Türk Tarihi | Tarih Kütüphanesi - Part 16

Logo Background RSS

» Türk Tarihi

  • Hindistan’da Kıpçaklar
    Yazar Tarih Ağustos 25th, 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Hindistan’da Kıpçaklar

    Hindistan’da Kıpçaklar deyince akla ilk olarak Delhi Türk Sultanlığı gelir. Biz çeşitli hanedan ve aileler tarafından yönetilen bu Türk devletinin Kıpçakların etkili olduğu (1211-1266) Şemsiyye Hanedanı ile Balaban ailesinin (1266-1290) başta bulunduğu dönem üzerinde duracağız.

    Şemsiyye Hanedânı: Suriye ve Mısır’da önemli roller üstlenen Kıpçaklar, diğer bazı Türk kavimleriyle birlikte XII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren köle tüccarlarının elinde “memluk” olarak Hindistan’a girmeye başlamışlardır. Memluklerin değeri, yaptıkları iş ve gösterdikleri etkinliklerle ölçüldüğü için, o sırada Türkistan ve Maveraünnehir’den getirilen genç Türk memluklerinin ünü o bölgeye yayılmıştı. Bölgede uzun boylu, mavi gözlü, kadınlarının güzelliği, erkeklerinin yakışıklılığı ve çalışkanlıklarıyla meşhur Kıpçak kabilelerinden gelen memlukler daha da tercih sebebi idi.

    XIII. yüzyılın başlarında kurulan (1206-1290) ve o yüzyıla damgasını vurup Hindistan’a Türk kültürünün ve İslâmiyet’in yayılmasına önderlik eden Delhi Türk Sultanlığı’nda Kıpçakların etkin bir şekilde yer aldığı görülmektedir. Özellikle Şemsiyye Hanedanı ile Balaban ailesinin başta bulunduğu dönemlerde devletin bizzat Kıpçak menşeli sultanlar tarafından yönetildiği nakledilmektedir. Şimdi gerek devletin başında bulunan gerekse idari teşkilat ve orduda önemli yer tutan Kıpçakların ve onları destekleyen diğer Türk kavimlerinin faaliyet ve icraatlarından kısaca bahsetmeye çalışalım. (Devamini Oku)

  • Suriye ve Mısır’da Kıpçaklar
    Yazar Tarih Ağustos 24th, 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Suriye ve Mısır’da Kıpçaklar

    Müslüman ülkeler içerisinde gerek idari görevlerde gerek saray işlerinde yada orduda, para ile satın alınan memluk unsurunu istihdam eden kuruluşundan itibaren yabancı unsura önem veren Abbasiler olmuştur. Onlara gelinceye kadar köleler, sadece hizmet işleri, ziraat işleri ve benzeri işlerde çalıştırılıyordu.

    Abbasi halifelerinin şahsi hakimiyetlerini pekiştirmek amacıyla devamlı memluk satın alması ve valilerin de bulundukları bölgelerde bağımsız olma arzularını gerçekleştirmek için tek dayanak olarak “memlûklerden” oluşturulacak orduları görüp bu amaçla “Memluk” satın almaları, kısa süre sonra bu memlûklerin İslâm Devleti’nin her yerinde yayılmasına sebep olmuştur. Küçük yaşta ülkelerinden getirilip efendilerinin lütfu ile hür olan bu memlûkler, zamanla nüfuzlarını artırarak, liyakat ve kabiliyetleri sayesinde, yeni vatan edindikleri topraklar üzerinde idareyi ellerine almaya başlamışlardır. Göstermiş oldukları başarının karşılığı olarak çeşitli vilayetlere vali tayin edilen Türk komutanların bu yabancı topraklarda “memluk sistemi”ni maharetle tatbik ettikleri görülüyor.

    İslâm tarihinde “memluk asker” sisteminin en bariz örneklerine Mısır’da kurulan Tulunoğulları ve İhşidîknezde rastlanılmaktadır.

    969 yılında İhşidîleri ortadan kaldırarak Mısır’ı ele geçiren Fatımîknezin de saltanatlarını devam ettirebilmek için ordularında Türk memlûklerine yer verdileri görülmektedir. Önceleri ordularını genellikle Berberî ve zencilerden kuran Fatımî hükümdarları Mısır’daki hakimiyetlerini sürdürebilmek için Türk unsuruna başvurmuşlar ve onlardan birlikler kurmuşlardır. (Devamini Oku)

  • Kıpçakların Altın ordu Devleti İle İlişkileri
    Yazar Tarih Ağustos 24th, 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Kıpçakların Altın ordu Devleti İle İlişkileri

    Biz burada Altın ordu Devleti’ni baştan sona anlatmaktan ziyade Kıpçakların bu devlet içerisindeki konumu üzerinde duracağız.

    XIII. asırda Asya ve Ön Asya’yı sarsan Moğol istilasının ortaya çıkardığı yeni siyasî oluşumlardan biri de Altın ordu Devleti olmuştur (1241-1502). Bu devlet, Doğu Avrupa’da ağırlık merkezi Aşağı İdil (Volga) boyunda kurulmuş bir Türk-Moğol Devleti’dir. Altın ordu Devleti, başta “Deşt-i Kıpçak”taki Kuman/Kıpçaklar olmak üzere Volga kıyılarındaki Bulgar Türklerini, Hazarları, Slavları ve bunların dışında bazı kavimlerini de içinde barındırmıştır. Bunların içerisine bu bölgeyi fetheden ve XIII. yüzyılın sonlarına doğru Türkler içerisinde kaybolan Moğolları (Tatarlar) da katmak gerekir. Görülüyor ki Altın ordu Devleti etnik yapı bakımından bir birlik göstermez.

    Deşt-i Kıpçak adı, Moğollar döneminde muhafaza edilmekle kalmayarak o zamanki kültür aleminde Çin’den Endülüs’e kadar geniş ölçüde yayılmıştı. Batu han ile beraber Deşt-i Kıpçak’a önemli bir Moğol (Tatar) kütlesinin geldiği ve göçebe halk arasında Moğolların çokluğu teşkil ettiği zaman zaman ileri sürülmüştür. Aileleri ve bütün malları, özellikle hayvanları ile beraber Coçi ulusuna gelen Moğolların sayıca az olmadıkları şüphesizdir. Ancak bu toprakların işgaliyle sıkı sıkıya bağlı olan bu hareket, bir göç olarak düşünülmemelidir. Moğolların çoğunluğunu oluşturan esas kitlesi Moğolistan’da kalmıştı. (Devamini Oku)


sitemap