Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı
Kapat
   

Geri git   Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı > Osmanlı Tarihi > Osmanlı Duraklama Dönemi

Osmanlı Duraklama Dönemi Osmanlı Duraklama Döneminin Siyasi, Sosyal ve Askeri Gelişmeleri

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 26 Aralık 2011, 21:45   #1
Özel Üye
Rita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13 Nisan 2010
Konular: 1877
Mesajlar: 2.019
Aldığı Beğeni: 12
Beğendikleri: 0
Rita isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart II. Viyana Kuşatması

prülü Fazıl Ahmed Paşa'nın vefatı üzerine, 5 Kasım 1676 tarihinde Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadrazamlığa getirildi. Rusya seferinin, yapılan barış antlaşmasıyla bitmesinden sonra, Macaristan'da Avusturya'ya karşı isyan edip tekrar Osmanlı Devleti himayesini isteyen Tökeli İmre (Emeric Thökely), Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından Orta Macaristan Kralı ilan edildi.

Macarların lideri konumuna gelen Tökeli İmre, Avusturya kralı I. Leopold'a karşı direnişe geçti. Tökeli'nin Osmanlılardan yardım istemesi üzerine, bunu fırsat bilen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Viyana'yı kuşattı(14 Temmuz 1683).

60 gün süren kuşatma sırasında Viyana'ya 18 büyük yürüyüş gerçekleştirildi. Ancak büyük ve son saldırı için Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sürekli bekliyordu. Bu arada Papanın çağrısı üzerine Lehistan Kralı Jan Sobiyeski Viyana'nın yardımına yetişti.

Düşmana 80 bin kişilik ordusuyla büyük moral ve güç kazandıran Lehistan Kralının gelmesiyle, Osmanlı Ordusu iki ordu arasında sıkıştı. Kırım kuvvetlerinin yeterli gayreti ve mücadeleyi göstermemesi üzerine, Osmanlı ordusu dağıldı ve büyük bir bozguna uğradı; ordu hızlı ve düzensiz şekilde Belgrad'a doğru geri çekildi.

İkinci Viyana Kuşatması'ndaki başarısızlık Sultan Dördüncü Mehmed'in Merzifonlu Kara Mustafa Paşaya olan güvenini sarsmadıysa da, düşmanları sadrazamı başarısızlığın tek sorumlusu olarak gösterdiler. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Belgrad'da idam edildi. Yerine Kara İbrahim Paşa sadrazamlığa getirildi.

Viyana önlerinde bozguna uğrayan Osmanlı Ordusu geri çekilince düşman kuvvetleri Macaristan girdi. Sırasıyla Vişgrad (18 Haziran 1684), Uyvar (19 Ağustos 1685), Budin (2 Eylül 1686) kaleleri Avusturyalıların eline geçti. Diğer taraftan Venedik, Avusturya ile anlaşarak Osmanlı Devleti'ne karşı cephe açtı ve adaların bazılarını ele geçirdi. Venedik Yunanistan'da Patras, Korent, İnebahtı, Mizistre gibi önemli kalelere ve son olarak Atina'yı ele geçirdi (25 Eylül 1687).

İkinci Viyana Kuşatması'nın Osmanlı tarihinde önemi büyüktür. Şimdiye kadar bu denli büyük bir yenilgiye uğramayan Osmanlı Devleti artık gerilemeye başlıyordu. İkinci Viyana Kuşatması'ndan sonra Avrupa Devletleri Türkleri Avrupa'dan çıkarma umuduna kapılıp kutsal ittifakı kurdular.

Avusturya ve Venedik'e karşı alınan mağlubiyetler ve önemli kalelerin kaybedilmesi Osmanlı Devleti'nde büyük yankı uyandırmıştı. Ordu da isyanlar başladı. Askerler başarısızlığının sebebi olarak Sultan Dördüncü Mehmed'i suçluyorlardı. Askerlerin isteği ile sadrazam olan Siyavuş Paşa, bütün devlet adamlarının hazır bulunduğu bir toplantıda Sultan Dördüncü Mehmed'in tahttan indirilerek yerine Şehzade Süleyman'ın tahta geçirilmesine dair bir karar aldı. Sultan Dördüncü Mehmed 8 Kasım 1687 tarihinde tahttan indirildi.

Führer bu mesaja teşekkür etti
__________________
Liêbe KømmT.. Liêbe GêhT ..
Rita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24 Nisan 2012, 17:07   #2
Yeni Üye
Führer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21 Nisan 2012
Bulunduğu yer: Adana
Konular: 7
Mesajlar: 27
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
Führer isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

Aslında 2. Viyana kuşatmasının başarısızlıkla sonuçlanmasının farklı bir nedeni var ve bu neden herkes tarafından bilinmiyor. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa viyana yı alacak güce sahipti nedeni ise Osmanlı'da bir kale kuşatılıp zorla anlaşma olmadan alınırsa o kalenin askerler tarafından 3 gün yağma izni vardı ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa viyana'nın çok güzel bir şehir olduğunu düşünüp kalenin teslim olmasını bekliyordu fakat gelen yardımları gözönüne almamıştı. bu kural sadece İstanbulun fethinde çiğnenmişti hatırlarsınızki Fatih Sultan Mehmet istanbulun yağmasına ancak 1 gün izin vermişti.

certyle bu mesaja teşekkür etti
__________________
Çağ açıp çağ kapayanlardanız...
Führer isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25 Nisan 2012, 00:00   #3
Super Moderator
certyle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21 Ocak 2012
Bulunduğu yer: Ankara
Konular: 166
Mesajlar: 567
Aldığı Beğeni: 2
Beğendikleri: 0
certyle isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

Führer'in dediklerine katılıyorum. Osmanlı 2. kuşatmada çok rahat Viyana'yı alırdı.Stratejik hatalar çok fazlaydı.En başta padişaha haber verilmeden gidilmesi,Vİyana'yı geçilmesi en zor yerinden taaruza başlaması başarısız olmanın başlıca etkenler olmuştur.

Führer bu mesaja teşekkür etti
__________________
certyle isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25 Nisan 2012, 09:15   #4
Yeni Üye
kuman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Aralık 2011
Bulunduğu yer: Bursa
Konular: 38
Mesajlar: 157
Aldığı Beğeni: 2
Beğendikleri: 0
kuman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

Mustafa Paşa, şehri güzel olduğundan değil islami adetlere uyması gerektiğinden yağma etmek istemiyordu. Çünkü orduda eğitimli asker çok fazla yoktur artık. 2000 kadar eski savaş kurallarını bilen yeniçeri dışında( Onlarda Kara Mustafa Paşa'nın geri çekilmesine olanak vereceklerdir. Jan Sobieski mektubunda bahseder onlardan ve çok cesur askerler ancak hepsini tüm gün boyunca kestik diye yazar) gerisi yağma amaçlı oradaydı. Mustafa Paşa bunun farkındaydı. Ancak şehrin çoğu suru zarar görür. Amannameyi geri çevirdiği için kale komutanı olan Stahremberg'i korkutmak için şehri tüm gün top atışına tuttu.
Osmanlılar neden kaybetti? Öncelikle şunu söyleyeyim. Kara Mustafa Paşa Atatürk'ün de dediği gibi tarihte çok önemli askeri kişiliktir. Piri Reis 16.yy.da nasıl kişisel çıkarlara bayağı bir siyasete kurban gittiyse Kara Mustafa Paşa da aynıdır. Murad Giray ki Viyana etrafındaki kuzey köprülerini tutmakla görevliydi. Ganimetin peşinde olduğundan ve Kara Mustafa Paşa ona yağma yapıyor yabancı halka zarar veriyor diye tokat attığından köprüleri tutmaz. İmre Tököli, Osmanlı ordularını Oraya kadar getirtip çünkü kendi halkı olan Macarları Avusturyalılardan kurtarmak amacıydı. Ancak Osmanlıları kullandı sonra ortada bıraktı. Abaza Kör Hüseyin Paşa ki Mustafa Paşa çok güvenir sırf bu zat yüzünden 300 adamıyla kendinden sayıca fazla olan Avusturya ordusuna saldırır. Şehit olur. İmre Tököli, ben savaşmam der. Çünkü benim işim değil der. Uzunçarşılı'nın Osmanlı Tarihi'nde yazdığına göre Hüseyin Paşa bunun üzerine ben şimdi kaçarsam Sultanıma ne derim der ve şehit olur. Bu olay Mustafa Paşa'yı çok etkiler. 12 Eylül 1683'e gelirsek savaş 5 saatle kayıp edildi. Kara Mustafa Paşa'nın planı muazzam işledi. Ancak tatarların yanında İmre Tököli, Antepli Anadolu beğlerbeği ki o da ordunun sipahi kumandanıdır. Savaştan kaçar hem de savaşa hiç girmeden....
Son olarak Uzun İbrahim Paşa, savaş sonunda Kara Mustafa Paşa'nın hırsına kurban gittiğinde şöyle der: Padişahımıza söyleyin Kara Mustafa Paşa'ya dokunmasın. Çünkü bu devleti ileri götürecek O'dur. (Uzunçarşılı- Osmanlı Tarihi)

Führer bu mesaja teşekkür etti
__________________
Tarih, öncekine bakıp sonrakini görmektir.
kuman isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Nisan 2012, 01:59   #5
Yeni Üye
aynştayn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27 Aralık 2011
Bulunduğu yer: Eskişehir
Konular: 83
Mesajlar: 195
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
aynştayn isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

Ya siz yanlış biliyorsunuz, ya da bize okulda yanlış öğretiliyor. Ders notlarımı aynen aktarıyorum: ''...Avusturya 20 yıl süreli olan Vasvar Antlaşmasını yenilemek için elçi göndermiştir. Merzifonlu ise anlaşmaya yanaşmamış ve gelen elçilik heyetini aylarca bekletmiştir. Elçi anlaşma zemini hazırlamak için yüklü miktarda para teklif etmiştir. Ancak Merzifonlu ise Raab (Yanıkkale) ve Komorn kalelerini istemiştir, Avusturya elçisi ise buna yanaşmamıştır. Toprak kaybı pahasına da olsa anlaşma emri verilen Avusturya elçisi bu isteği kabul etse dahi Merzifonlu bu anlaşmayı yenilememiş ve 1683' te Viyana Seferine çıkmıştır. Hedef ilk başta iki sınır kalesidir. Ancak Avrupa içlerine ilerlerken yol üztündeki beyliklerden katılan askerlerle ordu nüfusu kalabalıklaşınca Merzifonlu hedef değiştirmiştir. Budin Beylerbeyi, Kırım Hanı ve bölgedeki eyalet valileryle bir görüşme yapıp fikri müzakere etmiştir. Görüşme beyler tarafından Viyana Seferine çıkmama yönünde sonuçlanmıştır. Sebepleri ise ilk başta getirilen topların küçük olması, bu topların Viyana' yı almaya yetmeyeceğini düşünmeleri, bunun için 1 yıl hazırlık yapmak istemeleridir. Merzifonlu ise 1 yıl bekleme durumunda Avusturya' nın da hazırlık yappacağını düşünerek kabul etmemiş ve bir an önce Viyana' ya gitmek istemiştir. Viyana (Beç) Kalesi kuşatılmıştır ancak birtakım sıkıntılar yaşanmıştır:
1 - Toplar Viyana kalesini yıkacak kadar güçlü değildi.
2 - Kalenin zayıf olan yerlerinin önünde bataklık olduğu için en güçlü yerinden kuşatılmak zorunda kalınmıştır.
3 - Avusturya zor durumda kaldığı anda geleceğini tahmin ettiği Fransız saldırısına uğramadığı için tüm gücüyle savunma yapmıştır.
4 - Avrupa' nın muhtelif yerlerinden (Papalık, Lehistan) yardım geldiği için ordu ikiye bölünmek zorunda kalmış ve gelen yardımlara karşı koymaya çalışmıştır..'' Yani zikredildiği gibi Merzifonlu' nun aslında şehri alacak gücü yoktu. Ayrıca Tököli İmre Merzifonlu tarafından kral ilan edilmemiştir. Daha önce Fransızlardan ve Lehlerden yardım isteyen Tököli umduğunu bulamayınca Osmanlılardan yardım istemiştir zaten elinde olan mevkiini koruma şansı elde etmiştir. Kırım Hanı konusuna gelince yeterli gayret değil hiç gayret göstermemiş; Lehlerin yolunu kesmek için yol üzerindeki bir köprüyü tutma görevi verilmiş ve Han ise Osmanlının mezhep yüzünden Tatarları at eti yedikleri gerekçesiyle ikinci sınıf müslüman sayması sebebiyle içerleyen Han kasıtlı olarak görevini yerine getirmemiştir.

__________________
Akıllı insan düşündüğü herşeyi söylemez, fakat söylediği herşeyi düşünür.
aynştayn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Nisan 2012, 08:53   #6
Yeni Üye
kuman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Aralık 2011
Bulunduğu yer: Bursa
Konular: 38
Mesajlar: 157
Aldığı Beğeni: 2
Beğendikleri: 0
kuman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

Kaynakları ve kendi bilgilerimi yazdım ve yazıyorum: Avusturya elçisi komarom ve raab'ı hiçbir zaman vermez. Bu Avusturya açısından yerinde bir karardır. Bu 2'sini verirse Viyana'yı savunamazlardı. Savaş kararına gelince (Doğrudur ya da yanlıştır orası tartışılır ) Mustafa Paşa çocukluğundan beri aldığı eğitim gereği hep yüksek hedefler koymuştur. Çocukluğunda atıyla Roma sokaklarında dolaşmak istediğini söylediği rivayet edilir. Yani ordu yola çıktığında askerler olmasa da kumandanlar seferin Viyana'ya olduğunu biliyorlardı. Çünkü Osmanlı ordularında büyük bir sefer icra edileceğinde askerlerin aileleri de gider ve Viyana Seferinde de böyle oldu. Ordu mevcudunun 300 bin civarında olduğu söylenir!.. Yanıkkale önünde yapılan bahsettiğiniz meşveret meclisinde, birçok komutan evet, 1 yıl beklenilmesini söyler. Ancak bu mümkün değildir. 300 bin civarında hadi sadece askerleri saysak 150 bin kişiyi o coğrafyada tutamazsınız! Napoleon'un asker sayısı olarak baktığınızda Rus seferinde neler çektiğini hatırlayın. Bunun yanında Mustafa Paşa'nın o meclisteki hiç kimseye güveni yoktur. Kendisinin hem sarayda hem de ordu içinde rakipleri vardır. Aynı mecliste Uzun İbrahim Paşa 1 yıl bekleyelim dediğinde gayet makul bir şekilde demesine rağmen Mustafa Paşa "Ak Sakallı Korkak" demiştir ona.
1- Bu hep söylenir. Ancak ben bunun doğru olduğuna inanmıyorum. Çünkü 12 Eylül 1683'de Osmanlı ordusu 100 adamın yan yana duracağı kadar genişlikte surda delik açmıştır. Ki Osmanlı mevzileri çok yakına kadar kurulmuştur. Viyana surları zaten harap bir hale getiriliyor. Ancak Osmanlıları zorlayan surların kuvvetli olması değil istihkamların iç içe 3 tane büyük sur barındırmasıdır.
2- Çünkü yağmur mevsimi. Ayrıca Osmanlı kayıtlarında askerlerin toprağı kazamadığından bahsedilir. Tüm bunlara rağmen Viyana'nın en güçlü olduğu surları ve viyana mevzileri bile sağlam değildir ( A.Camesina, dönemin önemli şahsiyetlerindendir. Bu durumu rapor eder).
3- Viyana'da gerçekten çok büyük bir askeri güç yoktur. 8 Milis bölüğü olduğunu biliyoruz. Bunlarda talim yapmaz burçlarda yaşıyorlar. Asıl Viyana ordusu 1680'lere doğru olan veba salgınında kırılmıştır.100 binlik bir nüfusu olduğu biliniyor şehrin. Kale komutanları Stahremberg'ler( Baba ve Oğul), 2000 kişilik gençlerden birlik kurarlar. Aynı günde dağılır.Halk, Osmanlılar'dan surları gizlice aşıp yiyecek vs. aldıklarını biliyoruz. Ayrıca Avusturya kralı bile eşi hamile olduğundan şehirde kalmaz ( Leopold I). Ancak tüm bunlara rağmen Viyana, az sayıda da olsa şehirdekilerle güçlü bir savunma yapmıştır. Bunu da sağlayan bugün Viyana'da heykeli de bulunan değerli kumandan Von Stahremberg'dir.
4- 12 Eylül muharebelerinden bahsediyorsunuz. Ordu 3'e bölünür. Öncüler, Mustafa Paşa'nın yanındakiler ve Kuşatmaya devam edenler. Kahlenburg bölgesinde sabah çatışmalar başlar ve Kahraman İbrahim Paşa Sobieski'nin çadırının önüne kadar gelir. Ancak Viyana ordusunda olan bir İngiliz askerin dediği gibi tepelerden -Leh Süvarileri ki kanatlı hüssarlar- kara bir yağmur gibi iniyorlardı der. O gün 3 çarpışma olur. İlki eşittir. İkincisi eşittir. Üçüncüsü ise saat 11 civarında başlar. Haçlılar'ın saldırılarına kanatlar dağıldığından ve kaçtıklarından Kara Mustafa Paşa merkez gücüyle dayanır. 6 Saat dayanır!.. Bir gözünü ve bir kolunu kaybeder. Sadık adamları onu kaçırmak istese de o gitmek istemez. Ancak yaraları ağırlaşınca 300 adamıyla geri çekilir. Haçlılar Türkler taktik yapıyor diye takip edemezler. O çarpışma da 10 bin şehit verilir. Haçlılar'ın da asker kayıpları bu civardadır. Ancak asıl vahşeti kuşatmayı devam ettirenler yaşar...
Tököli'ye gelince, Mustafa Paşa ona asker verir. Orta Macaristan senin olacak der. Ayrıca o bölgede kendi iradesiyle istediğini yapmasına göz yumar. Sonra Tököli, dediğiniz gibi mevkii alınca vefa dinlemez. Murad Giray'a gelirsek, mezheple alakası olduğunu zannetmiyorum. Önceden de bu durum vardı. Ganimetleri toplarken mezhep sorunu yok muydu? Asıl amaç bir tokat olayından bahsediliyor. Murad Giray bunu hazmedemez...Ayrıca kendi askerleri bile Osmanlılara yardım etmek ister. 12 Eylül muharebelerinde Hammer der ki, bazı Kırım süvarileri kendilerini tutamaz. Çünkü gözlerinin önünde bir harp var. Düşmana saldırmak isterler. Murad Giray'ın kendi adamlarını vurdurttuğu söylenir.
Son olarak gerçekten sarayda adam akıllı bir Sultan ve ordu içinde birlik olsaydı Viyana alınırdı. Sorun Kara Mustafa Paşa'da değildir. Kara Mustafa Paşa, benim için son derece değerli bir komutandır. En azından o dönemde birilerini inançları hedefleri uğruna birşeyler yaptığını görmek beni mutlu ediyor.

__________________
Tarih, öncekine bakıp sonrakini görmektir.
kuman isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Nisan 2012, 09:46   #7
Yeni Üye
aynştayn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27 Aralık 2011
Bulunduğu yer: Eskişehir
Konular: 83
Mesajlar: 195
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
aynştayn isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

Verdiğin bilgiler çok ilginç. Gerçekten şaşırdım. Ayrıca bu konuda muhtelif görüşlerin olması da beni şaşırttı. Neden dersen bildiğim kadarıyla bu tür olaylar resmi devlet belgelerinden ve doğruluğundan emin olunan belgeler kaynak alınarak çalışılır yani; farklı anlatımlarla yazılmışta olsalar anlatılanların büyük ölçüde tutarlılık gösterir. Ancak senin ve benim bahsettiklerimiz büyük oranda farklı bu yüzden şaşkınım. Kara Mustafa Paşa konusuna gelince görüşlerinize saygı duymakla birlikte büyük ölçüde katılıyorum. Şahsiyeti hakkında pek bir fikrim yok ancak yaptığı işler ölçütünde, özellikle kaht- ı ricalden sonra vezarete böyle dirayetli, basiretli bir adamın geliyor oluşu, Avrupa' dan geri çekiliş sürecini 100 yıl kadar uzattığına kimsenin itirazı olamaz herhalde. Hammer' a gelince Avrupa' nın ilk büyük Osmanlı Tarihçilerinden biridir. Henüz Türklerde Osmanlı Tarihi çalışmaları başlamamışken bunu bir yapmıştır bu konuda önemi vardır. Ancak genel olarak görüşleri mesnetsiz ve gerçeklikten uzak bir kişi olmasından ötürü ben Hammer' in bu savaşla ilgili olarak yazdıklarının doğruluk payı varsa bile çok az olduğunu düşünüyorum.

__________________
Akıllı insan düşündüğü herşeyi söylemez, fakat söylediği herşeyi düşünür.
aynştayn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Nisan 2012, 10:48   #8
Yeni Üye
kuman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Aralık 2011
Bulunduğu yer: Bursa
Konular: 38
Mesajlar: 157
Aldığı Beğeni: 2
Beğendikleri: 0
kuman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

Araştırılmadan tarih anlatılırsa bu tür farklılıklar olacaktır. Burada bize düşen karşılıklı okuma yapmak. Ben bu konuyu ehemmiyetle araştırdım. Askeri bilgilerin çoğunu yabancı kaynaklardan aldım ve yerli kaynaklarla karşılaştırıp akla yatkın olanları almaya özen gösterdim. Osmanlı Tarihini de bilinçli okuduğumda yukarıda yazdıklarım oluştu. Hammer hakkında dediklerinize kısmen katılıyorum ve savaşa dair verdiği bilgilerin çoğu doğru ve birçok yerde bahsettikleri mevcut. Ancak gene de dikkatli okunması gerek.

__________________
Tarih, öncekine bakıp sonrakini görmektir.
kuman isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Nisan 2012, 11:42   #9
Yeni Üye
aynştayn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27 Aralık 2011
Bulunduğu yer: Eskişehir
Konular: 83
Mesajlar: 195
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
aynştayn isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

Ne diyeyim hangisine inanayım bilemedim şimdi. Sanırım daha da detaylı araştırmalar yapmak gerek.

__________________
Akıllı insan düşündüğü herşeyi söylemez, fakat söylediği herşeyi düşünür.
aynştayn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Nisan 2012, 16:22   #10
Yeni Üye
satsan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04 Mart 2012
Bulunduğu yer: Bursa
Konular: 48
Mesajlar: 120
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
satsan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

Kuşatmanın başarısız olmasının nedenlerinden biri merzifonlu'nun Kırım Hanını aşağılaması ,Kırım hanı da buna karşılık lehistan askerlerinin geçişine göz yummasıdır.

satsan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
kusatmasi, kuşatması, viyana

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



WEZ Format +2. Şuan Saat: 19:19.


Powered by vBulletin® Version 3.8.10
Copyright ©2000 - 2020, vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0

İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Tarih.gen.tr Tarih Forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Tarih.gen.tr sitesindeki konular yada mesajlar hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler için iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Tarih.gen.tr yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve gerekli işlemler neticesinde size dönüş yapılacaktır.