Ansiklopediler | Tarih Kütüphanesi

Logo Background RSS

» Ansiklopediler

  • Karahanlılar İsmi Nereden Gelmektedir?
    Yazar Tarih Mart 3rd, 2019 | Yorum Yok Yorum var

    Karahanlılar İsmi Nereden Gelmektedir?

    Karahanlılar Devleti’ne adını vermiş olan sülâleye çeşitli adların verildiği bilinmektedir. Bu adların içinde en yaygın olanı “Karahanlılar”dır. Bu ad ile, Doğu ve Batı Türkistan’da, hüküm süren ilk Müslüman-Türk sülâlesinin (840-1212) kurduğu devlet ifade edilmektedir. Bu ad, özellikle tarihçi ve doğubilimci V. V. Grigorev’in 1874 yılında Maveraünnehir Karahanlıları hakkında yazmış olduğu makaleden itibaren yaygın bir ad haline gelmiştir. Karahanlılar deyimi bu sülâleye mensup hükümdarların unvanları arasında sık sık geçen Kara sözünden ileri gelmektedir. Gerçekten de bu sülâleye mensup meşhur hükümdarlardan bazılarının Kara Han, Kara Hakan, Arslan Kara Hakan, Tamgaç Buğra Kara Hakan gibi unvanlar kullandıkları bilinmektedir. İşte bu unvana bakarak, Grigorev tarafından bu devlete Karahanlılar Devleti adı verilmiştir. Söz konusu unvanlarda geçen Kara’nın anlamına gelince: O. Pritsak bunun eski Türklerde kuzey yönünü ifade eden Kara sözünden hareketle Türklerin hukukî rumuzunda büyüklük ve yükseklik ifade eden bir deyim haline geldiğini ve Kara Han’ın Büyük Baş anlamında kullanıldığını belirtir. Ayrıca Kara’nın kuvvet anlamına geldiği de belirtilmektedir. Aynı sıfatın Karahanlı hükümdarlarına unvan olarak verildiğini kaydeden Kaşgarlı Mahmud, onlara bu sıfatın verilişi ile ilgili bir hikayenin varlığına işaret etmiş ise de ne hikayeyi kaydetmiş ne de Kara’nın bu unvanlarda hangi anlamda kullanıldığını bildirmiştir.
    Biz burada söz konusu devletin hükümdarlarına Kara unvanının verilmiş olması ile ilgili olarak iki hususa işaret etmek istiyoruz. İlk önce, aşağıda ifade edileceği gibi Karahanlılar Devleti’ni Yağma’lar kurmuştur. Kaşgarlı Mahmud ise Yağmalara “Kara Yağma” denildiğini kaydetmiştir. Acaba Kara sıfatı, Yağma’ların bu sıfatı ile ilgili olamaz mı? Diğer taraftan yine Kaşgarlı Mahmud, bu devletin hükümdarları tarafından kullanılmış olan “Kadır” sıfatının anlamını izah ederken Türklerin “Karakış” anlamında “Kadır Kış” sözünü kullandıklarını kaydetmektedir. O halde her iki kelime de (Kara ve Kadır) şiddetli, çetin, sert anlamlarına gelmektedir. Buradan alınarak, çetin, sert, zorlu, şiddetli tabiata sahip hükümdar anlamında “Kara Han” unvanının kullanılmış olması en kuvvetli ihtimal olarak görülmektedir. Nitekim günümüzde de “Gözü Kara” sözünün hemen hemen aynı anlamları ifade ettiği bilinmektedir. (Devamini Oku)

  • İtil (Volga) Bulgarları ve İslamiyet
    Yazar Tarih Temmuz 9th, 2018 | Yorum Yok Yorum var

    İtil (Volga) Bulgar Hanlığı’nda İslâmiyet

    “Benim elimle Tâlût adında bir Bulgar Müslüman oldu. Ona Abdullah adını verdim. Bu adamın karısı, anası ve çocukları Müslüman oldular. Ona “Elhamdü lillah.” ve “Kul huvallahü ahad.” surelerini öğrettim. Bu iki sureyi öğrenmekten dolayı duyduğu sevinç, Bulgar hükümdarı olsa duyacağı sevinçten daha fazla idi.”  (İbn Fadlân -Seyahatnâmesi)

    “Bulgarlar Türk Tarihinin umumî cereyanında büyük bir mevki sahibi değillerse de ilk evvel heyet-i mecmualarıyla İslâmiyet’i kabul etmeleri itibarıyla Türk ve İslâm Tarihinde mevkîleri vardır. (Fuat Köprülü – Türkiye Tarihi adlı eserinden) 

    Bu makalede, isminden de anlaşılacağı üzere, İdil (Volga) Bulgarları sahasında İslâmiyet’in kabulü konusu değerlendirilmeye çalışılacaktır. Ülkemizde Bulgarlar hakkında yapılan araştırmalar hem sayıca çok az ve hem de meselenin muhtelif noktalarını açıklamaktan oldukça uzaktırlar. Bizim dikkatimizi çeken husus Bulgarların İslâmiyet’i kabulü ve İdil (Volga) Bulgar Hanlığı’nın hangi tarihten itibaren bağımsız bir devlet olarak kabul edilebileceği konularında, özellikle çelişkili görüşlerin bulunduğu yönündedir. Bu nedenle bu küçük boyutlu çalışmamızda biz, bu konulardan birincisine açıklık getirmek istiyoruz. Böylelikle, özelde İdil (Volga) Bulgarlarıyla ilgili değerlendirme eksikliklerini giderme yönünde bir adım atmış olacağımız gibi, ayrıca Türkler arasında İslâmiyet’in gönül rızası ve serbest kabul ile yayıldığının önemli bir örneğini de ortaya koymuş olacağız. (Devamini Oku)

  • Hazarların İslamiyeti Kabulü
    Yazar Tarih Kasım 28th, 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Hazarların İslamiyeti Kabulü

    Hz. Ömer zamanında başlayıp Harunurreşid devrine kadar devam eden mücadele sırasında Müslümanlar zaman zaman Hazar ordularını mağlup etmişlerse de ezici bir üstünlük ve uzun süreli bir hakimiyet tesis edememişlerdir. Bu yüzden İslamiyetin Hazar topraklarında yayılması savaşların sona erdiği barış döneminde ve özellikle ticari faaliyetler sırasında olmuştur.

    Müslüman Araplar İran’ın fethiyle Türk sınırlarına yaklaşınca Hz. Ömer’in daha ileri gitmemelerini ve kendilerini tehlikeye atmamalarını istemesine rağmen i’lâ-yı kelimetullah (İslamiyet’i yaymak) uğruna seferlerine devam etmiş ve Bâbü’l-ebvâb’ı (Derbend) tekbir sesleriyle geçmişlerdi. Buradaki savaşlardan birinde şehit düşen cesur kumandan Abdurrahman b. Rebîa’nın cesedini bir sandukaya koyup onunla yağmur duasına çıkmışlardı. Bu seferler sonunda Belencer ve Etil’de (İdil) yaşayan halk arasında İslamiyet yayılmış ve İdil’de bir mescid yapılmıştır. Mervan b. Muhammed’in 737’de Hazarların başşehri İdil’i fethinden sonra Hazar hakanı Müslüman olmuş ve Mervan ile bir antlaşma imzalamıştır. Mervan antlaşmayı müteakip bölgeden ayrılırken Nuh b. Sâbit el-Esedî ile Abdurrahman el-Havlânî (Hûlânî) adlı iki din bilginini Hazar başkentinde bırakmış ve bunlar sayesinde Hazarlar arasında İslâmiyet yayılmaya başlamıştır.

    İbn Rüste X. yüzyılda İdil’de çok sayıda mescid, imam ve müezzinden bahsetmektedir. İbn Fazlan da Hakan’ın Müslümanları himaye ettiğini ve onlara yardımcı olmak üzere hususi memurlar tayin ettiğini söyler. (Devamini Oku)


sitemap