Siyasi Tarih | Tarih Kütüphanesi - Part 4

Logo Background RSS

» Siyasi Tarih

  • Tarihte Sağlık Beslenme, Çevre ve Nüfus
    Yazar Tarih Aralık 22nd, 2011 | Yorum Yok Yorum var

     Sağlık Beslenme, Çevre ve Nüfus

                Tıp bilimiyle ilgili buluşlarına tarihi çok eskidir. Örneğin MÖ 2000’lerde Mısır’da beyin ameliyatı yapıldığını gösteren bulgular vardır. Anatomi bilgisi, Leonardo da Vinci ile büyük aşamalar kat etmiştir. Ancak tıpla ilgili yenilikler, dinden ve gelenekten doğan insan vücuduna ait önyargılar, 19. yüzyıl ortalarında ortadan kalkana kadar insan vücudunda uygulanamadı. Örneğin Rönesans döneminin, Leonardo Usta’yı, üzerinde incelemeler yapmak amacıyla, kadavra bulmak için mezar soygunculuğu yapmaya zorlayan dogmaları düşünün. Ancak, 19. yüzyılın genel laikleşme havası ve verimli araştırma hevesi içinde birçok buluş uygulanmaya başlandı. Kloroform yaygın bir biçimde kullanıldı ve antiseptik anlayışı yerleşti. Pasteur ve Koch ile bakteriyoloji çağı açıldı. Gözle görülmeyen mikroskobik canlıların varlığının bilinmesi, ameliyat araçlarının “sterilizasyonunun” yaşamsal önemini vurguladı. Bu yenilikler, cerrahi alanında görülmemiş gelişmelere yol açıp, vücut-içi ameliyattaki başarı şansını büyük ölçüde yükseltti. İlk antibiyotik olan Salvarsan’ın üretimi 1880’lere rastlar. Böylece, salgın ve ağrı kesici olarak yaygın biçimde kullanılan Aspirin bile 100. yaş yıldönümünü henüz kutlamıştır. 1899’da bulunmuştur. Bu gelişmelerin tümünün toplumsal ve ekonomik açıdan önemli sonucu, insan yaşamının uzayıp çocuk ölüm oranının azalması ile görülmemiş nüfus artışıdır.

                Nüfusun hızla artması, 19. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa devletlerini büyük bir sorunla karşı karşıya bıraktı: Artan Avrupa nüfusuna gıda! Eğer, gelişen kimya bilimi tarımda bir devrim yaratmamış olsaydı, Avrupa ülkeleri herhalde çok güç bir durumda kalır ve zenginlikleri bugünkü göz kamaştırıcı düzeye yükselemezdi. Yapay gübre, belirli bir toprak parçasından daha çok ürün alınmasını sağlarken “pastörizasyon” yöntemlerinin gelişmesi, yiyecek saklamayı kolaylaştırdı. (Devamini Oku)

  • Endüstri Devriminde Kitle Toplumunun Ortaya Çıkması
    Yazar Tarih Aralık 20th, 2011 | Yorum Yok Yorum var

    4. Kitle Toplumunun Ortaya Çıkması

                Buraya kadar özetlenmeye çalışılan bilimsel, teknolojik ve endüstriyel değişiklikler, çağdaş tarihin de başlangıç noktasıdır. Yeni endüstriyel teknikler, büyük çaplı girişimleri ve kentsel yerleşme bilimlerini ortaya çıkardı. Örneğin, yeni çelik endüstrisi, 10’a kadar işçi çalıştıran bireysel girişimleri öldürdü. Fazla üretimin sonucu olan depresyon (1873 – 1895) sonucunda, yeni makineler alacak mali gücü olmayan ve endüstri devriminin birinci aşamasının ürünü olan küçük aile işletmeleri, dayanamayıp teker teker yok oldular. Dolaysıyla geniş çaplı girişimler, tröst ve karteller ekonomik sisteme egemen hale geldiler. 20. yüzyıla gidilirken, ne kadar acımasız olursa olsun, artık endüstrileşme sürecinin durdurulamayacağı anlaşıldı ve her türlü toplumsal, ekonomik ve çevresel sonuçlarıyla –bazen de kötü- olduğu gibi kabul edildi.

                Endüstri devriminin doğrudan sonucu olarak, işçilerin fabrikalarda toplanması ve fabrikaların da kentsel alanlara yığılmasıyla, giderek, kentsel alanlar kırsal yerleşme alanlarını yutmaya başladı. Bu gelişme, tıp bilimindeki yeniliklerle ortaya çıkan nüfus artışı ve bu nüfusu doyurmak için gıda maddesi bulma yönündeki çabalarla birleştiğinde, 20. yüzyılın değişmez özelliği olan “kitle toplumu” tarihteki yerini aldı.

                1871’de nüfusu 100.000’den çok olan kent, Almanya’da 8 taneydi. Bu sayıyı 1900’de 33’e, 1910’da 48’e yükseldi. Rusya’da bu nitelikte kentlerin sayısı 1871’de 6 iken, 1900’de 17 oldu. Yeryüzünde nüfusu 1 milyonu aşan kent yalnızca Paris ve Londra idi. 1900 yılında bunlara Berlin, Viyana St. Petersburg, New York, Chicago, Philadelphia, Tokyo, Kalküta ve Osaka katıldı. Kısaca, büyük metropollerin sayısı hızla arttı. Emperyalizmle bu endüstrileşme süreci yeryüzünün her noktasını etkiledi ve dünya tek bir birim, tek bir faaliyet alanı haline geldi.

                1789 – 1870 döneminin süreklilik ve değişiklik güçlerinin çatışması (Kilise, monarşi ve soylulara karşı geniş anlamda demokrasi ve endüstri devrimleri) önce Avrupa ve sonra tüm yeryüzünde köklü bir “dönüşüme” (transformation) yol açmıştır. O kadar ki, bu dönüşümün yarattığı sorunların tümü hala çözülebilmiş ve insanoğlu bunun etkilerinden kurtulabilmiş değildir. (Devamini Oku)

  • Endüstri Devriminde Sağlık Beslenme, Çevre ve Nüfus
    Yazar Tarih Aralık 20th, 2011 | Yorum Yok Yorum var

    Endüstri Devriminde Sağlık Beslenme, Çevre ve Nüfus, sanayi devriminde sağlık, sanayi devriminde çevre, sanayi devriminde nüfus, sanayi inkılabında sağlık

    3. Sağlık Beslenme, Çevre ve Nüfus

                Tıp bilimiyle ilgili buluşlarına tarihi çok eskidir. Örneğin MÖ 2000’lerde Mısır’da beyin ameliyatı yapıldığını gösteren bulgular vardır. Anatomi bilgisi, Leonardo da Vinci ile büyük aşamalar kat etmiştir. Ancak, tıpla ilgili yenilikler, dinden ve gelenekten doğan insan vücuduna ait önyargılar, 19. yüzyıl ortalarında ortadan kalkana kadar insan vücudunda uygulanamadı. Örneğin Rönesans döneminin, Leonardo Usta’yı, üzerinde incelemeler yapmak amacıyla, kadavra bulmak için mezar soygunculuğu yapmaya zorlayan dogmaları düşünün. Ancak, 19. yüzyılın genel laikleşme havası ve verimli araştırma hevesi içinde birçok buluş uygulanmaya başlandı. Kloroform yaygın bir biçimde kullanıldı ve antiseptik anlayışı yerleşti. Pasteur ve Koch ile bakteriyoloji çağı açıldı. Gözle görülmeyen mikroskobik canlıların varlığının bilinmesi, ameliyat araçlarının “sterilizasyonunun” yaşamsal önemini vurguladı. Bu yenilikler, cerrahi alanında görülmemiş gelişmelere yol açıp, vücut-içi ameliyattaki başarı şansını büyük ölçüde yükseltti. İlk antibiyotik olan Salvarsan’ın üretimi 1880’lere rastlar. Böylece, salgın ve ağrı kesici olarak yaygın biçimde kullanılan Aspirin bile 100. yaş yıldönümünü henüz kutlamıştır. 1899’da bulunmuştur. Bu gelişmelerin tümünün toplumsal ve ekonomik açıdan önemli sonucu, insan yaşamının uzayıp çocuk ölüm oranının azalması ile, görülmemiş nüfus artışıdır.

                Nüfusun hızla artması, 19. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa devletlerini büyük bir sorunla karşı karşıya bıraktı: Artan Avrupa nüfusuna gıda! Eğer, gelişen kimya bilimi tarımda bir devrim yaratmamış olsaydı, Avrupa ülkeleri herhalde çok güç bir durumda kalır ve zenginlikleri bugünkü göz kamaştırıcı düzeye yükselemezdi. (Devamini Oku)


sitemap