Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı
Kapat
   

Geri git   Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı > Makaleler > Tarih Makaleleri

Tarih Makaleleri Tarih Bilimi ile ilgili Yazılan Akademik Makaleler.

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 14 Haziran 2013, 13:45   #1
Founder
Tarih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10 Nisan 2010
Bulunduğu yer: Olympus
Konular: 920
Mesajlar: 1.415
Aldığı Beğeni: 6
Beğendikleri: 31
Tarih isimli Üye şuanda  online konumundadır
Standart Türk Adı ve Anlamı

Türk Adı ve Anlamı

Türk yurdu ile ilgili hulasaları değerlendirdikten sonra Türk adı ve anlamı üzerinde de durmakta fayda görüyoruz. Bilindiği üzere Türklerin aşağı yukarı beş bin yıllık bir mazileri vardır, Türklerin bu durumları, araştırıcıları Türk adını en eski tarih kaynaklarında aramaya sevk etmiştir. Bunlardan bazıları Herodutus'un bahsettiği doğu kavimlerinden Targitarlan Tevratta adı geçen Yafes'in torunu Togharmayı veya eski Hind kaynaklarında tesadüf edilen Turukha /Turuşka'lar ile Çin kaynaklarında bahsedilen Tik kavmini Türk adım taşıyan kavimler olarak düşünürlerken, bazılarıda bugünkü Rumelinin bir kısmına adını veren Thrak'ları, çivi yazılı metinlerde bahsedilen Turukku'ları veya Turkae (Yurkae)ler ile eski Troya'lıları bizzat Türk adım taşıyan Türk kavimleri sanmışlardır.

Türk adı, İslam kaynaklarında da epey söz konusu edilmiş, İran menşeli Zend-Avesta rivayetleri ile İsrail menşeli Tevrat rivayetlerinde de aranmıştır. Taberi, Mes'udi, îbn ül Esir, İbn Hurdadbih Gerdizi, Kaşgari ve benzerleri Nuh'un torunu Yafes'in oğlu TÜRK'de, yine aynı zamanda Taberi, Mes'udi, îbn ül Esir İran, rivayetlerindeki TURAK veya TUR'da Türk kavmini aramışlar ve bunları Türk adım taşıyan ilk kavim olarak göstermişlerdir. Z.V.Togan'da Türk ile Turan kelimesini beraber işleyerek Türk ve Turan kelimesinin asli meselesine ait nazariyeleri değerlendirirken Turan'ın bundan sonrada İran'ın karşılığı olmak üzere kullanılabileceğini, fakat; Türk mukabili kullanılamayacağını zira: Türk isminin ancak Türk lehçelerinde konuşan kavimlere ıtlak olunabileceğini belirttikten sonra "Bu kelimelerin aslı hakkında muhtelif fikirler vardır. Türk kelimesi "Kuvvet" manasını ifade etmiş olduğundan kelimenin bu haliyle bir kök olacağı zannediliyor. Fakat, Turan ve Türk kelimelerinin kökü "TUR" (TÜR) kelimesi de olabilir.. Tuz kelimesi Tur kelimesinin "z" konuşulan şekli ise, kelime "Teşekkül" ve "intizam" manasında olup, İran destanlarında Türk'lerin ceddi olarak gösterilen "Tuz" un ismide "Tur kelimesi ile bir olabilir" diyerek Türk adı ve kelimenin aslı hakkında bir neticeye varmaktan ziyade bir nazariye de ileri sürmüştür. Zaten, bu kelimelere göre Türk adının M.Ö. ki asırlarda da bugünkü gibi tek heceli söylenmesi icap ederdi. Halbuki Milattan Sonraki ki asırlarda VIII. yy.'da dikilen Bengütaş'larda "Türük" şeklinde ve iki heceli, Çince transkripsiyonlarda da iki heceli söylendiği bir gerçektir. Her ne kadar Çince kaynaklarda zikredilen "Tik" kelimesi tek heceli ise de W,Eberthard'ın konuyla ilgili araştırmaları "Tik" ile "Türk"ün ilgisi olmadığım ortaya koymuştur. İslam kaynaklarında, Tevrat'a dayanılarak bahsedilen "Türk" kelimesinin, ne şahıs ne de kavim adı olarak Tevrat'ta yer almadığım İ.Kafesoğlu belirtmektedir. Yine İ. Kafesoğlu'nun Gy. Nemeth'e dayanarak verdiği bilgiye göre son arkeolojik araştırmalar ve kültür tarihi tetkiklerine aykırı düşen yukarıdaki faraziyelerin linguistique bakımdan da doğruluğu tespit edilememiştir.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Türk kelimesinin Çince transkripsiyonlarda ve Bengütaş'larda iki heceli söylenişi hakkında A. Vambery kelimenin törümekten "Törük" şeklinde türediğini ve İsa'dan önceki devirlerde de bu şeklide kullanılabileceği fikrini vermiştir. G.Türükoğlu'da "Milattan Önceki asırlarda "Turuşka", "Torogma", "Tukkuş" gibi Hint, İsrail ve Çin kaynaklarında çeşitli söyleyiş şekillerine rastladığımız "Törük" yada "Tunik" sözcükleri ilk defa bir kavme ad olmuştur. Türük sözcüğü "Türkmen" sözcüğünde olduğu gibi ikinci "ü" sesi düşerek Türük/Türk olmuştur." demekle A.Vambery'nin fikrine katılmakta ise de, ele geçen bir Uygur metninde "Türk" kelimesi manalı bir söz olarak kaydedilmektedir.

Türk adının ne zaman bir kavimde ilk defa kullanıldığına, bir başka deyişle "Türk" kelimesinin eskiliğinin nerelere dayandığına dair ortaya atılan nazariyeleri inceledik. Birde kelimeye kaynaklarda ve araştırmalarda verilen manalara ve bu adın ne zaman bir milletin bütün boylarının ortak adı olduğuna bakmak gerekir. Yukarıda belirttiğimiz gibi Türk adının en eski tarihlerde araştırılması, bu kelimenin manasının da en eski kaynaklarda araştırılmasına sebep olmuştur. Bir Çin yıllığında bahsedilen Tu-küe (Türk) kelimesinin aynı yıllıktaki tefsirinden hareket eden batılı ilim adamlarından J.Klaproth, T'u-küe'yi "Takye", J.Schmidt, "Dugulga/Tulga" Gobelentz ve Schott, Farsça "Targ", JJ.Hess "Targ" vs, şeklinde, A.Vambery, törümekten "Törük/Türük: Türemiş.
yaratılmış" , G.Türükoğlu "Türk sözcüğünün aslı "Törük" veya "Türük"tür. Bu sözcükler Törümek veya Türemek fiilinden yapılmış bir sıfat olup "Türeyen, üreyen, yaratılan" demektir. Burda akla hemen bir soru gelir, neden türeyen? Hemen hemen bütün Türk kavimlerinde kurttan türeyen efsanesi gözönüne alınırsa bunun kurttan türeyen, kurttan oluşan anlamına geldiği anlaşılmaktadır" , diyor. Bu ifade G.Türükoğlu'na göre Türk kalimesinin değişmeyen manasıdır. Birde kelimenin değişen anlamı vardır. O da "Güçlü, Töreli, Güzel ve İslâm"dır. Bütün bunların yanında Bengutaş'larda ve Uygurca metinlerde geçen "Türk" kelimelerine getirilen yorum var. G.Doerfer, Bengütaş'lardaki "Türük" kelimesinin "Devlete bağlı halk, teb'a" olduğunu söylüyor. Dikkat edilirse bu ifadede Z.Gökalp'ın belirttiği kanun ve nizam sahibi manasına yakın bir mana var. Zira devlete bağlı olan halkın bir töresi ve bu törenin meydana getirdiği bir teşkilatı (Devleti) bulunmaktadır. F.W.K. Müller'in tesbit ettiği Uygurca metindeki "Türk" kelimesi "Güç, kuvvet/güçlü kuvvetli" manasım taşımaktadır, buradaki "Türk" kelimesiyle, millet adı olan Türk kelimesinin aym olduğunu Gy. Nemeth ispatlamıştır. İ. Kafesoğlu'nunda katıldığı Gy. Nemeth 'in görüşüne göre: cins ismi halinde çok eskiden beri Türkçede mevcut olan "Türk" kelimesi zamanla: Meydana çıkmış, yaratılmış, şekil almış/gelişmiş/çok gelişmiş/ kuvvetli, güçlü manalarım kazanmıştır. Kaşgarlı Mahmud'un D.L.T. adlı eserinde de Türk; "olgunluk çağı" olarak ifade edilmektedir ki, bu ifade bizce Nemeth'in görüşüyle yakın alakalı olup, onu pekiştirir niteliktedir. L.Rasonyı kelimenin eski olduğu kanaatına katılmayarak "şimdiye kadar bir çok defa Türk kavim adı geçti. Macarca "Törük M de bu sözden gelmiştir. Bu söz Türklüğün en eski adı değildir, Hun devleti dağıldıktan, Toba, Avar ve Sabar'lar tarih sahnesinden çekildikten sonra Türk sözü ilk defa VI. yy. da meydana çıkmıştır." demekte ve Toba'larda Tu-ku (Tu-küe) adlı bir oymağın varlığım kabul etmekle birlikte Sui-Şu (Sui-Shu) adlı Çin kronikasmda Türk sözünün yanlış kullanılıp kullanılmadığının aydınlatılması gerektiğini savunmaktadır. Konu hakkında İslam
kaynaklarının İsrailiyata dayanarak, "Türk" ün "Terk" den geldiği şeklinde yaptıkları garip, fakat ısrarlı izahlarını önemli bulmadığımızdan
üzerinde durmayacağız.

O halde bu ad (Türk) ne zaman ve nasıl bir milletin bütün boylarının ortak adı olmuştur? Türklerde baş kabilenin, yani hakim unsurun fazilet, erdem, kuvvet, muhkem v.s. gibi kelimeleri kendisine ad olarak aldığını Gy. Nemeth araştırmalarıyla ortaya koymuştur. H.N.Orkun "Bu verdiğimiz izahattan sonra Türk kelimesinin "kuvvet" manasına geldiği ve baş kabile, hakim unsur olduğu için bu ismi aldığı anlaşılır," ve L.Rasonyı "Berk, küç, erdem v.b. Türk adlarının da önce bir oymak adı olduğu anlaşılmaktadır. Sonradan bu isim (Türk ismi) daha büyük etnik teşekküle ad olmuştur." diyerek Gy. Nemeth'in ortaya koyduğu görüşe katılırlar. Türkiye'de ilk defa materyalist tarih telakkisi doğrultusunda bir eser vücuda getiren D.Avcıoğlu da eserinin "Türk adı, türük budun ile çıkar" başlıklı bölümünde "Sloven belli bir Slav kabilesinin adıdır. Giderek Slavca konuşanların genel adı haline gelir. Orta Asya'da Cengiz Han öncesinde Moğol bir boyun adıdır. XII. yy. da Tatar ve Kereit'ler arasında, Onon ve Kerülen nehirleri boyunca avcı ve göçebe pek çok boylar ve soylar vardır. Bunlardan ancak bir tanesi Moğol adım taşır. Cengiz'in atası Borcigin (Börcigin) soyundan kabul edilen Han, Kağan, adım aldıktan sonra Moğol adı bütün boylar için umumi bir ad olmuştur. Bunun gibi Türk adı da, bir Türk topluluğuna verilen ad olarak "Türük budun" diye ilk kez Göktürklerde geçer. Bahaeddin Ögel'e göre, "Türk" adı, Göktürk Konfederasyonunun kurucusu Aşina soyunun atası Na-tu~liu J'nun, Bilge, Alp gibi bir lakabı ya da unvanıdır. Fakat bu unvan sonradan, Göktürk kağanlarının örgütlediği ve doğrudan doğruya yönettiği boylar topluluğunun, yani Türk (Türük) budunun adı olur." demekte ve Gy. Nemeth'in görüşünü paylaşan H.N. Orkun ile L.Rasonyı'e katılmaktadır. Bu durumda, Türk adı, önce bir kabilenin adı iken, bu kabilenin iktidarı ele geçirmesiyle aynı soydan kabilelerin ortak adı olmuş, L.Rasonyı'nın ifadesiylede Kinghan (Kingan) dağlarından Azak denizine kadar süratle Türk Devleti 'nin yayılması bu mana değişikliğini kısa zamanda meydana getirmiştir. Halbuki, Kingan dağlarında Azak denizine kadar yayılan ilk siyasi Türk teşekkülü, Türük budunun vücuda getirdiği devlet değildir. Her ne kadar Türük budununda içinden çıktığı kabul edilmiş ise de bu, ilk siyasi Türk teşekkül Hunların devletidir. Kaldıki 420 tarihli bir Pers (Sasani) metninde "Türk" kelimesi Altaylı kavimleri ifade etmekte, Hunlar da bu kelimeyi "Türk-Hun'un (Kudretli Hun) şeklinde kullanmakta idiler. Niçin o devirlerde bu kelime veya "Hun" kelimesi aynı soydan boyların ortak adı olmamıştır da daha sonraki zamanları beklemiştir? İ. Kafesoğlu kelimenin belirli bir topluluğa ait "etnik" bir ad olmadığım, siyasi bir ad olduğunu, Göktürk hakanlığının kuruluşundan itibaren, önce bu devletin, daha sonra imparatorluğa bağlı kendi özel adları ile de amlan diğer Türklerin ortak adı olduğunu belirterek, zamanla Türk soyuna mensub bütün toplulukları ifade eden milli bir ad haline geldiği görüşündedir. Öyleyse bu kelime (Türk) çok önceleri Türk dilinde cins isim olarak, mevcut idi. Bir çok Türk boylarında hakim unsur (Baş kabile), Türk kelimesini veya manaca yakın kelimeleri karakterlerinin ifadesi, (İktidarlarının gücünü, niteliğini ifade için) olarak almaktaydılar. Fakat gene zikre şayan olan kabilenin esas adı idi. Daha önce bu kelimeyi kullanmış olan bir boydan çıkan Kökböri oğulları iktidarı ele geçirince atalarının da kullandığı bir kelimeyi almakta tereddüt etmediler. Siyasi teşekkülleri (Kadırgan) Kingan dağlarından, Azak denizine, kadar geçerli olunca, niçin ve hangi şartlarda iktidar olduklarının şuurunda olan ve bu şuurla aynı kandan olanların birliğini sağlayan bu boyun kendi hakimiyet adım diğer boylara, kendi özel adlarının yanında kabul ettirmesi tabiidir.

Kaynak: Prof. Dr. Salim Cöhce - Türk Tarihine Giriş

__________________
"Başlarken her şeyiyim onun şeyhi ve dervişi,
Biterken kanlı bıçaklı katili..."

-
Tarih isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
adi, adı, anlami, anlamı, turk, türk

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



WEZ Format +2. Şuan Saat: 07:21.


Powered by vBulletin® Version 3.8.10
Copyright ©2000 - 2020, vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0

İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Tarih.gen.tr Tarih Forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Tarih.gen.tr sitesindeki konular yada mesajlar hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler için iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Tarih.gen.tr yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve gerekli işlemler neticesinde size dönüş yapılacaktır.