Genel Türk Tarihi

Logo Background RSS

» Genel Türk Tarihi

  • İtil (Volga) Bulgarları ve İslamiyet
    Yazar Tarih Temmuz 9th, 2018 | Yorum Yok Yorum var

    İtil (Volga) Bulgar Hanlığı’nda İslâmiyet

    “Benim elimle Tâlût adında bir Bulgar Müslüman oldu. Ona Abdullah adını verdim. Bu adamın karısı, anası ve çocukları Müslüman oldular. Ona “Elhamdü lillah.” ve “Kul huvallahü ahad.” surelerini öğrettim. Bu iki sureyi öğrenmekten dolayı duyduğu sevinç, Bulgar hükümdarı olsa duyacağı sevinçten daha fazla idi.”  (İbn Fadlân -Seyahatnâmesi)

    “Bulgarlar Türk Tarihinin umumî cereyanında büyük bir mevki sahibi değillerse de ilk evvel heyet-i mecmualarıyla İslâmiyet’i kabul etmeleri itibarıyla Türk ve İslâm Tarihinde mevkîleri vardır. (Fuat Köprülü – Türkiye Tarihi adlı eserinden) 

    Bu makalede, isminden de anlaşılacağı üzere, İdil (Volga) Bulgarları sahasında İslâmiyet’in kabulü konusu değerlendirilmeye çalışılacaktır. Ülkemizde Bulgarlar hakkında yapılan araştırmalar hem sayıca çok az ve hem de meselenin muhtelif noktalarını açıklamaktan oldukça uzaktırlar. Bizim dikkatimizi çeken husus Bulgarların İslâmiyet’i kabulü ve İdil (Volga) Bulgar Hanlığı’nın hangi tarihten itibaren bağımsız bir devlet olarak kabul edilebileceği konularında, özellikle çelişkili görüşlerin bulunduğu yönündedir. Bu nedenle bu küçük boyutlu çalışmamızda biz, bu konulardan birincisine açıklık getirmek istiyoruz. Böylelikle, özelde İdil (Volga) Bulgarlarıyla ilgili değerlendirme eksikliklerini giderme yönünde bir adım atmış olacağımız gibi, ayrıca Türkler arasında İslâmiyet’in gönül rızası ve serbest kabul ile yayıldığının önemli bir örneğini de ortaya koymuş olacağız. (daha&helliip;)

  • Hazarların İslamiyeti Kabulü
    Yazar Tarih Kasım 28th, 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Hazarların İslamiyeti Kabulü

    Hz. Ömer zamanında başlayıp Harunurreşid devrine kadar devam eden mücadele sırasında Müslümanlar zaman zaman Hazar ordularını mağlup etmişlerse de ezici bir üstünlük ve uzun süreli bir hakimiyet tesis edememişlerdir. Bu yüzden İslamiyetin Hazar topraklarında yayılması savaşların sona erdiği barış döneminde ve özellikle ticari faaliyetler sırasında olmuştur.

    Müslüman Araplar İran’ın fethiyle Türk sınırlarına yaklaşınca Hz. Ömer’in daha ileri gitmemelerini ve kendilerini tehlikeye atmamalarını istemesine rağmen i’lâ-yı kelimetullah (İslamiyet’i yaymak) uğruna seferlerine devam etmiş ve Bâbü’l-ebvâb’ı (Derbend) tekbir sesleriyle geçmişlerdi. Buradaki savaşlardan birinde şehit düşen cesur kumandan Abdurrahman b. Rebîa’nın cesedini bir sandukaya koyup onunla yağmur duasına çıkmışlardı. Bu seferler sonunda Belencer ve Etil’de (İdil) yaşayan halk arasında İslamiyet yayılmış ve İdil’de bir mescid yapılmıştır. Mervan b. Muhammed’in 737’de Hazarların başşehri İdil’i fethinden sonra Hazar hakanı Müslüman olmuş ve Mervan ile bir antlaşma imzalamıştır. Mervan antlaşmayı müteakip bölgeden ayrılırken Nuh b. Sâbit el-Esedî ile Abdurrahman el-Havlânî (Hûlânî) adlı iki din bilginini Hazar başkentinde bırakmış ve bunlar sayesinde Hazarlar arasında İslâmiyet yayılmaya başlamıştır.

    İbn Rüste X. yüzyılda İdil’de çok sayıda mescid, imam ve müezzinden bahsetmektedir. İbn Fazlan da Hakan’ın Müslümanları himaye ettiğini ve onlara yardımcı olmak üzere hususi memurlar tayin ettiğini söyler. (daha&helliip;)

  • Türklerin Emevilere Hizmetleri
    Yazar Tarih Kasım 27th, 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Türklerin Emevilere Hizmetleri

    Müslüman Araplarla Türkler arasındaki münasebetler daha önce anlatıldığı gibi Hz. Ömer zamanında başlamış ve karşılıklı mücadele içinde süregelmiştir. Türklerin Emevîler devrine hatta Muaviye devrinin sonlarına kadar küçük gruplar halinde topluca Müslüman olduklarına dair herhangi bir bilgi tesbit edilememiştir. Ancak münferid olarak İslâmiyet’i kabul edenler olmuştur. Ubeydullah b. Ziyâd’ın 674 yılında Buhara seferinden dönerken getirdiği 2.000 kişilik bir okçu birliğini Basra’ya yerleştirdiği bilinmektedir.

    Ubeydullah bu Türk birliğinin Araplarla karışarak özelliklerini kaybetmemesi için onlara özel bir mahalle tahsis etmiştir. Bunlar bazı hâricî isyanlarının bastırılmasına memur edilmişlerdir. Kerbelâ vakasında adı geçen Reşîd et-Türkî’nin Buharalı Türklerden olması muhtemeldir. Haccac Irak umûmî valisi olunca Iraklıların muhtemel isyanlarına karşı Suriyeli birliklerin yanına Buharalı Türkleri de yerleştirdiği rivayet edilmektedir. Bunların dışında Emevî valilerinin hizmetine giren birkaç Türk’ten bahsedilmektedir.

    Emevîler devrinde çok geniş bir alanda İslâm hakimiyeti sağlanmışsa da devletin takip ettiği Arap milliyetçiliğine dayalı siyaset yüzünden idare ve askeri kademede görevli çok az sayıda gayr-i Arap unsur hizmete alınmıştır. Araplar devletin çeşitli nimetlerinden yararlandıkları halde mevâli denilen gayr-i Arap unsur ikinci sınıf insan muamelesi görüyor ve ganimetlerden daha az pay alıyorlar, buna karşılık daha çok vergi ödemek zorunda bırakılıyorlardı. Sefer sırasında askere alınan gayr-i Arap kavimler savaştan sonra az bir ganimetle ülkelerine gönderiliyorlardı.

    NOT: Bu ilgili makale, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Sayın Prof. Dr. Abdülkerim Özaydın’nın Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. cildinde yer alan “Türklerin İslamiyeti Kabulü” adlı makalesinden yararlanılarak hazırlanmıştır.


sitemap