aldıkları konuyu daha sağlıklı sonuçlara vardıracaklardır. Üstelik böylesi bir ayrışmada büsbütün bir kopuş değil, sadece önem derecelendirmesine yönelik yeni bir yapının oluşturulması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Yani, örneğin Türk Edebiyatı, Türk Edebiyatı ve Kültürü benzeri bir isimlendirmeye bağlı yapısal dönüşümde dil tamamen devre dışı bırakılmayacak, bunun yerine yüzde ellilik ağırlık oranı, diyelim, yüzde otuzlara, yirmilere düşürülecektir. Böylece, merkezde yer alan edebiyat, dilin imkanlarından yararlanmaktan mahrum kalmayacak, öte taraftan kendisine daha fazla vakit ve dikkat ayıracağından tespit ve hükümleri olması gerekene, ideale daha yakın duracaktır. Aynısı dil için de geçerlidir elbette. Türk Dili, Türk Dilleri, Türk Dili ve Dilbilim benzeri bir isimlendirme ve ona bağlı olarak taazzuv etmiş bir disiplinin dile, dilin doğasına ve Türk diline daha sağlıklı yaklaşımlar sunacağı aşikardır.
Böylesi bir yapılanmada kabaca, Türk Edebiyatı Bölümlerinin program içeriğinde, edebiyatın teorisi, yöntemi, tarihi, eleştirisi, karşılaştırmalı edebiyatlar, türler vs. yer alırken, seçmeli olarak da gramere paralel biçimde, metin dilbilimi ve göstergebilim kuramlarına yer verilebilir; aynı şekilde Türk Dili Bölümlerinin program içeriklerinde, gramerin ve dilin art zamanlı öğretimlerinin yanı sıra, dil bilimi, gösterge bilimi, metin dil bilimi, karşılaştırmalı dil teorileri benzeri bir yapılanmaya yer verilebilir. Müfredatın merkezinde yer alan bu yapılanmanın kıyısına da dil-edebiyat ilişkisi teorileri, edebiyat teorilerinin bizatihi kendisi ve yine dil-zihniyet-kültür üçgeninden beslenen seçmeli dersler konulabilir; böylece her iki alan da birbirinden bağımsız ırmaklar olarak bazen ayrışan bazen de kesişen noktalarıyla geleceğe doğru akarlar. Halihazırdaki müfredatta dil ve edebiyat öğretiminin iç içeliğinin yarattığı karmaşa bir tarafa, bir bölümün dil ağırlıklı mı edebiyat ağırlıklı mı olacağı orada çalışan akademisyen profiline, sayısına göre biçimlenmektedir. Bu da Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinden mezun olan lisans öğrencilerinin bazen birbiriyle hiç alakası olmayan formasyonlardan geçerek mezun olmalarına, dahası, ortak bir dil kullanma zafiyetine kadar ciddi sorunlara yol açmaktadır. Gerçekte bu program yoğunluğu ve dağınıklığı aynı zamanda lisansüstü düzeydeki ihtisaslaşmanın, özele inmenin yollarını da tıkamakta, en azından geciktirmektedir.
Bütün bunların gerçekleşebilmesi ve Dil ile Edebiyat bölümlerinin bağımsız bir alan inşa etmeleri için öncelikle Fen-Edebiyat mantığının Yüksek Öğretimden tamamen temizlenmesi gerekmektedir. Çünkü edebiyat biliminin bağımsız bir çalışma disiplini olmasının önündeki teknik kusurların altında Edebiyat’ın Fen’in gölgesinde kalması, ezilmesi yatmaktadır. Fakültelere aktarılan bütçelerin neredeyse tamamına yakını Fen şubelerine aktarılmakta, edebiyat bölümlerine ise sadece toner ve kağıt kısmı düşmektedir. Buna bir de fen bilimlerine özgü zihniyetlerin edebiyata bakışındaki anomaliler eklenince durum daha bir vahim hale gelmektedir. Dolayısıyla, öncelikle çözülmesi gereken konuların başında, bağımsız Edebiyat Fakülteleri oluşturmak ve oraya bağlı Türk Dili ile Türk Edebiyatı Bölümlerinin hareket kabiliyetini artırmak; bunun hemen ardından da dil ve edebiyat alanlarını ayırarak bağımsız çalışma disiplinleri şeklinde organize edip dört yıllık yapılanmaları bu muvacehede gerçekleştirmek gerekiyor.

Prof.Dr. İsmet Emre

__________________
Liêbe KømmT.. Liêbe GêhT ..
Rita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
bolumlerinin, bölümlerinin, dili, edebiyati, edebiyatı, sorunlari, sorunları, turk, türk

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



WEZ Format +2. Şuan Saat: 05:09.


Powered by vBulletin® Version 3.8.10
Copyright ©2000 - 2021, vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0

İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Tarih.gen.tr Tarih Forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Tarih.gen.tr sitesindeki konular yada mesajlar hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler için iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Tarih.gen.tr yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve gerekli işlemler neticesinde size dönüş yapılacaktır.