Tarih Kütüphanesi - Part 228

Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MAIL
Forum

  • Tarih Öncesi Çağlar – Demir Çağı
    Yazar: | Tarih: 18 Şubat 2010 | 4 Yorum var4 yorum Yorum var

    Demir Çağı

    Demir Çağı pek çok bölgede değişik tarihlerde başlamış ve bitmiş olsa da Anadolu’da genel olarak, M.Ö. 13. yüzyılda başladığı, M.Ö. 4. yüzyılda bittiği kabul edilen ve demirin ergitilerek kullanılmasıyla karakterize olan bir dönemdir.

    Bu dönemde bulunan demirin bulunup işlenmesi, sanayinin gelişmesine neden olmuştur.Başlangıçta ‘dövme’ tekniği kullanılarak az sayıda araç üretilebilmiştir. Bakır ve tunçun yerini demirden silah ve eşyalar almıştır. Ticaret hızlanmış, toplumların birbirleriyle ilişkileri sağlanmıştır. Demir Çağı’na ait Anadolu uygarlıklarından bazıları, Geç Hitit Kent Devletleri, Urartular, Frigler, Lidyalılar ve Likyalılar’dır.

    Demirden silahların yaılmasıyla birlikte,insanlar kendilerini daha fazla koruyabilmişlerdir. Ancak, bu durum, devletler arasında çekişmelere sebep olmuştur.

    Ek Bilgi

    Demir Çağı

    Demir Çağı, insanlık tarihinin ilkçağların­da, hayvanları öldürmek için kullanılan kes­kin bıçakların, ağaç kesmeye yarayan baltala­rın ve savaş aracı olan kılıçların demirden yapılmaya başlandığı döneme verilen addır. Demir Çağı, Tunç Çağı’ndan sonradır.
    Demir cevheri yani içinde demir bulunan kayaç ve topraklar dünyada en çok rastlanan madenlerdendir. Doğada yer yüzeyine yakın yerlerde bulunduğu için tunç yapımında kul­lanılan bakırdan çok daha kolay elde edildi. Bu nedenle de daha ucuzdu. Demir odunkömürü ateşinde eritilirdi ve bu işlem için çok fazla araç gereç gerekmiyordu. Ormanlara yakın kurulan odunkömürü ocakları demir elde edilmesini çok kolaylaştırmıştı. Demir kullanımının yaygınlaşmasıyla, çok miktarda üretilebilen tarım ve sanayi aletleri herkesin edinebileceği mallardan oldu. Oysa tunç eşya­lar ve aletler yalnızca zenginlerin alabileceği kadar değerli ve pahalıydı. Artık kendisine tarla açmak isteyen herkes çarşıdan bir balta ve bu tarlayı sürmek için saban demiri satın alabilirdi. Zanaatçılar demirden yapılmış aletleri kolayca bulabiliyorlardı. Gene demirden yapılmış ucuz savaş aletleri zengin olmayan halkların da savaşlarda söz sahibi olmasmı sağladı. Tunç ise kova, kazan, kaçak gibi ev eşyaları ile yüzük, bilezik, broş ve iğne gibi süs eşyalarının yapımına ayrıldı.

    (daha&helliip;)

  • Tarih Öncesi Çağlar – Tunç Çağı
    Yazar: | Tarih: 18 Şubat 2010 | 1 Yorum var1 Yorum Yorum var

    Tunç Çağı

    Period: (M.Ö. 3000-1200)

    Kalay ve bakırın karışımından oluşan tunç Anadolu’da Kalkolitik sonunda görülür. Ancak tunç madeninin alet ve kap yapılmasında kullanılması 3. binin başlarına rastlar.

    Mezopotamya’da ve Mısır’da tunçtan eserlerin yapılmaya başlandığı sıralarda (M.Ö. 4. bin sonu) yazı keşfedilmiş bulunduğundan bu ülkeler için Tunç Çağı deyimi yerine yazılı belgelerden elde edilen kronoloji ve sınıflandırmalar kullanılır. Buna karşılık yazıyı henüz kullanmayan Anadolu, Hellas (Yunanistan), Balkanlar ve Avrupa gibi bölgeler için Tunç Çağı deyimi geçerlidir. Tunç Çağı Anadolu’da 3000, Girit’te, Ege’de ve Hellas’ta 2500-2000, Avrupa’da ise 2000 yıllarında başlar.

    Anadolu’da Tunç Çağı üç evre gösterir:

    Tunç Çagı üç bölümü ayrılır:

    Erken Tunç Çağı (3300-2000)
    Orta Tunç Çağı (2000-1750)
    Geç Tunç Çağı (1750-1200)
    Erken Tunç Çağı (M.Ö. 3300–2000)

    Anadolu ve Trakya’da yaklaşık M.Ö. 3000-2000 yılları arasına tarihlendirilen Erken Tunç Çağı (İlk Tunç Çağı), genel karakteri ile üzerinde tapınak ve idari binaların da bulunduğu organize, tahkimli, bağımsız şehir devletlerinden oluşan bir dönemi kapsar. Sosyal, dinsel ve teknolojik değişime tanıklık eder.

    Bu yeni dönem, önceki çağların tarım hayvancılık, dokumacılık, çömlekçilik gibi buluşlarına, daha güçlü silahların üretilmesine, daha ince süs eşyalarının yapılmasına olanak veren bakır ve kalay alaşımı olan tuncun keşfini eklemiştir. Bakırın kalay ile karıştırılarak tuncun elde edilmesi dönemin madenciliği açısından önemli bir gelişmedir.

    Besin üretimi alanında olduğu gibi, metal işleme alanında da teknolojik gelişmeler her bölgede eş zamanlı olarak yaşanmamıştır.

    Bu dönemde altın ve gümüş gibi değerli madenlerden yapılmış gömü hediyeleri içeren mezarlıklar toplumsal değişikliğin kanıtıdır.

    Bu dönemde ayrıca ticaret gelişmiş, Ege, Orta Doğu ve Balkanlar’ı kapsayan geniş bir ticaret ağı kurulmuştur. Tunç Çağına Anadolu’da M.Ö. 3000, Girit, Ege Adaları ve Yunanistan’da M.Ö. 2500, Avrupa’da ise M.Ö. 2000 yıllarında ulaşılabilmiştir.

    Anadolu’da M.Ö. 3000-1200 yılları arasında ele alınan Tunç Çağı kazılarında bulunan çanak çömleğin yapısına, üretimde ve mimaride kullanlan teknolojinin düzeyine göre Erken, Orta ve Geç Tunç olmak üzere üç evrede incelenir.
    Erken Tunç Çağı kendi arasında 4 bölüme ayrılır.

    Erken Tunç Çağı I M.Ö. 3300–3000
    Erken Tunç Çağı II M.Ö. 3000–2700
    Erken Tunç Çağı III M.Ö. 2700–2200
    Erken Tunç Çağı IV M.Ö. 2200–2000
    Erken Tunç I

    Erken Tunç I, II, III olarak incelenen bu evrenin ilk döneminde daha çok, Kalkolitik dönemin tarıma dayalı köy kültürü sürdürülmektedir. Bronz alet kullanımı çok yaygın değildir. Mezopotamya ve Mısır’da M.Ö. 4. binin sonlarından itibaren yazının kullanılmasına rağmen Anadolu henüz bu aşamaya ulaşamamıştır. Çömlekçi çarkı da henüz kullanıma girmemiş olmasına rağmen daha gelişmiş koyu renkli ve iyi açkılı seramikler yapılmıştır. Yapılar yine taş temeller üzerine kerpiçten megaron planlı olarak inşa edilmiş olup, bazı yerleşim alanlarının etrafı bir surla çevrilmeye başlanmıştır

    Ölüler artık yerleşim alanı dışına, ölü armağanlarıyla birlikte ve bacaklar karına çekik (hoker) durumda gömülmektedir (Extramural). Çağın inanışlarındaki bir başka özellik de daha çok Batı Anadolu’da rastlanan keman biçimli mermer idollerdir. Anatanrıça’yı temsil eden bu idoller eski dönemin gerçekçi figürinlerinin aksine tümüyle soyutlaşmışlardır.

    Bu dönemin en önemli teknolojik buluşu kağnı biçimindeki dört tekerlekli arabadır. Bu evrede Anadolu’da yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan en önemli yerleşim yerleri Troia I, Demircihöyük, Semahöyük, Beycesultan, Tarsus, Alişar, Alacahöyük, Karaoğlan, İkiztepe, Kültepe ve Norşuntepe olarak sayılabilir.
    Erken Tunç II

    Erken Tunç II, Orta Anadolu’da güçlü beyliklerin ortaya çıktığı bir dönemdir. Batı Anadolu’daki Troia II’nin yanısıra Kızılırmak batısında, Ankara yakınlarnda Karaoğlan, Ahlatlıbel, Etiyokuşu, Polatlı, Kızılırmak doğusunda ise Alişar ve Alacahöyük bu dönemin en önemli yerleşimleri olmuştur.

    Bunlar içinde Alacahöyük’ün özel bir yeri vardır. Dönemin sonlarında zengin ve etkin bir beyliğin merkezi gibi görünen Alacahöyük’ün en önemli özelliği Kral Mezarları olarak adlandırılan 13 gömüdür. Yerleşme alanı yamaçlarında bulunan bu mezarlıktaki gömülerin dönemin derebeyleri ve eşlerine ait olduğu düşünülmektedir. Gömülerin kimileri 3-8 m uzunluğunda, 2-5 m genişliğinde ve 1 m kadar derinliğinde dikdörtgen planlı çukurlara yapılmıştır. Çevresi ağaç ve taşlarla sınırlandırılan mezar çukurlarına, ayakları karına çekik durumdaki ceset, zengin armağanlarla birlikte yerleştirilmiş, sonra üzeri ağaç, çamur ve toprakla örtülmüştür. Gömü işlemi bitirildikten sonra mezar üzerinde bir ölü yemeği yenmiş; yemekten geri kalan öküz kafaları ve bacak kemikleri de sıralar halinde bırakılmıştır. Bu mezar armağanları Troia hazineleriyle çağdaş olup benzer nitelikte altın, gümüş, elektrum, tunç ve demirdendir. Bu mezar hediyelerinin en ilginçlerini hatalı olarak “Hitit Güneş Kursları” diye adlandırılan geyik ve boğa motifli, son derece karmaşık ve gelişmiş dökme ve dövme teknikleriyle yapılmış tunç diskler oluşturmaktadır.

    Buradan anlaşılmaktadır ki Erken Tunç II döneminde, biri Troia yöresinde, diğeriyse Orta Anadolu ve Karadeniz bölgeleri arasında yer alan iki yerel madencilik okulu bulunmaktadır. Diğer bir önemli gelişme ise Anadolu’da ilk kez bu dönemde görülen çömlekçi çarkının Troia’da kullanımıdır. Çömlekçi çarkının Troia’ya Mezopotamya’dan deniz yoluyla geldiği düşünülmektedir.

    Erken Tunç II döneminin sonlarında Batı ve Güney Anadolu’da büyük yangın izlerine rastlanmıştır. Birçok yerleşimin ıssızlaşması bu ortak felaketle ilgili görülmektedir. Ayrıca bu felaketlerden sonra ortaya çıkan yerleşme yerlerinin sayısında meydana gelen 1/4 oranındaki azalma ve yakılıp yıkılan iskan yerlerinin tekrar iskan edilmemesi bu felaketlere birtakım göçebe toplulukların yol açtığını göstermektedir. Aynı dönemde Trakya ve Balkanlar’da meydana gelen ıssızlaşma bu toplulukların Balkanlar üzerinden gelen Hint-Avrupa kökenli Luviler’in olabileceklerini göstermektedir.

    (daha&helliip;)

  • Tarih Öncesi Çağlar – Bakır Çağı (Kalkolitik)
    Yazar: | Tarih: 18 Şubat 2010 | 4 Yorum var4 yorum Yorum var

    Bakır Çağı

    Bakır Taş Çağı veya Kalkolitik Çağ M.Ö. 5000-3000 arasında yaşanmış bir tarih öncesi dönemdir. Bakır Çağı’nın bir diğer adı Maden Taş Çağı’dır.

    Dönem hakkında

    Adını taşın yanısıra bakır kullanımından da alan Kalkolitik Çağ, kültür tarihinde ilk ön kent kültürlerinin başladığı dönem olarak bilinir. Yeni veriler, madenin ilk işlenmesinin Neolitik Çağ’ın Çanak Çömleksiz evresinde başladığını ortaya koymuşsa da, kullanımının çeşitlenmesi ve yaygınlaşması bu dönemde gerçekleşmiştir. M.Ö. yaklaşık 5000-3000 yılları arasına tarihlenen Kalkolitik Çağ, İlk, Orta ve Son olmak üzere üç aşamada incelenir.

    Gelişkin tarım ve hayvancılık, değişimleri giderek çabuklaştıadamları, çeşitli zanaatçılar gibi farklı grupların yanısıra anıtsal mimari, savunma ve sulama sistemleri, uzak mesafe ticareti ile lüks/prestij maddelerinin ticareti gelişmiştir. Bu gelişim sonucu, Anadolu’da, söz konusu çağ yerleşme yerlerinin (Adana), Yumuktepe Tarsus, Mersin, Arslantepe (Malatya), Değirmentepe (Malatya), Girikihaciyan (Diyarbakır) sayılabilir.

    Bakır Çağı aynı zamanda Kalkolitik Çağ demektir. Bakır Çağı yani Kalkolitik Çağ kendi dönemi içinde iki döneme ayrılmaktadır. Bunlar ise,

    – Erken Kalkolitik
    – Geç Kalkolitik

    (daha&helliip;)


sitemap