Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı
Kapat
   

Geri git   Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı > Osmanlı Tarihi > Osmanlı Kuruluş Dönemi

Osmanlı Kuruluş Dönemi Kuruluş Dönemi Siyasi, Sosyal ve Askeri Gelişmeler.

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03 Mart 2013, 12:47   #1
Yeni Üye
Afrodit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21 Şubat 2013
Konular: 302
Mesajlar: 341
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
Afrodit isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Arrow İtinayla Boğan, Çengele Geçiren Ve Kazıklayan Eski Cellâdlarımız



Tarih boyunca mesleklerin en korkuncu olan cellâdlık, Osmanlı İmparatorluğu’nda resmî bir teşkilâttı. İdamlık her suç başka şekilde infaz edilir, siyasî mahkûmlar boğdurulur, katiller işkenceyle öldürülür, korsanlar çengele geçirilir, yol kesenler ise kazığa oturtulur, bazen omuzlarına ve kaba etlerine mum dikilirdi

Celladlık, tarih boyunca mesleklerin en korkuncu, en ürperticisi oldu. Cellâdlardan herkes ürktü, herkes çekindi ama asırlarca işbaşında kaldılar ve sanatlarını icra ettiler.
Tarihimizdeki cellâdlar hakkında çok az araştırma yapıldı, onlarla ilgili çok az şey yazıldı. Yarım asırdan daha önce bir dergide yayınlanmış olan bu yazı da işte onlardan, cellâdları konu alan tek-tük araştırmalardan biri:

“Osmanlı Devleti’nin resmi cellâd teşkilâtı, bir cellâdbaşının idaresinde, sayıları devir devir değişen cellâdlardan meydana gelirdi. Bunların hepsi Kıpti’ydi ve Bostancıbaşı Ağa’nın emrinde çalışırlardı. İdam emri Bostancıbaşı’ya verilir, o da yerine göre bazen bizzat nezaret ederek hükmü yerine getirirdi. Eğer canı alınacak kişi önemli bir şahıssa Bostancıbaşı idamda mutlaka bulunur, hükmü ‘cellâd yamağı’ denilen ve maharetine en fazla güvendiği iki cellâda uygulatırdı.

Siyasi mahkûmlar, yağlı kemendle boğulurlardı. Bazısının başı, idamdan sonra ‘şifre’ denen çok keskin ve özel bir usturayla gövdesinden ayrılır, ya bir ‘ibret taşı’nın üstüne konur, yahut da sarayın şehre açılan büyük kapısının önüne atılırdı. Sabıkalı hırsızlar, özellikle de gece hırsızları, şehrin kalabalık yerlerinde ama genellikle suçu işledikleri semtte ve özellikle de girdikleri evin, dükkânın veya hanın kapısında asılırlardı. Katiller, işkenceyle öldürülürdü. Askerlerin başları kesilir, cesedleri de ayaklarına taş bağlanarak denize atılırdı. Mahkûmlara, sakladıkları mallarının yerini söyletmek için idamlarından önce işkence yapıldığı da olurdu.


ÖLDÜRMEYE KIYAMADI

İdam edilecek olanlar, haklarında ferman çıkıncaya kadar Bostancıbaşı tarafından tevkif edilirler, buna ‘bostancıbaşı hapsine verilmek’ denirdi. Bu hapisten sağ kurtulanlar çok azdı ve Sadrazam Rauf Paşa, bunlardan biriydi. Paşa’yı idam etmeye karar verip hapse gönderen İkinci Mahmud sonra, ‘O genç ve güzel başa kallâvi kavuk pek güzel yakışıyor, kıyamam’ diyerek kararından vazgeçmiş ve hayatını bağışlamıştı...

İşkenceyle idamın ise, üç korkunç şekli vardı: Çengel, çarmıh, kazık. Çengele, genellikle eşkiya ve korsanlar çarptırılırdı. Kaptanpaşalar donanmalarıyla Akdeniz’den dönerlerken yanlarında bir miktar ‘idamlık’ korsan da getirirler, bunların bir kısmını limana girmeden önce gemilerinin direklerine astırarak şehirde bir terör havası yaratırlar, geri kalanları da Eminönü’nde kurulu olan çengele gönderirlerdi...

ÖNCE KAZIK, SONRA İP

Çarmıh, eşkiyaya ve casuslara uygulanırdı. Bir çarmıha yüzükoyun sımsıkı bağlanan suçlunun omuz başları ve kaba etleri bıçakla oyulur, buralara iri yağmumları dikilerek yakılır ve çarmıh bir devenin üzerinde şehrin bir ucundan öteki ucuna kadar gezdirilirdi. Mahkûmcan vermezse, o gün öğleden sonra asılırdı.

Kazık cezası ise, yol kesenlere ve korsanlara verilirdi. Elleri ve ayakları bağlananmahkûmbilek kalınlığında ve gayet sert ağaçtan yapılmış olan yağlı kazığa çakılarak ama ‘itinayla’ oturtulur, omuzlarına çarmıhta olduğu gibi bir çift yağmumu dikilir ve şehirde dolaştırılırdı.

Osmanlı Tarihi’nde nam salmış cellâdların başında, 17. asırda yaşamış olan Kara Ali ile yamağı Hammal Ali ve Kara Ali’den sonra cellâdbaşı olan Süleyman gelirdi.”



__________________


Afrodit güzelliği ile sadece tanrıların değil insanlarında gönlünü fethetmişti.
İnsanların kalplerine sevgi ve aşk tohumları serpiyor, onlara neşe ve sevinç veriyordu.
Diğer yandan kimi zaman bu neşe ve sevinç aşk acısına da dönüşebiliyordu.



Afrodit isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28 Ekim 2016, 22:16   #2
Yeni Üye
Avatar Yok
 
Üyelik tarihi: 28 Ekim 2016
Konular: 0
Mesajlar: 11
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
tzan1970 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

paylasimin icin tessekür ederim simdide ayni system lazim türkiyeye

tzan1970 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
boğan, bogan, cellâdlarimiz, cellâdlarımız, çengele, eski, geçiren, itinayla, kaziklayan, kazıklayan, İtinayla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



WEZ Format +2. Şuan Saat: 06:08.


Powered by vBulletin® Version 3.8.10
Copyright ©2000 - 2020, vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0

İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Tarih.gen.tr Tarih Forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Tarih.gen.tr sitesindeki konular yada mesajlar hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler için iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Tarih.gen.tr yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve gerekli işlemler neticesinde size dönüş yapılacaktır.