Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı
Kapat
   

Geri git   Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı > Diğer Bilim Dalları > Psikoloji > Psikoloji Makaleleri

Psikoloji Makaleleri Psikoloji Bilimiyle İlgili Yazılan Akademik Makaleler

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 25 Kasım 2011, 22:57   #1
Özel Üye
Rita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13 Nisan 2010
Konular: 1877
Mesajlar: 2.019
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
Rita isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart Uyku

Her gece, hemen hemen her insan olağan dışı bir değişikliğe maruz kalır: uyanık bilincimizi terk ederiz ve birkaç saat, uyku olarak ifade edilen bir durum içine gireriz. Uyanma ile de o geçen saatler hakkında ya çok az şey hatırlarız ya da hiçbir şey hatırlamayız.

Bazı nadir örnekler dışında, uykuda olduğumuzu değerlendiremeyiz ya da düşünemeyiz. Her ne kadar uyku unsuru her insan için geçerli ise de, birçok kişi tam bir uyku durumuna geçmek için zorlanmaktadır. Tüm organizmalar, insanlarda görülen uyanıklık modeli ve günlük uyku benzeri, günlük aktivite ve dinlenme modeli gösterirler. Davranış ve ilgilerdeki değişiklikler gözlemlendiğinde, uyku araştırmacıları, uykuyu tarif etmek için birkaç yılla ilgili birkaç karakteristik ortaya koymuşlardır:

Uyku, aktivitelerin azaldığı bir süreçtir.
Uyku, insanlarda gözlerin kapanmasıyla relaks bir duruma geçilen tipik bir duruşla ilişkilidir.
Uyku, harici uyarana ilgilinin azalmasının bir sonucudur.
Uyku, yenilgi için nispeten kolay olan bir durumdur (kış uykusu ve koma gibi bilincin azalması dışındaki fark edilebilir uyku durumları).

Uyku ve eşzamanlı fizyolojik değişiklikler ile alakalı olan davranış değişikliklerinin gözlemlenmesine göre insanlarda uyku, EEG etkinlik örnekleri ve diğer psikolojik değişikliklere dayandırılmaktadır.

Beyin Aktivitesi
1920’deki modern uyku araştırmalarının öncesinde, bilim adamları, uykuyu pasif bir beyin durumu olarak nitelendirmişlerdir. Geceleri his ve duyusal girdilerin çevreden azaltılmış olarak hissedilmeleri, genelde kabul edilir bir olgu olmakla birlikte, bu, beyin fonksiyonlarını da etkilemektedir. Esasında bilim adamları, uyku süresince beynin kısmen kapandığını düşünmekte ve sabahleyin de yeniden çalışmaya başladığını öngörmektedirler.

Bununla birlikte, 1929 yılında EEG’nin icadı ile birlikte bu düşünceye çelişkiler ortaya çıkmıştır. EEG kayıtlarından alınan bilgilere göre, araştırmacılar uykunun dinamik bir davranış olduğunu görebilmişler ve beynin bu sürelerde oldukça aktif olduğunu, tümüyle pasif olmadığını gözlemleyebilmişlerdir. Bu sürede EEG’nin kullanıldığı uyku çalışmalarında EEG ve göz ile kas hareketlerinin ölçülmesinde kullanılan gereçler, iki ana uyku tipi ortaya koymuşlardır. Bunlar, göz hareketlerinin mevcudiyeti ya da yokluğu kadar EEG karakteristik modelleriyle de tanımlanmaktadır.

Uykunun bu iki ana tipi, hızlı göz hareketleri (REM) ve hızlı olmayan göz hareketleri (NREM) ile alakalıdır. Bir EEG, REM uykusu, genellikle "etkin uyku" olarak adlandırılırken, adından da anlaşılacağı üzere göz hareketleri kadar karışık frekans ritimleri ve düşük genlik karakteristikleri ile de alakalıdır. Bazı uyku araştırmacılarına göre bu göz hareketleri bazı durumlarda rüyalarla ilişkilidir. Tipik olarak, insanlar REM uykusundan uyandırıldıklarında rüya gördüklerini, ifade etmektedirler, oldukça açık ifadeleriyle bazen tuhaf rüyalar gördüklerini söylemektedirler. Tezat olarak, kişiler, NREM uykusundan uyandıklarında daha az frekanslı ve imgelerden oluşan rüyalar gördüklerini söylemektedirler. İlginçtir ki, REM uykusu süresince iskelet kasları geçici olarak hareketsizdir. Bu, bizim “rüyalarımızın etkisinde kalmamamız” için oluşturulan nörolojik bir bariyer olarak düşünülmektedir.
NREM uykusu, üç stratejiye ayrılabilir: N1, N2 ve N3. N1 ‘den N3’ e kadar olan basamaklardaki ilerlemede, EEG daha yavaş ve daha senkronize olmaktadır ve gözler nispeten hala N1. N2’de görüleceği üzere daha yavaş hareket etmektedir; uyku, K kompleksleri olarak adlandırılan ve en iyi özetle yüksek voltaj dalgaları olarak tarif edilebilecek 12-16 Hz arasındaki yüksek beyin frekans dalgalarının düzensiz atışları ile karakterize edilmektedir.

GECE DEVRİ
Sağlıklı yetişkinlerde uyku, tipik olarak NREM uykusu ile başlar. Uyanıklık durumu ile alakalı açık ritmik alfa aktivitesi örneği, N1 şeklinde, karışık frekanstaki bir düşük voltaj modeli ile tarif edilecek bir ilk uyku aşamasını vermektedir. Uykuda olama durumundan N1’ e geçiş, ilk uykunun başlaması üzere ilk göz hareketlerinin yavaşlamaya başlaması sonrasındaki birkaç saniyede gerçekleşir.

Bu ilk N1 periyodu, tipik olarak bir dakikadan yedi dakikaya kadar devam eder. İkinci aşama ya da N2 aşaması, uyku iğleri ve/veya EEG kayıtlarındaki K kompleksleri olduğu üzere, sonraki 20 ya da 25 dakikada meydana gelir. N2 uyku durumunda, yüksek voltaj yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır, N3 kısa dalga aktivite karakteristikleri, üçüncü NREM uyku aşamasında meydana gelir. NREM uyku sürecinde, beyin harici uyarıcılara daha az cevap vermektedir ve bu durumda, uykudan uyanmak, yükselen bir şekilde daha da zorlaşacaktır. Uyku genliği ve uyku dalgası sayısı ve N3 uykusu, daha yaşlılarda az olacak şekilde gittikçe zayıflar; bu genellikle, N2 uykusundaki yükselişle alakalıdır.

Bunu izleyen N3 uyku aşamasında, ciddi vücut hareketi genellikle NREM uyku aşamalarını yükseltecek rampa değerindedir. Tipik olarak, bir 5 – 10 dakikalık N2 süreci, dâhili REM uyku perdesinin önüne geçer. REM uykusu tipik sağlıklı yetişkinlerde toplam uykunun yaklaşık yüzde 20 ya da 25’ini kapsar.

NREM uykusu ve REM uykusu, periyodik bir stilde, gece boyunca değişerek devam eder. Birçok yavaş dalga NREM uykusu, gecenin ilk kısmında meydana gelir; REM uykusu da gece boyunca genellikle bir – beş dakika olur. Tipik bir gece uykusunda, N3 uykusu sonraki dönemde görünmeyecek olup, bazen ikinci perdede oluşur. İlk NREM-REM uyku döneminin ortalama uzunluğu 70 – 100 dakika arasında olup; ikinci ve sonraki dönem uzunluğu ise 90 – 120 dakikadır. Bu özel dönem modellerinde NREM ve REM uykuları gece boyunca bilinmeyen şekilde devam eder. Bazı bilim adamlarına göre NREM ve REM uykuların belirli dizisi, uyku boyunca meydana gelen hafıza pekiştirme bazı özellikleri kadar, fiziksel ve zihinsel telafinin her ikisini de optimize etmektedir, ancak bu doğrulanmamıştır.
Normal yetişkinler, N2 uyku durumu için uykularının yaklaşık yarısını harcamaktadırlar. Uyku iğleri ve K kompleksleri, yukarıda görüldüğü üzere bu aşamanın karakteristik beyin modelleridir.

N3 aşamasında, en derin NREM aşaması için, EEG’ler, yüksek genlik, düşük frekans delta dalgaları gösterirler. Bu aşama, "derin" ya da "yavaş dalga" veya delta uykuya işarettir. Eski literatür, N3 uykusunu 3 ya da 4 alt uyku durumuna ayırır, en yeni sınıflandırma sistemi, bunları tek bir N3 aşamasında kombine etmektedir.

Uyku Süresince Psikolojik Değişiklikler
Vücut işlevleri için mümkün olan düzeylerde, uyanıklılık durumunda, birçok psikolojik değişken kontrol edilebilir. Sıcaklık, kan basıncı ve oksijen düzeyi karbondioksit ve kandaki glikoz, uyanıklılık süresince oldukça sabit kalmaktadır. Uyku süresince her ne kadar psikolojik talepler azalsa da sıcaklık ve kan basıncı düşmektedir. Genelde kortikal etkinlikler, soluma ve kalp gibi fizyolojik faktörlerin birçoğu uyanıklılık süresince ve REM uykusunda bazı durumlarda değişebildiği halde REM uykusu dışında fazla olmaktadır.

1. Vücut Sıcaklığı
Uykuya dalmadan önce, vücudumuz çevre ısısına göre, ısı kaybetmeye başlar. Bazı bilim adamları, bunun uykuya dalmak için şart olduğunu düşünmektedirler. Uyku süresince ise merkezi ısımız 1 - 2° kadar düşer. Sonuç olarak, vücut sıcaklığımızı korumak için daha az enerji kullanırız. Bir hipoteze göre, uykunun birincil fonksiyonu, bu yolla enerjiyi korumaktır. Vücut sıcaklığı, REM uykusu dışında hala oldukça az bir düzeyde devam etmektedir, fakat REM uykusu süresince de vücut sıcaklığımız en düşük noktaya inmektedir. Çünkü vücut ısısı, REM uykusu süresince yer yer değişmektedir.

2. Soluma
Soluma modelleri, uyku süresince değişir. Uyanık olduğumuzda soluma genellikle düzensizdir, buna, konuşmamız, hislerimiz, hareketlerimiz, duruşumuz ve diğer faktörler etki eder. REM uykusu dışında solumamız düşer ve düzenli bir hale gelir. REM uykusu süresince bu model yeniden değişken bir hale gelerek, soluma hızımızda artış meydana gelir.

3. Kardiyovasküler Aktivite
Uykunun muhtemel fonksiyonlarından birisi, kalbe uyanıkken istenilen katı taleplere karşılık dinlenme şansı verilmesidir. Uyanık olma durumu ile karşılaştırıldığında, REM uykusu dışında kan basıncında ve kalp atış hızında önemli bir düşüş vardır. REM uykusu süresince, her ne kadar kardiyovasiküler aktivitede belirgin bir değişiklik varsa da, kan basıncı ve kalp atışı yüksektir. Ek olarak, erkeklerde meydana gelen ve ereksiyona sebebiyet verecek kan akışı değişikliği, kadınlarda klitoris büyümesi şeklinde olur ve bu, REM uykusunun karekteristik bir özelliğidir. REM uykusundaki bu, sebebi kesin bilinmeyen nöral ve fizyolojik değişiklikler, REM ile alakalı, rüya içerikli sinir sistem aktivitelerine bağlı olabilir.

4. Uyku Süresindeki Diğer Fizyolojik Değişiklikler
Birçok kısım açısından, birçok fizyolojik değişiklik, uyku süresince azalmaktadır. Örneğin böbrek fonksiyonu yavaşlarken, ürin üretimi de düşmektedir. Bununla birlikte bazı fizyolojik işlemler devam etmekte, hatta uyku süresince yükselmektedir. Örneğin uykuda meydana gelen en büyük değişikliklerden birisi, hormon üretiminin uyarıcı kalarak yükselmesidir. Prolaktin ve troid hormonu yükselmekte iken sindirim ve hücre tamiri ile ilgili etkinlikler uyku süresince azami düzeyde olmaktadır; gelişim, uykunun en önemli fonksiyonudur.

REM ve NREM (Uykularının Her İkisinde de Meydana Gelen Rüya Görme)
Uykudaki en dikkate değer ancak bir o kadar da anlaşılmaz olan husus rüya görmektir, bunlar acayip ve rastgele sıralı, bazen gelişigüzel ve bazen de uyanık olduğumuz zamanlarda edindiğimiz tecrübelere bağlıdır. Görsel şiddeti olan rüyalar, özellikle REM uykusunda meydana gelir. Ancak rüyaların tümü REM uykusunda meydana gelmezken bazı rüyalar NREM uykusu süresince de görülebilir.

Rüyaların yorum ve anlamları değişmekle birlikte, tarih boyunca filozoflar ve psikologlar tarafından araştırılmıştır. Son bilimsel rüya araştırmalarına göre, rüyalarımız hala sır niteliğindedir. Bazı bilim adamları, rüyalarımızın, günlük yaşananlara göre hafızamızdaki formasyon dahilinde kritik bir mekanizma olgusu olduğunu söylemektedirler; bazı bilim adamları ise bunların, beyindeki sıra dışı etkinliklerin basit bir sonucu olarak bir içerik olduğunu savunmaktadırlar.

Özet
Kısacası, uyku süresince beyin etkinliklerindeki ve fizyolojik fonksiyonlardaki değişiklikler oldukça derindir. Bu değişiklikler, uykudaki rastlantıları tespit etmekte kullanılır. Nihai olarak, bu değişikliklerin bazıları “Niçin uyuruz?” sorusunun cavplanmasında bize yardımcı olurlar.

Uyku Düzeni: Uyanıklık Durumu ve Sabit Uyku
Her 24 saatlik süreçte, her insan yaklaşık 16 saat uyanık kalırken yine 8 saatlik bir uyku durumu söz konusudur ve bu uyku durumu genellikle geceleri olmaktadır. Bazı kültürlerde ise gün ortası uykusu söz konusudur. Gece çalışan ve gündüz uyuyanlar için ise uyku süresi genelde 8 saatten azdır.Uyanık kalma ile uyku süresi oranı 2:1 ‘dir. Uykuyu ve uyanıklık durumunu kontrol etmek için yapılan bir nöral alan araştırması yıllar önce yapılmış olup, son ilerlemelere göre ise, uyku ve uyanıklık durumumuzu muhafaza etmemiz için birçok alanda kompleks bir nöral şebeke varlığı ortaya çıkmaktadır. Bu şebekede bazı nöronlar uyanıklılığı teşvik ederken bazıları ise uykuyu teşvik etmektedirler. Uyanıklığı teşvik eden nöronların birçoğu uykuyu teşvik edenleri kısıtlamaktadır ve diğerleri de aynı durumu uyku için gerçekleştirmektedir. Bu etkileşim normal olarak sürmekte ve doğal ve sabit bir uyanıklık ya da nispeten sabit bir uyku durumu ortaya çıkmaktadır.

Bununla birlikte, uyku ve uyanıklık için beyin kontrolü tamamıyla anlaşılmış değildir, bilim adamları beyinde bu işlevin düzenlediği kompleks nöral şebekeye ait birçok kısım ile hangi alanların hangi fonksiyonu gerçekleştirdiği konusunda ilgili yerleri saptamışlardır. Örneğin, şu anda biliyoruz ki beyin sapı ve hipotalamustaki çeşitli alanlar, beynin en geniş bölümü olan serebral korteks için nöronlar arası iletişimin arttırılmasıyla uyanık kalma durumunu teşvik etmektedir. Canlandırma bölgesindeki nöronlar aktif olduğunda,korteks etkin kılınır ve uyanık oluruz.

Tuberomammillary Nucleus (TMN)
Canlandırmayı teşvik eden alanlardan birisi tuberomammillary nucleus (TMN) ‘dur. Buradaki nöronlar, nöronlar arası iletişim için histamini serbest bırakır. İlginçtir ki, birçok "anti-histamin" ilacı, bu canlandırma sinyallerini engelleyerek uyku durumuna sebebiyet verirler. Diğer nöronlar da, serebral korteks gibi canlandırma merkezini direkt uyaran orexin ile (hypocretin olarak da bilinir) nöronlar arası iletişim sağlarlar.
Uyandığımızda, beyin sapındaki ve hipotalamus olarak adlandırılan beyin bölgesindeki belirli alanlar serabral korteksi uyarıcı sinyaller gönderirler. Korteks içindeki nöronların etkin kılınması ile bu görüntüleme merkezinden gelen sinyaller, konuşma ve hafıza gibi kompleks beyin fonksiyonlarına izin verirken bilinci de muhafaza ederler.
Uyku Düzeni: Uyku ve Uyanıklılık Arasındaki Git-Gel Durumları
Genelde, uyanıklığı ve uykuyu teşvik eden nöronlar arasında bilim adamlarının “karşılıklı bir yavaşlatma” olarak adlandırdığı uyku ya da uyanıklık sabit periyodu sonucu için sabit kalma kabiliyetinde olabileceğimize inanmaktayız. Böylece, örneğin, korteksin etkin kılınmasıyla uyanıklığımızı mümkün kılan beyin alanları aynı zamanda VLPO nöronlarını da kısıtlamaktadır. Tersine, VLPO nöronları hızlı bir şekilde aktif olurken uyku durunu teşvik etmektedir, bunlar da TMN gibi görüntüleme merkezlerindeki etkinlikleri kısıtlamaktadır.

Bu, uyku durumu ve uyaklık arasındaki sabitlik, saniyeler içinde, nispeten hızlı bir şekilde gerçekleşmektedir. Uyku ve uyanıklığı düzenleyen kompleks nöral şebekenin daha basit olarak açıklanması için bir dizi kavramsal model amaçlanmaktadır. Örneğin bazı araştırmacılar, bir elektrik devresindeki git-gel durumundaki gibi hızlı geçişlerin kontrol edildiği nörolojik bir mekanizma ile karşılaştırma yapmaktadırlar. Bu kavramsal modelde, karşılıklı kısıtlamanın sabit olmasını mümkün kılan mekanizma, sinyallerin uyarılması ile uyku ya da 24 saat için vücut hareketleri gibi faktörlerin değiştirilmesi ile etkin olmaktadır. Bunlardan birisi yeteri kadar güçlü olduğunda, karşıt durum için geçiş sağlar. Aynı “git-gel” anahtarı, benzer şekilde, hızlı göz hareketleri (REM) ve hızlı olamayan göz hareketleri (NREM) arasındaki anahtarın bulunduğu beyin mekanizmasını da tarif etmektedir. Bununla birlikte farklı nöronlar arası iletişimler ve beyin sapındaki farklı nöron grupları, REM ve NREM uykuları arasındaki geçişe dâhil olmuşlardır.
1. Bu makale, Harvard University Tıp Fakültesi Uyku Sağlığı Birimi tarafından sağlanmış olan şahsımın devam ettiği sertifika kurslarından derlenmiştir.
· Cephalon, Inc.
· Sanofi Aventis, Inc.
· Sepracor, Inc.
· Takeda Pharmaceuticals North America, Inc.
2. Bu makale, WGBH, Harvard University ve kendisine bağlı okullar ve Harvard University hastaneleri ve araştırma enstitüleri arasındaki ilişki istisna, 1 Şubat 2008 sonrası 12 aylık bir bilgiyi içermektedir.
3. Harvard Uyku Sağlığı Ünitesinden Dr. Stuart F. Quan, Uyku Sağlığı Merkezi LLC Ulusal Sağlık Enstitüsü ve Arizona Üniversitesi ile birlikte Ulusal Sağlık Enstitüsünden araştırma desteği ve Respironics, Inc. ‘in de yine araştırmaları için, Takeda Farmakoloji 'ye, Amerikan Uyku Sağlığı Akademisi’nin resmi gazetesi olan Klinik Uyku Sağlığı Gazetesi Başyazarı, Dahiliye Kurulu Uyku Sağlığı Test Yazım Komitesi Başkanı , Dahiliye Gözlemleme Komitesi, Akreditasyon Konseyi Daimi Üyelerine, Harvard Uyku Sağlığı Departmanı PhD. Robert Stickgold’a teşekkür ederim.
Bu çalışmanın tümü kitaplaştırılmakta olup, Eylül 2010' da çıkacaktır.

Dr. Emre ÖZKUL
(Bu makale Psikologlar ve Psikiyatristler Derneği yayını olan "PsikolojiM/Ağustos 2010 sayısında yayınlanmıştır.)

__________________
Liêbe KømmT.. Liêbe GêhT ..
Rita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
psikoloji makaleleri, uyku

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



WEZ Format +2. Şuan Saat: 10:22.


Powered by vBulletin® Version 3.8.10
Copyright ©2000 - 2020, vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0

İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Tarih.gen.tr Tarih Forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Tarih.gen.tr sitesindeki konular yada mesajlar hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler için iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Tarih.gen.tr yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve gerekli işlemler neticesinde size dönüş yapılacaktır.