Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı
Kapat
   

Geri git   Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı > Osmanlı Tarihi > Osmanlı Kültür ve Medeniyeti

Osmanlı Kültür ve Medeniyeti Osmanlı Kültür ve Medeniyeti İle İlgili Tüm Bilgiler bu Bölümde..

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10 Ocak 2012, 02:33   #1
Founder
Tarih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10 Nisan 2010
Bulunduğu yer: Olympus
Konular: 920
Mesajlar: 1.416
Aldığı Beğeni: 8
Beğendikleri: 32
Tarih isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart Osmanlı Devletinde Narh Sistemi

OSMANLI’DA NARH SİSTEMİ

Narh kelimesi Farsça kökenli olup, kelime manasıyla özellikle temel gereksinim maddeleri için resmi makamlarca saptanan ve uyulması zorunlu satış fiyatı demektir. Mal ve hizmet satış fiyatlarının kamu otoritelerince saptanması olan narhlar uygulama biçimlerine göre hem tüketiciyi hem de üreticiyi korumaya yöneliktir. Bir mal ve hizmetin satın alınabileceği en yüksek fiyatı gösteren “tavan narhı” tüketiciyi koruma amacını güder. Bir mal ve hizmetin satın alınabileceği en düşük fiyatı gösteren “taban narhı” ise üerticiyi koruma amacını güder. Bir de, narh konulan malın fiyatının ne aşağısında ne de üzerinde satış yapılmasını yasaklayan “sabit fiyat narhı” vardır.(Kent içi yolcu taşımacılığı gibi)
Osmanlı Devleti’nde fiyat kontrolünü narh sistemiyle sağlama aslında lonca teşkilatından dolayı gerçekleşmiştir. Osmanlı Esnaf Teşkilatını ifade eden lonca düzeni, hammaddeyi etraftan toplayan bunları işleyerek araç ve personeli barındıran ve ürettiğini satan bir sistemi ifade eder. Osmanlı loncalarının doğuş ve gelişimi ve örgütlenme şeması bir hayli spekülasyon konusudur. Özellikle fütuvet, ahilik gibi kurum ve kavramla ek alanlar bu örgütlerin İslami bir kaynaktan çıktığını ileri sürerler. Oysa bu gibi çalışan insanların örgütlenmeleri uzun bir tarih boyu her yerde aynı özellikleri gösterir. Eski Roma Cumhuriyetinde mülksüzleşen ve geçim için şehirlerde kamusal hizmetlerde ve bazı dallarda ücret karşılığı çalışmaya başlayan plebiler , hukuki ilişkilerde ve toplumsal yapıda yeni sorunlar yaratmışlardı.
Gerek doğrudan kamuya yönelik işlerde, gerekse bazı özel meslek dallarında bedeni iş yapan bu insanlar davet tarafından collegium’larda bir araya getirildiler ve bu birliktelikler collegium publicum olarak anıldı. Collegiumlar ilk çağın sonları ve ortaçağlar başında muhtelif mesleklere mensup işçileri bir arada topluyordu. Loncaların ve meslek birliklerinin ideolojisi her yerde dinsel ve ahlaki temellere dayanıyordu. Her birliğin ve loncanın peygamberler ve din büyüklerinden birer piri vardı. Örneğin ; Floransa’da noterlerin piri İncil yazarlarından St. Lucas idi. Başka loncaların başka piri(master, maestro, padrone) vardı. Orta çağ Avrupa loncalarının yarı dini eğlenceleri vardı.(mysterics) Aynı törenle doğudaki esnaf gruplarında da görülür. Osmanlı loncaları tarihteki diğer Ortadoğu Toplumlarına göre daha gelişken idi. Devlet kontrolünde o nispette daha sıkı idi. Örneğin : Memlüklerde her lonca (fütuvva) suç işleyen üyesini kendi cezalandırır ,kadı ve zabıta vermezdi. Bu tür lonca imtiyazları Osmanlıda debbağlar gibi bazıları dışında , esnafın elinden alınmıştı. Osmanlı loncalarında görüldüğü kadar yaygın ihtisaslaşma Bizansta yoktu.Loncalarda esas ilişki usta-çırak ilişkisir. Zaten geleneksel toplumda bürokraside , ilmiyede, sarayda ve orduda bu sistem görülür. Lonca sistemi demek üretim ve tüketimin sınırlandırılmasına yönelik bir ekonomik düzen , yeni feodal düzen demektir. Gerek tüketim ve gerekse üretimin sınırlandırılması ise; a) fiyatta serbest olmaması (fiyatların seviyesi tespit edilir) b) kalitenin sabit bir ölçüye tespiti c) iş gücü, işçi sayısının sınırlandırılması demektir. Bunun bütün nedeni, hammadde darlığı ve kırsal alanda bir fazla yaratılmadan alıcı sayısının düşüklüğüdür. Eğer üretim miktarı serbest bırakılırsa , bazı üretim dalları kıt olan hammaddeyi çeker bu da zincirleme etkilerle diğer zanaat dallarında ihtiyaç duyulan hammaddenin azalmasına sebep olur. Onun için devlet loncalarla müştereken gerek kalite normlarının ve gerekse fiyatların tespitine dikkat eder ki buna narh işlemi denir.
İslam iktisadının eksik rekabet şartlarında fiyatlara müdahale edilmesi gerektiği ilkesi Osmanlı iktisat düşüncesi ve tatbikatında büyük bir yere sahip olmuştur. Piyasaların yapısı böyle bir fiyat tespiti uygulamasını zaruri kılıyordu. Narh sistemi klasik dönem Osmanlı tarihinde fiyat politikasına teşkil etmiştir.
Osmanlı Devleti’nde narh, ihtisap uygulamalarının en önemlisiydi. Narh uygulamalarıyla devlet, kent halkını fiyat artışlarına karşı korumayı, böylece kentlerde toplumsal ve siyasal istikrarı sağlamayı amaçlıyordu. Narhın saptanması ve korunması kadıların sorumluluğundaydı.
Osmanlı dönemindeki yöneticilerden kadı ; bulunduğu yerin kaza ; mülkü ve belediye başkanı, bu arada bölgelerindeki esnaf birliklerinin en üst makamıydı. Esnafın seçtiği şeyh başkanlığındaki heyet üyelerini tayin ve azletmek, esnafı denetlemek başlıca görevlerindendi. Şehre gelen zirai ürünleri kaydeder, artanı orduya veya merkeze gönderirdi. Esnaf ve esnaf merkezleri arasındaki anlaşmazlıkları karara bağlar, kanun ve nizamlara aykırı hareket eden esnafı cezalandırırdı. Şehirlerdeki esnaf miktarının ayarlanmasıd kadının görevleri arasındaydı.
Şehir hayatının ekonomik faaliyetlerini düzenlemek ve yürütme Osmanlı toplumunda muhtesib tarafından yapılırdı. Muhtesib klasik İslam döneminde çarşı Pazar kontrolu dışında, resen ahalinin toplum kurallarına uymasını denetler ve zorlardı. Muhtesib dindi kurallara uyulmasını sağlayan geniş görevli bir memur olarak kadıyıda bu konuda uyarıp eleştirebilirdi. Osmanlı döneminde muhtesibin bu görevleri daralmış ve diğer örf ehlini meydana getiren memurlar arasında özellikle çarşı Pazar ve narh kontrolüyle meskutanın rayicince dikkat etmekle yükümlü bir memur haline gelmiş olup , başlıca yardımcısıydı.
Osmanlı’da muhtesibin vazifelerini genel olarak üç grupta toplamak mümkündür:
1) İktisadi ve içtimai hayatla ilgili vazifeleri
2) Dini hayatla ilgili vazifeleri
3) Adli vazifeleri. Ancak bizim konumuz Osmanlı’nın ekonomik düzeni olduğu için burada sadece muhtesibin ekonomi alanındaki görevlerinden bahsedeceğim.

Muhtesib özellikle esnaf teşkilatlarını kontrol eder, mahalli pazarların organizasyonu ile meşgul olurdu. Kadı veya divan tarafından tespit edlimiş bulunan fiyatların uygulanıp uygulanmadığını kontrol, satış yerlerini kontrol eder, lonca azalarının tabi olduğu ve ihtisab rüsumu denilen vergilerin satıcı ve sanatkarlardan toplanmadıgınıda kontrol edip esnafa nezaret ederdi. Herhangi bir mesleğe intisab edip dükkan açmak öncelikle, muhtesibin iznine bağlıydı. İhtisab ağası hertürlü esnaf ve sanatkarın kethüda ve yiğid başıları vasıtasıyla kefillerini tespit ederer isim ve eşgallerini deftere yazar, ondan sonra çalışma verirdi. İstanbul’a dışarıdan gelip esnaflık yapmak isteyenlere ise izin vermezdi.
Osmanlı narh uygulamalarında temel ölçü arz ve talep şartları olup tekelci eğilimlerin tesiri giderilmek istenmektedir. Bu şartlar değiştikçe tespit edilen fiyatlar da değişiyordu. Özellikle zirai ürünlerde arz şartlarının çok değişken olması böyle bir uygulamayı zorunlu kılıyordu. Yine talebin normalin üstünde yükseldiği Ramazan ayı öncesinde de fiyatların yeniden tespiti gerekiyordu. Yine hassa pazarbaşının muhtesiplikçe onaylanmış bir narh defterini her ay İstanbul şehreminine teslim etmesi bir gelenekti.
Narh fiyatı genellikle, söz konusu malın maliyet fiyatının üstüne %10 oranında bir kar konularak saptanırdı. Bazı durumlarda bu oran %40’a kadar çıkabilirdi. Narh için ayrı siciller tutan kadılar, gerektiğinde gerektiğinde düzenleyip ilan ettikleri narh defterlerini bu sicillere geçirirlerdi. Narh defterlerinin kimi genel kimi de özel nitelikte olurdu. Genel olanlar , yiyecek, ieçecek, giyecek gibi tüm gereksinim maddelerini içerirken, özellerde yalnız bazı mallar yer alırdı.
Mehmet Genç’e göre Osmanlı Devleti toprak, emek ve sermaye üzerinde açık ve net bir kontrolü elinde bulundurmağa büyük bir ısrarla bağlı kalmıştır. Narh adı ile tespit edilen fiyatların kontolünde, fiyatlar o şekilde tespit ediliyordu ki, mübadele ile uğraşan esnaf ve tüccar gibi zümrelere tanınan normal kar haddi %5 ile %15 arasında değişir, daha yüksek düzeyde kar sağlamak sıkı ceza tehdidi altında tutularak engellenirdi.
Kuraklık, ulaşım zorlukları, üretimin harp ,abluka v.s sebeplerden dolayı azalma sonucu arzda bir daralma olduğunda narh fiyatları yükseltilir, arzın genişlemesi Halide düşünülürdü. Para birimi olan akçenin değer kaybetmesi narh fiyatlarında topyekün bir yükselmeye, değer kazanması ise topyekün bir azalmaya yol açardı.
Osmanlı imparatorluğundaki devlet müdahalesi biçimleri, yani gümrük ve lonca düzenlemeleri, fiyatlara üst sınır getirilmesi, malların kalite ve ölçülerinin pazarda denetlenmesi, nihayet bazı zorunlu ihtiyaç maddelerinin imalat ve satışına konan kontrol ve kısıtlamalar merkantilist* bir devletin düzenleyiciliğinden öz olarak ta amaç olarak ta farklıydı. Osmanlılar açısından esas kaybı, daima devletin gelirci çıkarları ile iç pazardaki tüketicilerin korunmasıydı.
İlber Ortaylı’nın Osmanlı’da narh tespiti ise şöyledir; narh tespiti eşraftan ve lonca temsilcilerinden meydana gelen bi kurulla yapılmıştır. Narh usulu ihtisab kanunlarında etraflıca açıklanmıştır. 1562-1563 bir kanunnamede, muhtesib olan kimsenin kadı vasıtasıyla ve emekçilerden kimselerin hesabını yapıp ona göre ona on dört (%40) karla narhın tespiti emrediliyor. Bu oran ürünün cinsine, durumuna göre değişir ve narh tespitinde mevsiminde rolü olup, yılda birkaç kere tespit işlemi tekrarlanırdı. Emeğe %40 kar konamaz çünkü zaruri maddedir. Bir demirci ile bir müzehhip için aynı oranda narh konamaz. Müzehibbin emeği daha değerlidir.
Osmanlı narh sisteminde malların ham, yarı mamul veya mamul olmaları, tedarik piyasalarının farklılığı fiyat tespit yöntemlerinin de farklı olmasına yol açıyordu. Özellikle ham ve yarı mamul maddelerin fiyatlarının tespitinde arz şartları önemlidir. Bunlarda mamul maddelerde olduğu gibi deneme üretimi sonunda katma değerlerin belirlenip nihai mal fiyatının tespiti söz konusu değildir. Bunun için hemen hemen hepsi tabii ve zirai kaynaklı olan veya ithal edilen hammaddelerin piyasada oluşan fiyatlarını, fahiş kar olmamak şartıyla , kabulden başka çare yoktur. Buradaki narh fiyatı muhtemelen kar oranı arzın daralmasına paralel olarak yükselen bir piyasa fiyatıdır.
Narh İstanbul’da uygulanacaksa İstanbul kadısıhazırladığı narh defterini bir takrirk Sadrazama gönderir, onun tarafından gelen onay buyruğu üzerine aynen sicil defterine işledikten sonra saptanan narhı esnafa ve ayrıca Eyüp, Üsküdar, Galata kadılarına bildirdi. Narh yalnız, giyecek, yiyecek, ieçecek türünden temel gereksinim maddelerine değil, gerektiğinde lale soğanı gibi bunların dışında olan şeylerde de konurdu. Yiyecek ve giyecek maddelerini kent ve pazarlarda satmak için getirenler bunları” getirici”(misafir narhı)” üzerinden kapota aracılara ve onları “aracı narhı” ile esnafa, esnafta “oturucu narhı” ile dükkanlarında halka satarlardı.
Toptancıların dükkan açıp perakendecilik yapması yasaktı. Malın toptancıda perakendeciye intikali belli bir düzen içinde gerçekleşir, esnafın malsız kalmaması amaçlanırdı.
Ürünlerin kalite denetimi ve standardizasyonu hem üreticilerin hemde tüketicilerib uzun vadeli çıkanlarının korumasıdır. Tesbit edilen standartları kadı seçilene kadar kaydedilmiş olup ülkenin uzak bölgelerinde de , bu standartlara uyluması, bu arada ölçü ve tartı birimlerinin damgalattırılması istenirdi. Kaliteyi bozanlar ve mesleklerinde ehliyetsiz olanar takip edilerek cezalandırılırdı.
Esnaf örgütleri uyacakları kuralları ve yöneticilierini kendileri serbestçe otonomi içince belirlerdi. Kadıya götürüp tescil ettirdikten sonra , tespit ettikleri bu kurallar ve yöneticiler , meşru vr uyulması zorunda hale gelirdi. Kurallara veya yöneticiye uymayanı, muhake tecziye edemez. Sadece kadıya şikayet edebilirdi. Kadının verdiği cezalarda bi süre ilk sınırdaydı. Meslekten ve gruptan atılmak çok ağır ve nadir görülen cezalardandı.grubu fiyat, kalite, teknoloji , çalışma saatleri ile ilgili kuralları çiğnenmeyen üyeler kadı huzuruna getirildikten sonra sonra kadı ekseriya ufak tefe davada affederek halleder, şikayet edilen üyeyi de grupla barıştırarark işi yoluna koyardı. Sistemi bozmak isteyenler kalebendilk ve cezirebendilk gibi cezalara çarptırılıyordu. Görüldüğü gibi sistem içinde fiyat ve kalite istikrarının sağlanması kanuni yollardan da garanti edilmek istenmiştir.
Takvim-i Vekayi devletin resmi yayın organı olarak çalışmaya başladıktan sonra narh defterlerinin birer örneği bu gazetede yayımlanırdı. İhtisap nezaretinin kaldırılması üzerine şehremaneti bu görevi devraldı. Daha sonra narh koyma yetkisi kadılardan alınarak şehremanetine verildi. Böylece belediyeler tarafından saptanan narhlar esnafa bildirildiği gibi , halka duyurmak için gazetelerde de ilan edilmiştir.1866’dan başlayarak önemini yitiren narh uygulaması yalnız ekmek için sürdürüldü. Ancak 20. yüzyıl başlarında yeni bir ekonomi arayışına girilmesi ve karaborsacıların çoğalması üzerine başta et olmak üzere, yeniden gelişti.


KAYNAKÇA

1) Büyük Larouse Sözlük ve Ansiklopedisi, Narh, Milliyet Yayınlatı, cilt:16,s.8541
2) İlber Ortaylı, Türkiye Teşkilat ve İdare Tarihi, Cedid neşriyat, 2.Baskı, Ankara,2008, s.295
3) Özcan Karadeniz, Romada iş İlişkileri, AüİF, Yay.no:336, Ankara, 1976,s1-31
4) Osmanlu Ansiklopedisi, Tarih Medeniyet Kültür, Osmanlı iktisadi Sistemi, İz Yayıncılık, İstanbul,1996
5) Ahmet Tabakoğlu, Osmanlı Dünyayı Nasıl yönetti
6) Halil İnalcık, Osmanlı İmparatoruğunun Ekonomik ve sosyal Tarihi(1300-1600),cilt:1, Eren Yayınları, İstanbul,2000
7) Mehmet Genç, Osmanlı İmparatorluğunda Devlet ve Ekonomi
8) Osmanlı Devlet Teşkilatı, ihtisab, Türkiye Gazetesi Yayınları, İstanbul, 2006

-----------------------------------------------------------------------------

Not:
Bu ilgili makale, Dumlupınar Üniversitesi Tarih Bölümü Yeni Çağ Tarihi Dersi, Tuğrul Güleç Öğrencisi Tarafından Doç. Dr. Hasan Basri KARADENİZ Danışmanlığında "Osmanlı'da Narh Sistemi" adlı bitirme tezi 2009 yılında hazırlanmıştır.

İzmirLiTarihci ve EmpiRes bu mesaja teşekkür etti
__________________
"Başlarken her şeyiyim onun şeyhi ve dervişi,
Biterken kanlı bıçaklı katili..."

-
Tarih isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10 Ocak 2012, 14:52   #2
Özel Üye
Avatar Yok
 
Üyelik tarihi: 04 Aralık 2011
Konular: 316
Mesajlar: 872
Aldığı Beğeni: 3
Beğendikleri: 0
EmpiRes isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

Narh' ı bir yerde okumuş, merak etmiştim ama araştırma yapmamıştım iyi oldu bu hocam sağolun

EmpiRes isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20 Mayıs 2013, 11:37   #3
Yeni Üye
Avatar Yok
 
Üyelik tarihi: 20 Mayıs 2013
Konular: 0
Mesajlar: 1
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
reno isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

Alıntı:
Tarih Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
OSMANLI’DA NARH SİSTEMİ


Narh kelimesi Farsça kökenli olup, kelime manasıyla özellikle temel gereksinim maddeleri için resmi makamlarca saptanan ve uyulması zorunlu satış fiyatı demektir. Mal ve hizmet satış fiyatlarının kamu otoritelerince saptanması olan narhlar uygulama biçimlerine göre hem tüketiciyi hem de üreticiyi korumaya yöneliktir. Bir mal ve hizmetin satın alınabileceği en yüksek fiyatı gösteren “tavan narhı” tüketiciyi koruma amacını güder. Bir mal ve hizmetin satın alınabileceği en düşük fiyatı gösteren “taban narhı” ise üerticiyi koruma amacını güder. Bir de, narh konulan malın fiyatının ne aşağısında ne de üzerinde satış yapılmasını yasaklayan “sabit fiyat narhı” vardır.(Kent içi yolcu taşımacılığı gibi)
Osmanlı Devleti’nde fiyat kontrolünü narh sistemiyle sağlama aslında lonca teşkilatından dolayı gerçekleşmiştir. Osmanlı Esnaf Teşkilatını ifade eden lonca düzeni, hammaddeyi etraftan toplayan bunları işleyerek araç ve personeli barındıran ve ürettiğini satan bir sistemi ifade eder. Osmanlı loncalarının doğuş ve gelişimi ve örgütlenme şeması bir hayli spekülasyon konusudur. Özellikle fütuvet, ahilik gibi kurum ve kavramla ek alanlar bu örgütlerin İslami bir kaynaktan çıktığını ileri sürerler. Oysa bu gibi çalışan insanların örgütlenmeleri uzun bir tarih boyu her yerde aynı özellikleri gösterir. Eski Roma Cumhuriyetinde mülksüzleşen ve geçim için şehirlerde kamusal hizmetlerde ve bazı dallarda ücret karşılığı çalışmaya başlayan plebiler , hukuki ilişkilerde ve toplumsal yapıda yeni sorunlar yaratmışlardı.
Gerek doğrudan kamuya yönelik işlerde, gerekse bazı özel meslek dallarında bedeni iş yapan bu insanlar davet tarafından collegium’larda bir araya getirildiler ve bu birliktelikler collegium publicum olarak anıldı. Collegiumlar ilk çağın sonları ve ortaçağlar başında muhtelif mesleklere mensup işçileri bir arada topluyordu. Loncaların ve meslek birliklerinin ideolojisi her yerde dinsel ve ahlaki temellere dayanıyordu. Her birliğin ve loncanın peygamberler ve din büyüklerinden birer piri vardı. Örneğin ; Floransa’da noterlerin piri İncil yazarlarından St. Lucas idi. Başka loncaların başka piri(master, maestro, padrone) vardı. Orta çağ Avrupa loncalarının yarı dini eğlenceleri vardı.(mysterics) Aynı törenle doğudaki esnaf gruplarında da görülür. Osmanlı loncaları tarihteki diğer Ortadoğu Toplumlarına göre daha gelişken idi. Devlet kontrolünde o nispette daha sıkı idi. Örneğin : Memlüklerde her lonca (fütuvva) suç işleyen üyesini kendi cezalandırır ,kadı ve zabıta vermezdi. Bu tür lonca imtiyazları Osmanlıda debbağlar gibi bazıları dışında , esnafın elinden alınmıştı. Osmanlı loncalarında görüldüğü kadar yaygın ihtisaslaşma Bizansta yoktu.Loncalarda esas ilişki usta-çırak ilişkisir. Zaten geleneksel toplumda bürokraside , ilmiyede, sarayda ve orduda bu sistem görülür. Lonca sistemi demek üretim ve tüketimin sınırlandırılmasına yönelik bir ekonomik düzen , yeni feodal düzen demektir. Gerek tüketim ve gerekse üretimin sınırlandırılması ise; a) fiyatta serbest olmaması (fiyatların seviyesi tespit edilir) b) kalitenin sabit bir ölçüye tespiti c) iş gücü, işçi sayısının sınırlandırılması demektir. Bunun bütün nedeni, hammadde darlığı ve kırsal alanda bir fazla yaratılmadan alıcı sayısının düşüklüğüdür. Eğer üretim miktarı serbest bırakılırsa , bazı üretim dalları kıt olan hammaddeyi çeker bu da zincirleme etkilerle diğer zanaat dallarında ihtiyaç duyulan hammaddenin azalmasına sebep olur. Onun için devlet loncalarla müştereken gerek kalite normlarının ve gerekse fiyatların tespitine dikkat eder ki buna narh işlemi denir.
İslam iktisadının eksik rekabet şartlarında fiyatlara müdahale edilmesi gerektiği ilkesi Osmanlı iktisat düşüncesi ve tatbikatında büyük bir yere sahip olmuştur. Piyasaların yapısı böyle bir fiyat tespiti uygulamasını zaruri kılıyordu. Narh sistemi klasik dönem Osmanlı tarihinde fiyat politikasına teşkil etmiştir.
Osmanlı Devleti’nde narh, ihtisap uygulamalarının en önemlisiydi. Narh uygulamalarıyla devlet, kent halkını fiyat artışlarına karşı korumayı, böylece kentlerde toplumsal ve siyasal istikrarı sağlamayı amaçlıyordu. Narhın saptanması ve korunması kadıların sorumluluğundaydı.
Osmanlı dönemindeki yöneticilerden kadı ; bulunduğu yerin kaza ; mülkü ve belediye başkanı, bu arada bölgelerindeki esnaf birliklerinin en üst makamıydı. Esnafın seçtiği şeyh başkanlığındaki heyet üyelerini tayin ve azletmek, esnafı denetlemek başlıca görevlerindendi. Şehre gelen zirai ürünleri kaydeder, artanı orduya veya merkeze gönderirdi. Esnaf ve esnaf merkezleri arasındaki anlaşmazlıkları karara bağlar, kanun ve nizamlara aykırı hareket eden esnafı cezalandırırdı. Şehirlerdeki esnaf miktarının ayarlanmasıd kadının görevleri arasındaydı.
Şehir hayatının ekonomik faaliyetlerini düzenlemek ve yürütme Osmanlı toplumunda muhtesib tarafından yapılırdı. Muhtesib klasik İslam döneminde çarşı Pazar kontrolu dışında, resen ahalinin toplum kurallarına uymasını denetler ve zorlardı. Muhtesib dindi kurallara uyulmasını sağlayan geniş görevli bir memur olarak kadıyıda bu konuda uyarıp eleştirebilirdi. Osmanlı döneminde muhtesibin bu görevleri daralmış ve diğer örf ehlini meydana getiren memurlar arasında özellikle çarşı Pazar ve narh kontrolüyle meskutanın rayicince dikkat etmekle yükümlü bir memur haline gelmiş olup , başlıca yardımcısıydı.
Osmanlı’da muhtesibin vazifelerini genel olarak üç grupta toplamak mümkündür:
1) İktisadi ve içtimai hayatla ilgili vazifeleri
2) Dini hayatla ilgili vazifeleri
3) Adli vazifeleri. Ancak bizim konumuz Osmanlı’nın ekonomik düzeni olduğu için burada sadece muhtesibin ekonomi alanındaki görevlerinden bahsedeceğim.

Muhtesib özellikle esnaf teşkilatlarını kontrol eder, mahalli pazarların organizasyonu ile meşgul olurdu. Kadı veya divan tarafından tespit edlimiş bulunan fiyatların uygulanıp uygulanmadığını kontrol, satış yerlerini kontrol eder, lonca azalarının tabi olduğu ve ihtisab rüsumu denilen vergilerin satıcı ve sanatkarlardan toplanmadıgınıda kontrol edip esnafa nezaret ederdi. Herhangi bir mesleğe intisab edip dükkan açmak öncelikle, muhtesibin iznine bağlıydı. İhtisab ağası hertürlü esnaf ve sanatkarın kethüda ve yiğid başıları vasıtasıyla kefillerini tespit ederer isim ve eşgallerini deftere yazar, ondan sonra çalışma verirdi. İstanbul’a dışarıdan gelip esnaflık yapmak isteyenlere ise izin vermezdi.
Osmanlı narh uygulamalarında temel ölçü arz ve talep şartları olup tekelci eğilimlerin tesiri giderilmek istenmektedir. Bu şartlar değiştikçe tespit edilen fiyatlar da değişiyordu. Özellikle zirai ürünlerde arz şartlarının çok değişken olması böyle bir uygulamayı zorunlu kılıyordu. Yine talebin normalin üstünde yükseldiği Ramazan ayı öncesinde de fiyatların yeniden tespiti gerekiyordu. Yine hassa pazarbaşının muhtesiplikçe onaylanmış bir narh defterini her ay İstanbul şehreminine teslim etmesi bir gelenekti.
Narh fiyatı genellikle, söz konusu malın maliyet fiyatının üstüne %10 oranında bir kar konularak saptanırdı. Bazı durumlarda bu oran %40’a kadar çıkabilirdi. Narh için ayrı siciller tutan kadılar, gerektiğinde gerektiğinde düzenleyip ilan ettikleri narh defterlerini bu sicillere geçirirlerdi. Narh defterlerinin kimi genel kimi de özel nitelikte olurdu. Genel olanlar , yiyecek, ieçecek, giyecek gibi tüm gereksinim maddelerini içerirken, özellerde yalnız bazı mallar yer alırdı.
Mehmet Genç’e göre Osmanlı Devleti toprak, emek ve sermaye üzerinde açık ve net bir kontrolü elinde bulundurmağa büyük bir ısrarla bağlı kalmıştır. Narh adı ile tespit edilen fiyatların kontolünde, fiyatlar o şekilde tespit ediliyordu ki, mübadele ile uğraşan esnaf ve tüccar gibi zümrelere tanınan normal kar haddi %5 ile %15 arasında değişir, daha yüksek düzeyde kar sağlamak sıkı ceza tehdidi altında tutularak engellenirdi.
Kuraklık, ulaşım zorlukları, üretimin harp ,abluka v.s sebeplerden dolayı azalma sonucu arzda bir daralma olduğunda narh fiyatları yükseltilir, arzın genişlemesi Halide düşünülürdü. Para birimi olan akçenin değer kaybetmesi narh fiyatlarında topyekün bir yükselmeye, değer kazanması ise topyekün bir azalmaya yol açardı.
Osmanlı imparatorluğundaki devlet müdahalesi biçimleri, yani gümrük ve lonca düzenlemeleri, fiyatlara üst sınır getirilmesi, malların kalite ve ölçülerinin pazarda denetlenmesi, nihayet bazı zorunlu ihtiyaç maddelerinin imalat ve satışına konan kontrol ve kısıtlamalar merkantilist* bir devletin düzenleyiciliğinden öz olarak ta amaç olarak ta farklıydı. Osmanlılar açısından esas kaybı, daima devletin gelirci çıkarları ile iç pazardaki tüketicilerin korunmasıydı.
İlber Ortaylı’nın Osmanlı’da narh tespiti ise şöyledir; narh tespiti eşraftan ve lonca temsilcilerinden meydana gelen bi kurulla yapılmıştır. Narh usulu ihtisab kanunlarında etraflıca açıklanmıştır. 1562-1563 bir kanunnamede, muhtesib olan kimsenin kadı vasıtasıyla ve emekçilerden kimselerin hesabını yapıp ona göre ona on dört (%40) karla narhın tespiti emrediliyor. Bu oran ürünün cinsine, durumuna göre değişir ve narh tespitinde mevsiminde rolü olup, yılda birkaç kere tespit işlemi tekrarlanırdı. Emeğe %40 kar konamaz çünkü zaruri maddedir. Bir demirci ile bir müzehhip için aynı oranda narh konamaz. Müzehibbin emeği daha değerlidir.
Osmanlı narh sisteminde malların ham, yarı mamul veya mamul olmaları, tedarik piyasalarının farklılığı fiyat tespit yöntemlerinin de farklı olmasına yol açıyordu. Özellikle ham ve yarı mamul maddelerin fiyatlarının tespitinde arz şartları önemlidir. Bunlarda mamul maddelerde olduğu gibi deneme üretimi sonunda katma değerlerin belirlenip nihai mal fiyatının tespiti söz konusu değildir. Bunun için hemen hemen hepsi tabii ve zirai kaynaklı olan veya ithal edilen hammaddelerin piyasada oluşan fiyatlarını, fahiş kar olmamak şartıyla , kabulden başka çare yoktur. Buradaki narh fiyatı muhtemelen kar oranı arzın daralmasına paralel olarak yükselen bir piyasa fiyatıdır.
Narh İstanbul’da uygulanacaksa İstanbul kadısıhazırladığı narh defterini bir takrirk Sadrazama gönderir, onun tarafından gelen onay buyruğu üzerine aynen sicil defterine işledikten sonra saptanan narhı esnafa ve ayrıca Eyüp, Üsküdar, Galata kadılarına bildirdi. Narh yalnız, giyecek, yiyecek, ieçecek türünden temel gereksinim maddelerine değil, gerektiğinde lale soğanı gibi bunların dışında olan şeylerde de konurdu. Yiyecek ve giyecek maddelerini kent ve pazarlarda satmak için getirenler bunları” getirici”(misafir narhı)” üzerinden kapota aracılara ve onları “aracı narhı” ile esnafa, esnafta “oturucu narhı” ile dükkanlarında halka satarlardı.
Toptancıların dükkan açıp perakendecilik yapması yasaktı. Malın toptancıda perakendeciye intikali belli bir düzen içinde gerçekleşir, esnafın malsız kalmaması amaçlanırdı.
Ürünlerin kalite denetimi ve standardizasyonu hem üreticilerin hemde tüketicilerib uzun vadeli çıkanlarının korumasıdır. Tesbit edilen standartları kadı seçilene kadar kaydedilmiş olup ülkenin uzak bölgelerinde de , bu standartlara uyluması, bu arada ölçü ve tartı birimlerinin damgalattırılması istenirdi. Kaliteyi bozanlar ve mesleklerinde ehliyetsiz olanar takip edilerek cezalandırılırdı.
Esnaf örgütleri uyacakları kuralları ve yöneticilierini kendileri serbestçe otonomi içince belirlerdi. Kadıya götürüp tescil ettirdikten sonra , tespit ettikleri bu kurallar ve yöneticiler , meşru vr uyulması zorunda hale gelirdi. Kurallara veya yöneticiye uymayanı, muhake tecziye edemez. Sadece kadıya şikayet edebilirdi. Kadının verdiği cezalarda bi süre ilk sınırdaydı. Meslekten ve gruptan atılmak çok ağır ve nadir görülen cezalardandı.grubu fiyat, kalite, teknoloji , çalışma saatleri ile ilgili kuralları çiğnenmeyen üyeler kadı huzuruna getirildikten sonra sonra kadı ekseriya ufak tefe davada affederek halleder, şikayet edilen üyeyi de grupla barıştırarark işi yoluna koyardı. Sistemi bozmak isteyenler kalebendilk ve cezirebendilk gibi cezalara çarptırılıyordu. Görüldüğü gibi sistem içinde fiyat ve kalite istikrarının sağlanması kanuni yollardan da garanti edilmek istenmiştir.
Takvim-i Vekayi devletin resmi yayın organı olarak çalışmaya başladıktan sonra narh defterlerinin birer örneği bu gazetede yayımlanırdı. İhtisap nezaretinin kaldırılması üzerine şehremaneti bu görevi devraldı. Daha sonra narh koyma yetkisi kadılardan alınarak şehremanetine verildi. Böylece belediyeler tarafından saptanan narhlar esnafa bildirildiği gibi , halka duyurmak için gazetelerde de ilan edilmiştir.1866’dan başlayarak önemini yitiren narh uygulaması yalnız ekmek için sürdürüldü. Ancak 20. yüzyıl başlarında yeni bir ekonomi arayışına girilmesi ve karaborsacıların çoğalması üzerine başta et olmak üzere, yeniden gelişti.


KAYNAKÇA

1) Büyük Larouse Sözlük ve Ansiklopedisi, Narh, Milliyet Yayınlatı, cilt:16,s.8541
2) İlber Ortaylı, Türkiye Teşkilat ve İdare Tarihi, Cedid neşriyat, 2.Baskı, Ankara,2008, s.295
3) Özcan Karadeniz, Romada iş İlişkileri, AüİF, Yay.no:336, Ankara, 1976,s1-31
4) Osmanlu Ansiklopedisi, Tarih Medeniyet Kültür, Osmanlı iktisadi Sistemi, İz Yayıncılık, İstanbul,1996
5) Ahmet Tabakoğlu, Osmanlı Dünyayı Nasıl yönetti
6) Halil İnalcık, Osmanlı İmparatoruğunun Ekonomik ve sosyal Tarihi(1300-1600),cilt:1, Eren Yayınları, İstanbul,2000
7) Mehmet Genç, Osmanlı İmparatorluğunda Devlet ve Ekonomi
8) Osmanlı Devlet Teşkilatı, ihtisab, Türkiye Gazetesi Yayınları, İstanbul, 2006

-----------------------------------------------------------------------------

Not:
Bu ilgili makale, Dumlupınar Üniversitesi Tarih Bölümü Yeni Çağ Tarihi Dersi, Tuğrul Güleç Öğrencisi Tarafından Doç. Dr. Hasan Basri KARADENİZ Danışmanlığında "Osmanlı'da Narh Sistemi" adlı bitirme tezi 2009 yılında hazırlanmıştır.

reno isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13 Kasım 2013, 14:39   #4
Yeni Üye
Avatar Yok
 
Üyelik tarihi: 12 Kasım 2013
Konular: 0
Mesajlar: 1
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
vuslat299 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

süper teşekkürler...

vuslat299 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Aralık 2019, 09:59   #5
44
Yeni Üye
Avatar Yok
 
Üyelik tarihi: 05 Aralık 2019
Konular: 0
Mesajlar: 3
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Thumbs down narh sistemi

dddsdsfdfdsgsgsdgsdsg

44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Aralık 2019, 09:59   #6
44
Yeni Üye
Avatar Yok
 
Üyelik tarihi: 05 Aralık 2019
Konular: 0
Mesajlar: 3
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

ellerinize sağlık

44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Aralık 2019, 10:00   #7
44
Yeni Üye
Avatar Yok
 
Üyelik tarihi: 05 Aralık 2019
Konular: 0
Mesajlar: 3
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

çok hos sağoluj

44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25 Mayıs 2021, 23:06   #8
Yeni Üye
Avatar Yok
 
Üyelik tarihi: 25 Mayıs 2021
Konular: 0
Mesajlar: 1
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
elpatron isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

çok güzel olmuş

elpatron isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
devletinde, narh, osmanli, osmanlı, sistemi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



WEZ Format +2. Şuan Saat: 11:30.


Powered by vBulletin® Version 3.8.10
Copyright ©2000 - 2021, vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0

İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Tarih.gen.tr Tarih Forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Tarih.gen.tr sitesindeki konular yada mesajlar hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler için iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Tarih.gen.tr yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve gerekli işlemler neticesinde size dönüş yapılacaktır.